1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. Ahşabı sanata dönüştürdü
Röportaj Haberleri

RÖPORTAJ

Ahşabı sanata dönüştürdü

Ahşabı sanata dönüştürdü

Konya’da babasının kereste atölyesinde ağaç üzerine şekiller çizerek başlayan merakını sanata dönüştüren Ahşap Ustası Ali Ulaş, 50 yıllık ağaçlar üzerine ayetler, sureler ve resimler işliyor

Hiçbir eğitim almadan ahşap süsleme sanatına yeni bir boyut kazandıran Ali Ulaş, çocukluğundan beri keresteci olan babasının yanında çalıştığı dönemde ahşabı sanata nasıl dönüştürdüğünü anlattı.

Ali Ulaş kendinizi tanıtır mısınız?

1976 Konya doğumluyum. İlköğretim eğitimimi Cengiz Topel İlkokulunda bitirdim. Ardından Kur’an kursuna gittim. 1991 yılında 100. Yıl Mesleki Eğitim Merkezi’nden meslek üzerine kalfalık diplomasını aldım.

Sanata olan merakınız ne zaman başladı?

El sanat tasarımlarına hep ilgim vardı. İlk olarak kanun fülotalarını işlemekle başladım. Bir tezgâh kurup daha detaylı işler yapmak istesem de önümde babam olduğu için hep onun izinde gitmek zorunda oldum. Her şeyi babama soruyordum. Bir gün ağacın hangi yüzünün düz olduğunu soracaktım, sonra niye sorayım ki diyerek beyaz olan yüzünün düz olduğunu düşündüm. Ama iş öyle değilmiş babam bana önce ahşabın yıl halkalarını kâğıda çizdi. Dedi ki, ‘Bak oğlum sen neden yaratıldın topraktan, toprak olduğun içinde insan özüne döner. Öze dönme hikâyesini anlattı. Ağaçta yıl halkalarında kendini özüne döner’  babamı hep dinler, ama onun çizgisinde biraz daha farklı şeyler yapmak için hep uğraşırdım.

Babanızın hayatınızda çok önemli bir etkisi var? Babanızda Türkiye’nin sayılı ahşap ustalarından değil mi?

Babamın mizacı çok sertti. Bizleri çok iyi yetiştirdi. Ama nasihatleri gerçekten insanı çok düşündürürdü. Babam bizlere hep ‘Yaptığın şeyi ya eksik bırak anılsın ya eser yap anılsın’ bu kelime hep çok hoşuma giderdi. Çünkü kendisi gerçekten iyi bir ustaydı. Japonya’da yapılan tokyo camisi için Türkiye’de biz ve 5 ustayla birlikte götürüldük. Oradaki camiyi biz yaptık. Kendisi sadece bir usta değil, aynı zaman işiyle ilgili derin bilgiye sahipti.

Camide neleri yapıyorsunuz? Hangi farklı çalışmaları yapıyorsunuz?

Ahşap vazi kürsüsü, cami kapısı ya da penceresi, müzezin mahvelesı, rahle gibi camide ahşap olan ne varsa bunları yapıyorduk. Bunun yanı sıra farklı olarak hurda kalan ağaçları birbirine karıştırarak ahşap ürünler, beğendiğim bir resim ahşap üzerine işliyorum. Ayetler dualar usulüne uygun bir şekilde ağaç üzerine işliyorum. Aynı zamanda tarihi camilerin restorasyonlarını da gerçekleştiriyoruz. Eski dönemlerde bunları elle yaparken bu durum pratikleştirmek gerektiğini düşünerek siensi tezgâhlarını yaptım. Onu yaptıktan sonra doyuma ulaşamadım. Çizim programının yetkilisi oldum derken biz artık İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde çalışmaya başladık. Yaptığım bütün bu işler babamdan habersizdi ancak o da çabamın karşılığını görünce, ‘Oğlum, gölgenin altında durma gölgen olmaz, güneşin altında dur bir gölgen olsun’ derdi. Emeğimin görünce babam da desteğini esirgemedi.

Ahşabın bir Osmanlı sanatı olduğunu biliyoruz, Osmanlı da ahşap sanatıyla ilgili ne gibi incelikler vardır?

Selçuklu ve Osmanlı modelleri üzerinde daha çok çalışmaya başladım. Ahşap bir Osmanlı sanatıdır. Osmanlı’da yapılan tüm eserler ebediyetlik gözüyle yapılan eserlerdir. Mesela ağacın birbirine kitlenmesini sağlayan kündekari günümüzde artık sahteleşti. Ağacı birbirine kilitlemek yerine yapıştırıyoruz.

Hangi ağaçları kullanıyorsunuz?

Babamdan kalan 50 yıllık ceviz, çam, meşe, katran, sapalle, ağu ağaçlarını muhafaza ediyorum. Bu ağaçlarla ilgili farklı şeyler yapmayı planlıyorum.

Önümüzdeki dönemlerde yeni bir belgesel çekiminiz var? Çalışmalar ne zaman başlayacak?

TRT 1’in prodüksiyonunda çalışan İsmet Keten adında bir arkadaşımız var onunla görüşmelerimiz devam ediyor. Tarihi eserleri gündeme getirmek için çalışmalar yapacağız. Ecdadımızın yaptığı eserlerin devamı maalesef yapılmamış. Neden biz yenisi yapmayalım.

