Röportaj Haberleri

Röportaj

Atlı terapiyle şifa buluyorlar...
30 Ocak 2017 10:06

S.Ü Atlı Terapi Binicilik Antrenörü Güler, “SÜ Veteriner Fakültesi Binicilik Tesisleri’nde down sendromlu, otistik, hiperaktif hastalarla ağır stres ve depresyon rahatsızlığı bulunanlara özel eğitimli atlar ile terapi uyguluyoruz” dedi.

Atlı terapiyle şifa buluyorlar...

Selçuk Üniversitesi (SÜ) Veteriner Fakültesi Binicilik Tesisleri ne zaman faaliyete geçti?

Atlı binicilik klübümüzde daha önce özel bir sistemde çalışıyorduk. Asılnda 1998 yılında beri faaliyette ancak 1 Ocak 2015 tarihi itibariyle Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ne geçerek resmiyet kazandı.

Kulüpte neler yapıyorsunuz?

Pansiyoner hizmet veriyoruz, bunun dışında alt yapıdan gelen çocuklara lisans aldırarak spor yönlediriyoruz.  Profosyenel ve engel atlamaya yönelik binicilik eğitimlerinin yanı sıra keyfi binişler de yapıyoruz. Aynı zamanda atlı rehabilitasyon eğitimi de gerçekleştiriyoruz. 

Atlı rehabilitasyon eğitimleri kimlere veriliyor?

 Binicilik terapisi hedef grubu çok yaygın bir terapi türüdür. Atlı terapiden; zihinsel engelliler, fiziksel engelliler, hiperaktif,  sosyal yetersizlik, duygusal yetersizlik, travma geçirmiş kişiler, yaşlılar, madde bağımlıları çocuk gelişimi gibi çok farklı hedef grubunu içinde barındıran insanlar faydalanabiliyor. 

Şu anda atlı rehabitasyon çalışmalarınız devam ediyor mu?

Şu an kış dönemi olduğu için biraz ara verdik. Hava şartları çocukları çok olumsuz etkileyebiliyor ama 7 çocukla bu çalışmalarımız devam ediyor.

Atlı terapi eğitimi nasıl veriliyor?

Atın fiziksel yürüyüşünden faydalanıyoruz. Bu yürüyüşün yanı sıra çocuk atın üzerindeyken oyunlar oynatarak rahatsızlık bölgelerine hitap edebileceğimiz ve o bölgeleri çalıştırabileceğimiz değişik oyun koreografileri buluyor. Bu oyunlar eşliğinde binişi hem sıkıcılıktan kurtarıyoruz hem de çocuğu atın dışında motor yeteneklerini biraz daha kullanması için çalıştırıyoruz. Örneğin, at üzerindeyken bir sırığa halka atması gibi…

 Terapi görüp olumlu dönüşler aldığınız çocuklar oldu mu?

Elbette oldu. Tamamen bir iyileşme olmasa da çocukların hareket kabiliyeti arttırıldı. Talha Gökay Ildız adındaki Serebral Palsi hastası (duruşu ve hareketleri etkileyen fiziksel engellilik türü) öğrencimizle 7 aylık bir terapimiz oldu. Talha bize ilk geldiği zamanlarda atlara karşı çok ön yargılıydı ve onların kendisine zarar vereceğini düşünüyordu. Önce özel eğitimli atlarımızla bu ön yargıyı kırdık. Atlara yaklaşmasını sağladık. Birlikte tımar yaptık, çeşitli oyunlarla atla bir şekilde iletişimini kurduk. At üstüne bindirdiğimizdeki tepkilerini gözlemledik. İlk başlarda korku ve aşırı kasılmalar vardı. Bizim de zaten eğitimlere başlarken ilk amacımız özel binicilerimizin at üstünde rahatlamasını sağlamaktı. Çünkü at üstünde rahat olmadığında atla iletişimleri sıkıntılı olacağı için çok fazla salınım hareketlerinden, atın onlara katkılarından yararlanamıyoruz. Özel öğrenci olduğu için gelişmeleri ve ilerlemeleri sabırlı davranarak uzun vadede gözlemleyebiliyoruz ve çok iyi noktalara gelebiliyoruz. Aslında en çok da bu terapi onları psikolojik olarak fayda sağlıyor. Çünkü bir şeyleri başarabileceklerine olan inançları artıyor. Bunun dışında bir de hiperaktif bir öğrencimiz vardı. Kendisi hareketlerin kontrol etmekte zorlanıyordu çünkü yerinde durmuyordu. Bu tabii aynı zamanda okul başarısını da etkiliyor. İlk geldiğinde 2 yan yürüyücü, bir çekici ve bir antrenör olmak üzere toplamda 4 kişi çalışıyorduk. Çünkü dikkat dağınıklığı çok fazlaydı, atın üzerinde bir türlü durmuyordu. 7 aylık bir terapinin ardından tek başına ata bindirmeye alıştırdık. Artık hareketlerin kontrol etme kabiliyeti kazandı. Engelli bir çocuğun, yarım saatliğine de olsa elini kaldırıp bir şeyler yapması engellerinden kurtulması çok önemli bir duygu bunu görebiliyoruz. Fiziksel olarak katkılarımızdan ziyade psikolojik olarak bu çocuklara katkımızın daha fazla olduğunu düşünüyorum. Yaptığımız çalışmaların yaşama tutunmaları konusunda onlara çok büyük fayda sağladığını düşünüyorum.

