Röportaj Haberleri

Röportaj

Aile hekiminin fotoğrafçılık başarısı
17 Nisan 2017 11:55

Aile Hekimi Fotoğrafçı Muzaffer Temel, “Kalp kriz geçirdiğimde anjiyo yapıldı. Kalp kaslarının hasar gördüğü söylendi. En son yaptırdığım kontrollerde kalbimde sanki hiç hasar yokmuş gibi olduğu ortaya çıktı. Bunu da fotoğrafa borçluyum.” dedi.

Aile hekiminin fotoğrafçılık başarısı

Aile Hekimi ve aynı zamanda Anadolu Üniversitesi Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümü son sınıf öğrencisi Muzaffer Temel ile fotoğrafçılığa nasıl başladığı ve fotoğrafın yaşamına kattıklarını konuştuk.

Muzaffer Temel sizi tanıyabilir miyiz?
1960 doğumluyum. Konya Ereğli’de doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Ereğli’de tamamladım. Tam da Türkiye’nin en karışık olduğu dönemlerde Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdim. Ardından yurdun değişik illerinde pratisyen hekim olarak da görev yaptım. Konya’ya geldim. Çeşitli ilçelerde çalıştım. Sonra Sağlık Bakanlığı’nın her kademesinde görev yaptım. Sağlık ocağı hekimliğinden tutun, hastane idareciliğine kadar çeşitli görevlerde bulundum. Aile hekimliğinin başlaması üzerine de 1 No’lu Aile Sağlığı Merkezi’nde halen görev yapıyorum. Evliyim. Kendisi de baba mesleğini seçen bir oğlum var. Şu anda Ankara’da uzmanlık eğitimi alıyor. 

muzaffer-temel--(2).jpg

Fotoğrafçılığa olan merakınız ne zaman başladı?
Benim hiçbir merakım yoktu. Hatta fotoğrafı tam anlamıyla bir zaman kaybı olarak görürdüm. Babamı 6 sene önce kaybettim. Tabii hatıraları canlı tutabilmenin en önemli yolundan biri de fotoğraftır. Fotoğrafları topladım baktım ki zavallı babamın, doğru dürüst çekilen bir fotoğrafı yok. Ayrıca beraber çekindiğimiz fotoğraf sayısı 10 taneyi bile geçmiyor.

Tabii bu bende bir boşluk duygusu oluşturdu. Babamdan bana kalan fotoğraflarda da yüzünü tam olarak net görebileceğim doğru dürüst bir fotoğraf yok. O an fotoğraf nasıl çekilir, kimden öğrenebilirim diye düşündüm. Ancak araştırmak gibi bir çabanın içine girmedim.

Bir gün bilgisayarda bakarken KOMEK kurs ilanını gördüm. Baktım ki süresi geçmiş. Harmancık Kursu Merkezi’ne tıkladım orada Fotoğrafçılık Bölümü’nün açık olduğunu gördüm. Siteye girdiğimde ön kayıt için sistem izin verdi süresi geçmesine rağmen kayıt oldum. Antalya’da bir kongreye giderken bir hanımefendi aradı, ‘kaydınızı kesinleştirelim mi?’ dedi. Önce Harmancık’ın nerede olduğunu, nasıl gidebileceğimi sordum ve gittim. 

muzaffer-temel--(3).jpg

Kursa hobi olarak mı başladınız?
İlk hocamız Ali Işık’tı kursa giderken de sadece hoş vakit geçirmek amaçlı gittim. Fotoğraf makinem yoktu, almayı düşünmüyordum. Bir gün hoca dedi ki ‘tuz gölüne gideceğiz fotoğraf çekmeye’ evime yakın olan bir teknoloji mağazasına giderek hocanın tavsiye ettiği markayı değil, 100 TL aşağı olan bir makineyi aldım.