TRT’de bir belgeselimiz çıkacak, çalışmalarımızı tamamladıktan sonra.

Sanatkâr ve usta arasındaki fark nedir?

Sanatkâr yeni bir eseri ortaya koymadır. Usta sanatkârın eserinin aynısını yapabilme becerisidir. Kalfa ustaya tabidir. Çıraklık ise eğer yetişebilecekse fidan olabilmektir. Yani kalfanın gölgesinde ona yetişebilmektir. Bizler sanatkâr değil ancak ustayız. En büyük Sanatkâr Mimar Sinan eserlerinde o kadar çok incelik var ki günümüzde halen nasıl yaptığı çözülemiyor.

Ahşap işçiliğinin inceliği nedir?

İşçiliğin detayı ağaca verilen hürmet yönlerini daha iyi tespit edebilmeleriyle alakalıdır. Tabii biraz da ağacın geçmişini bileceksiniz. Kuzey cephesindeki ağaçlar biraz daha sert olur. Güney cephesindeki ağaçlar biraz daha kaba olur, çabuk büyür, lodosu yer erken filizlenir.

Doğudaki batıdaki yönlerine göre ağacın yuvarlak kısımlarında bir tarafı hafif sık, bir kısımları da hafif kaba yani ekseni orantısız büyür. Dış cepheye yapılacak işlere sıkı ağaçlar,  iç cepheye ise kaba ağaçlardan oluşur. Burada bir incelik var. Çünkü böylelikle yapılan kapıları ebediyen kullanabilirsiniz. Osmanlı tüm bu incelikleri hakkıyla yerine getirmiştir. Bu yüzden de günümüze kadar tarihi yapılar özellikleri korumuşlardır. Mesleğin en büyük inceliği sabır ve dikkattir. 40 sefer ölçüp bir seferde yapmak gerekiyor.

Türkiye’de işini inceliğini ortaya koyan beğendiniz bir sanatkâr var mı?

Türkiye’de gerçekten bu işi hakkıyla yapan mimar Hilmi şenalp var. Kendisiyle zaman zaman hala çalışırız. Ankara’da Mescidi Aksa Cami de birlikte çalıştık. O dönem Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’da camiyle birebir ilgilenmişti. Mesela taktığımız hopörleri söktürüp kullanılmayacağını söylemişti. Nedenini sorduğumuzda hocanın olduğu yerden sesin 6 ila 10 cm yükselmesi gerektiğini söyledi. Halıları kaldırdı, merdiven topuzunu yarım cm kısalttırdı. Bütün bunlar sesin dengeli bir şekilde çıkmasını sağlamak olduğunu açıkladı. Detayları bilen çok az insanlardan biri Japonya’daki Tokyo Cami’yi de o çizdi. Bazen uğrar ama vakti hep kısadır. Kendisiyle çalışmak büyük keyif çünkü hep yeni şeyler öğretir.

Ağaç üzerine ayet ya da dua yazmak zor olsa gerek. Çünkü hattatların aylarca çok uğraştıklarını biliyoruz. Siz de zorlanıyor musunuz?

Ahşap üzerine yazılan ayetler ve sureler büyük bir titizlik gerektiriyor. Ben bir Ayet’el Kürsü’yü yazarken 2,5 ay uğraş verdim. Hattat ustası Erkân hocama her defasında gösterdim. Hiç hatalarımı göstermeyerek ‘kendi bul’ dedi. Eğri yazılması ok ve karış mesafesi çok önemli yazının aslına uygun olması gerekir. Oysa bilmeyenlere sadece ayet ve sure gibi gelir.

Konya’daki hangi tarihi mekân size göre güzel işlenmiş?

Konya’da Alâeddin Cami ve Eşrefoğlu Cami çok güzel işlenmiş. Bunun yanı sıra Edirne, Bursa, Ankara gibi Türkiye’nin birçok yerinde tarihi güzel camiler bulunuyor.

Sanata olan ilginiz sadece ahşapla kalmamış. Aynı zaman ud müzik aletini de çalıyorsunuz. Nasıl başladınız?

1991 yılında parmağımı makine da kesildi. Parmağım eğri kaldı. Dükkânımıza uğraya bir kanun ustası tamir için getirdiği cümbüşünü daha sonra hediye etti. Babamın bir arkadaşı çok güzel ud çalar cümbüşü görünce sordu, ben de hediye olduğunu söyledim. Çalıp çalmadığımı sordu bu parmakla çalamayacağımı söyledim. Sağ olsun bana bu parmağına iyi gelecek sen çalmaya çalış deyince o azimle başladım mücadeleye bunu daha iyi ileriye götürebilir miyim diye düşündükten sonra hem bir ud hem de bir kitapçık aldım. Makam bilmeden ud çalınmaz çünkü parmak yer değişirse makam değişir burada detay var. Herkesten bir şey öğrenmeye çalıştım. Müzikle hobi olarak uğraşıyorum. (Melek Sarıtaş)

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Röportaj Kategorisinden Son Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Anadolu'da Bugün | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
© Copyright 2017 İDEA GROUP İletişim ve Reklam Hizmetleri San. Tic. A.Ş