1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. 8 aylık Lozan’da Diplomatik körlük
Gündem Haberleri

GÜNDEM

8 aylık Lozan’da Diplomatik körlük

8 aylık Lozan’da Diplomatik körlük

Siyasi tartışmaları beraberinde getiren Lozan Antlaşması hakkında bilgi veren Tarihçi Prof. Dr. Caner Arabacı, 8 aylık süreçte 3 ana başlık üzerinde durulduğunu ve bunların başarısızlıkla sonuçlandığını söyledi

Lozan için oluşturulan komisyonda Türk heyetinin diplomat olmadığına dikkat çeken Arabacı, “Şahıs bazında değerlendirmek doğru değil. Lozan bin yıllık tarihin masa başı hesaplaşmasıdır. Karşıda İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan var. Rusya, ABD, Japonya gibi ülkelerde gözlemci. Batılı ülkeler açısında bir hesaplaşmadır. Bu nedenle ellerinden geldiği kadar moral bozmak için 8 aylık süreçte ellerinden geleni yaptılar. Bu konuda telgrafların şifrelerini çözdüler. Yapılan bütün hesapları ve neyin masada savunulacağını biliyorlardı. İnönü diplomat değil askerdir. İlk tecrübesini Mudanya’da kazandı. Mudanya ateşkes, Lozan ise kurtlar sofrasıdır. Psikolojik baskıyı yıldırma çabasını da üstlerinde hissettiler. Zafer kazanmış devlet ve millet olarak fiilen elde ettiklerimizin üstüne ne aldık diye sorduğumuz zaman elimizde bir şey yok. Bizim teknik heyet donanımlı değil. Bizim tek kazancımız tanınma oldu” dedi.

Lozan’da üzerinde durulan ana konuları başlıklar altında değerlendiren Tarihçi Caner Arabacı, şu bilgileri verdi:

 BOĞAZLAR VE SAVAŞ TAZMİNATI

“Lozan’da boğazlar, uluslararası komisyona verilir ve Türkiye bunu benimser. 1936’ya kadar Çanakkale’ye gidemeyiz. Boğazın iki tarafından 20’şer kilometrelik alanlar komisyonun yönetimine verildi. Montrö antlaşmasıyla boğazlarda söz hakkına sahip olabildik. Bunda bile 15 gün öncesinden ticari büyük gemiler için haber vermek şartı var. Lozan’da boğazlar Türkiye’nin elinde değil ve 1936’dan sonra bile sorunlar var. Türkiye, Kanal İstanbul’un hayata geçmesiyle birlikte yeni bir açılımlar getirebilir. Harp tazminatı konusu da içler acısıdır. Harpte ülkesine haksız saldırılan ülkeye savaş tazminatı ödetilir. Yunanlılar Batı Anadolu’yu kasaba kasaba yaktı ve savaş suçu işledi. Yunanistan’dan bir kuruş tazminat alınmadı”

“SINIRLAR KONUSUNDA MİLLİ MİSAK BAŞARISIZ OLDU”

“Lozan’da sınırlar konusuna bakıldığı zaman, Türkiye’nin 1920’de Milli Misak yemini var. Bu yemine göre Batı Trakya, Batum, Musul bizim olmak durumundadır. Lozan’da bunların hiç biri başarılamadı. Musul, Iraktadır ve bu sınır 1926’da çizildi. 1. Dünya Savaşı’nı sonlandıran anlaşma 1918’de imzalandı. Bu anlaşmaya göre Musul bizim elimizde ama daha sonra İngilizler buna uymadı. Misak-ı Milli’ye göre 1918’de Türk ordusunun olduğu yerler bizim olarak kabul edildi. Bunun yanı sıra Ege’deki adalar sorunu çözülmedi. Adaların Lozan’da İtalya’ya ait olduğu Uşi’ye rağmen benimsendi. 12 adanın dışındaki 3 bin 500’ün üzerindeki adalarda verildi. Batı Trakya’da Karaağaç konuşulur. Burası zaten bizimdi. Batı Trakya’yı korumayı başaramadık”

“HEYET İÇİNDE DÜŞMAN GİBİ ÇALIŞANLAR VARDI”

“Borçlar konusunda da başarısız olduk. Lozan’da acı tartışmalar var. İsmet İnönü’nün başkanlığındaki komisyonda uzun yıllarını Düyun-u Umumiye’de geçirmiş insanlar var. Burada İnönü ‘Osmanlı döneminde borç alındı. Bunu ödeyeceğiz ama Osmanlı’dan ayrılan ülkelerin borcunu değil, Türkiye’nin payına düşeni ödeyelim’ diyerek haklı bir tespiti var. Bu tezi heyetimizdeki adamlar ‘borçlar bütündür parçalanamaz’ diyerek sanki düşmana çalıştılar. İsviçre’den uzman birine araştırma yaptırıldı ve borçların bölünebileceği ortaya çıkınca İnönü’nün tezi savunulmaya başlandı. Bu açıdan bakıldığı zaman teknik heyet bakımından da bir garabet var”

“AZINLIK KONUSU CUMHURİYET DÖNEMİNİ ETKİLEDİ”

“Azınlıklar geçmişe göre değerlendirildiği zaman başarı olarak asla görünmez. İngilizler bize en başta ‘iki eliniz kanlı azınlıkları size teslim edemeyiz’ dedi. Onlara farklı statü istediler. Bu dayatma Cumhuriyet devrindeki bazı yasaları da etkiledi. Yerli bir medeni kanun yapamadık. Azınlıkları da kapsayacak bir Lozan dayatmasıyla çeviri kanun yapıldı. Hukuki taleplerimizi geri alıyoruz diye Ermeni, Rum ve Yahudi cemaatlerinde Türkiye’ye dilekçeler alındı. Lozan’daki statü, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki hukuki yapıyı da etkiledi. Yasalar milletlerin kültürüne göre yapılır. Başka milletlerin aile kurumunun yapısı alındığında bizim ihtiyaçları karşılamaz”

İlyas Şen

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Gündem Kategorisinden Son Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Anadolu'da Bugün | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
© Copyright 2017 İDEA GROUP İletişim ve Reklam Hizmetleri San. Tic. A.Ş