Aynı zaman fotoğrafçılık bölümü öğrencisiniz, artık sizin için hobi olmaktan öteye geçti değil mi?
Eskişehir Anadolu Üniversitesi Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümü son sınıf öğrencisiyim, bu sene mezun olacağım inşallah. Babamın ardından annemi de kaybettim. Benim için büyük bir travmaydı. Annem kanser hastalığına yakalanmıştı ve onun ölmesini elini tutarak ekrandan takip ettim. Bu durum beni çok derinden etkiledi. Bunun üzerine 1,5 ay sonra kalp krizi geçirdim. İşte fotoğrafın büyülü eli kalp krizi geçirdikten sonra bana değdi. Annemi kaybettikten sonra yaşadığım üzüntüyü ve hastalık sürecim fotoğraf sayesinde atlattım dersem yalan olmaz.

muzaffer-temel--(4).jpg

Fotoğraf sizin için artık ne ifade ediyor?
An geçer, anılar kalır. İşte fotoğraf bu anın geçtiği anıların kaldığı belge olma özelliğini taşıyor. Anın saptandığı çok güzel bir araç.

Fotoğrafçılık siz de bir tutku halini aldı mı?
Kesinlikle aldı. Çünkü kalp kriz geçirmeme rağmen kafama koyduğum bir kareyi çekmek için her türlü şeyi yapıyorum. Tırmanmak gerekiyorsa, tırmanıyorum. Koşmak gerekiyorsa koşuyorum. Hâlbuki kalp krizi geçirdikten sonra nabız sayısını arttıran hareketlerden uzak kalmak gerekir. Düşünün Hz. Mevlana Müzesi’ni sırf yukardan çekebilmek için Selimiye Cami’nin şerefesine çıktım. O anda kalp krizi geçirsem bana müdahale edecek kimse olmaz. Bu hakikaten cesaret ister, bambaşka bir şeye bu hayat tarzı beni tamamen çevreledi avucunun içine aldı.

KOMEK kurslarından verilen eğitimi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Fotoğrafın kendince bir dili var. Evrensel bir değeri ve kuralları var. Bu sanatı doğru anlayıp doğru anlatabilmek için bu dili iyi yorumlayabilen iyi aktarabilen öğreticilere ihtiyaç var. İşte benim için bu öğretici Mustafa Binol, hoca oldu.  Bir dönemde ondan kurs aldım. Ama bizim Mustafa Binol hocayla aramızda usta-çırak ilişkisinden çok dostluk ilişkisi var. Onun benim hayatımda kapladığı yer benim fotoğrafla ilgili büyük şeyler düşünmeme neden oldu. Çok iyi şeyler yapıyor muyum, takdir görenlerin ancak öğrenme isteğim çok güçlü bunun için çaba sarf ediyorum.

muzaffer-temel--(5).jpg

Bir hekim olarak fotoğrafçılık kursuna başlamanız yeni bir uğraş edinmeniz sizin hayatınızda neler değiştirdi?
Fotoğraf sayesinde Türkiye’nin batı bölgesine aşağı yukarı hemen hemen gezdim. Birçok insanla tanıştım. Tanıştığım insanların hemen hemen hepsinin hayatlarının içine girdim. Gözlerine baktığım zaman ruhlarının içine girdiğimi hissetim. Onların hayatlarından bir parçayı deklanşöre bastığım anda aldım. İnsanlar arası ilişkilerin nasıl doğru kurulmasını  gerektiğini öğrendim. Çok aksi duran insanlardan bile yanlarında durup güzel cümlelerle iki kelime ettiğinizde bir şeyler istediğinizde alabileceğinizi görüyorsunuz.

Sizce fotoğrafla resim arasındaki fark nedir?
 Fotoğraf böyle büyülü bir dünya diyebilirim. Bir karenin içerisine resim yapar gibi değil. Çünkü resimde hayal ettiğiniz çizersiniz. Belki stüdyo fotoğrafçılığından da bu böyle olabilir. Yan yana koyup kurgulayabilirsiniz. Ama fotoğrafta o karenin içerisine hapsettikleriniz gerçek yaşamdan kesitlerdir. Çoğu zaman bir çocuğun yüzündeki o masum ifadeyi ya da yaşlı bir insanın yüzündeki o yılların yaşanmışlıklarını olduğu gibi tuvale aktaramazsınız. Hiçbir fırçanın çizemeyeceği o yaşanmış hayat hikâyelerini fotoğrafta görebiliyorsunuz.