 Hangi cins atlarla terapiler yapıyorsunuz?

Terapide her şeye çok tepki vermeyen uygunluk eğitiminden geçen iki atımızı kullanıyoruz. Haflinger cinsi atlarla terapiler gerçekleştiriyoruz. Bu cins atlar; belleri kalın kuvvetli kas yapılarına sahip çocuklara uygun olan yüksek boylu olmayan atlardır. Bir de İngiliz ırkı Uğur adında bir atımız var o da 60 kg üstünde olan çocuklarımızı bindiriyoruz. Çocukları ata ilk olarak eğer olmadan bindiriyoruz. Seviye atladığımız zaman da eğerli binişler yapıyoruz.

Eğitimlerde aynı zamanda çocukların yetenekleri de ortaya çıkıyor. Engelli yarışmalarına sporcu yetiştirebilecek imkânlara sahip misiniz? 

Biraz imkânımız kısıtlı ama yaygınlaşmaya başladığında inanıyorum. Bu çocuklar başarılı olacak ve engelli olimpiyatlarına girebilecek seviyelere gelecek. Çünkü bizdeki asıl amaç çocuğu tedavi ederken çocuğun yetilerini ortaya çıkarmak, onun alt yapısın oluşturmak. Engellerin aşılmasını bırakın engelli bir bireyinde mucizeler yapabileceğini görüyoruz. Avrupa’da bu yarışmalar çok yaygın ancak bunlar için yeterli materyallerimiz yok. Örneğin; bu yarışmalara katılabilecek atlara sahip değiliz. Çünkü atlarımız; sakin terapiye uygun fakat bir engelli çocukla müsabaka koşacak atımız yok. Şartları sağladığımız takdirde özelikle yatkın ve istekli olanlarla çok güzel çalışmalar ortaya koyabiliriz.

Atlı terapi eğitimi yeterince yaygın mı?

Yaygınlaştığını biliyorum. Atlı kulüplerin çoğu bünyesinde atlı terapi eğitimi vermeye başladı. Fedarasyon bununla ilgili bir yönetmelik oluşturdu. Bu tarz kulüplere teşvik anlamında katkılar sağlayarak kontrol mekanizmasını gerçekleştirecek. Çünkü herkes rehabilitasyon yapıyoruz diyerek çocuğu atın üzerinde gezdirirse bu da yanlış olur. Dolayısıyla aslında bu durumu da ortadan kaldıracak cezalar yazılacak. Atlı terapi eğitiminin daha bilgili ve bilinçli bir şekilde yaygınlaşmasını sağlayacak. Aslında bizler engelli çocuğa sahip tüm ailelerin zengin fakir ayırt etmeden bu eğitimden faydalanmasını isteriz, bunun içinde kulüpler ve belediyeler arasında bir anlaşma sağlanabilir. Çünkü çok zor bir durum, ancak başına gelen aile anlar. Çocuklarla uğraştığımız için anne ve baba kadar bilmesek de bu zor durumu aslında biz de görüyoruz. Bu koca yürekli anne ve babalara teşekkürlerimi sunuyorum. Burada önemli olan engelli çocukların eve kapatılmamasıdır. Parkta oynayamasa da orada hava alması etrafını izlemesi bile yetebilir. Çocuklara sürekli engelli muamelesi yapmak ve her şeyden mahrum bırakmak doğru değil. Bu şekilde yapmak aslında onların engelleri yüzünü vurmakla eşdeğerdir. 

Melek Sarıtaş / Anadolu'da Bugün

 

Yorumlar (0)

Gazeteler