Aldığınız ödüllerden söz eder misiniz?
Birtakım yarışmalara katıldım. Çok da büyütülmeyecek farklı farklı ödüller aldım. Meram Belediyesi’nin Dört Mevsim Meram Yarışması’nda ödül aldım. Büyükşehir Belediyesi’nin Çiçek Gibi Konya Fotoğraf Yarışması ve Burdur Bucak’ta Fotoğraf Maratonu’nda yine bir sergileme ödülü aldım. Benim için büyük başarılar olmasa da teşvik edici ödüller aldım.  

Yaşam tarzınızda neler değişti?
Hafta içi en az 4 gün fotoğrafla ilgili mutlaka bir şey yaparım. Fotoğraf çekmeye başladıktan sonra hiçbir hafta sonunu evde geçirmedim. Hafta sonları mutlaka program olur, bir yerlere arkadaşlarla beraber fotoğraf çekmeye gideriz. Haftada bir de Anadolu Selçuklu Fotoğrafçılar Derneği’nde sunum yapıyorum.

muzaffer-temel--(8).jpg

Bir anınızdan söz eder misiniz?
Hayatımda yaşadığım ve bir daha yaşamayacağım bir deneyim yaşadım.  Bu kış Beyşehir’de ayağım altında çıtır çıtır eden buzun üstünde gölün ortasına kadar yürüdüm ve fotoğraf çektim. Ayrıca fotoğraf çektikten sonra bakmakla görmenin aynı şeyler olmadığını fark ettim. Her karede bir hikâye var görebilirseniz. Evimin önünden daima geçen bir çiçek satıcısı var. Tekerlikli arabada çiçek satar o adamı hep görürdüm, hiç dikkat etmezdim. Meğer adam engelliymiş fotoğraf çekmeye başladıktan sonra onun engelli olduğunu anladım.

Kaç fotoğrafınız var albüm yapmayı düşünür müsünüz?
Evimin penceresinden çok kare çektim. Hatta bu şekilde çektiğim fotoğraflara “pencerem yansıyanlar” diye adlandırdım. Çok sayıda insanın fotoğrafını çekmişimdir. Her birisi ayrı bir hikaye, farklı bir dünyadır. O dünyanın hepsi bu hard diskin içinde hemen hemen 100 bine yakın fotoğraf var. Albüm yapacak o kadar profesyonel değilim. Ancak fotoğraf mutlaka yaşam içinde bir yerlerde olmalı. 

HASTALIĞINA TERAPİ OLDU 
Fotoğraf çok ilginç bir şekilde iyileşmenize neden oldu? Bundan söz eder misiniz?

Kalp kriz geçirdiğimde anjiyo yapıldı. Kalp kaslarının hasar gördüğü söylendi. Çok dikkatli olmam gerektiği anlatıldı. Ama en son yaptırdığım kontrollerde kalbimde sanki hiç hasar yokmuş gibi olduğu ortaya çıktı. Bunu da fotoğrafa borçluyum. Çünkü onunla birlikte hareket ediyorum. 

Konya’da fotoğrafçılıkla ilgili faaliyetleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Konya’da fotoğrafçılık son zamanlarda oldukça iyi diyebilirim. KOMEK kurslarının Konya’da fotoğrafçılığın gelişimine katkısı çok büyük. Gençlerin ilgisi güzel tabii teknolojinin gelişmesi de fotoğrafçılığa olan ilgiyi daha da arttırdı. Konya’da bu anlamda klüpler var. Hz. Mevla Müzesi’nin önüne ne zaman gitsem elinde bir fotoğraf makinesiyle her kesimden insanın elinde makineyle fotoğraf çektiğini görüyorum. / Melek Sarıtaş
 

 

Yorumlar (0)

Gazeteler