1. YAZARLAR

  2. Ömer Faruk Apaydın

  3. Bir Millet İstiyorum II
Ömer Faruk Apaydın / Köşe Yazarı

Bir Millet İstiyorum II

Toplumları millet yapan, milletleri tek yürek haline getiren, yıllar içinde biriktirerek meydana getirdikleri ortak kültürleri ve inançlarıdır.

Bir milletin meydana getirdiği kültür o milletin her şeyidir. Kültür, bir milletin maddi-manevi değerleri, bir milletin bütün sanat faaliyetlerinin, örf ve adetlerinin, anlayış ve davranışlarının, toplamıdır. Bu toplam bozulmadan nesilden nesile aktarılmalıdır.

Acaba Toplumsal kültürümüzü gelecek nesillerimize aktarabiliyor muyuz? Bu konuda ne kadar başarılıyız? Maalesef çok başarılı olduğumuz söylenemez. Yeni nesillerimiz üzerine oturduğumuz büyük tarihsel birikimimizin farkında olmadan, batı kültürünün etkisinde yetişiyorlar.

Oysa bu şanlı milletin tarihi altın sayfalarla ve kahraman şahsiyetlerle dolu. Bu kahramanları yeni nesillerimize tanıtabilirsek onların örnekliğinde nasıl bir millet olabiliriz gösterebilirsek hem kültürümüzü aktarmış hem de geleceğimizi kurtarmış oluruz.

★ ★ ★ ★ ★

Yavuz Sultan Selim’in Rüyası…

Mısır Seferine çıkılacağı günlerdi. Yavuz Sultan sırdaşı Hasan Can’ı, huzuruna çağırttı. Sohbet esnasında ona;

“-Hasan Can anlat bakayım, bu gece nasıl bir rüya gördün?” diye sordu. Hasan Can, anlatmağa değer bir rüya görmediğini söyleyince Yavuz ona:

“-İnsan bütün bir gece uyur da hiç rüya görmez mi? Herhalde bir rüya görmüşsündür.” diye ısrar etti. Bir şey hatırlayamayan Hasan Can mahcup oldu. Daha sonra bir vesile ile rüyayı Kapı ağası Hasan Ağa’nın gördüğünü öğrendi ve kapı ağasına gördüğü rüyayı anlattırdı. Ağa şöyle dedi:

‘Bu gece Harem dairesi nur yüzlü kimselerle doldu Sultanın kapısı önünde de ellerinde birer sancak bulunan dört kişi duruyordu. En öndeki zatın elinde Sultanımızın sancağı vardı. O zat bana dedi ki:

“-Biz neye geldik, bilir misin?” Ben de;“-Buyurun!” dedim. Bunun üzerine:

“-Şu gördüğün mübarek kişiler, Rasûlullah (s.a.v)’in ashabıdır. Hepimizi Rasul-i Ekrem Efendimiz gönderip Sultan Selim Han’a selam söyledi ve buyurdu ki: “ Harameyn’in (Mekke-i Mükerreme ve Medîne-i Münevvere’nin) hizmeti kendisine verildi, kalkıp gelsin!

Bu gördüğün dört kimsenin birisi Ebû Bekr Sıddık, diğeri Ömer-u’l-Faruk, bir diğeri de Osman-ı Zinnüreyn’dir. Ben de, Ali bin Ebi Talibim. Bunu hemen gidip Selim Han’a müjdele!” dedi ve aniden hep birlikte kayboldular.”

Hasan Can, Kapı ağası Hasan Ağanın rüyasını Sultana aynen nakletti. Padişahın mübarek yüzü kızardı ve gözlerinden sevinç yaşları boşanarak;

“Ey Hasan Can! Sana demez miyiz ki, biz, bir tarafa memur olunmadıkça hareket etmeyiz. Ecdadımızdan her biri evliyalıktan nasibini almışlardır. Her birinin nice kerametleri vardır, içlerinde bir biz onlara benzemedik” dedi.

Meğerki Koca Sultan da o gece aynı rüyayı görmüş. Bunun üzerine 1516’da Mısır seferine çıkıldı.

★ ★ ★ ★ ★

Bu topraklar ve bu millet böyle Padişahlar ( yoksa evliyalar mı demeliydim) gördü. O padişahı ve o milleti bir düşünün, nasıl bir hayat sürdüler, nasıl bir toplumsal kültür oluşturdular ki arkalarından anlatılacak böyle büyük ve aziz hatıralar bıraktılar.

Bu rüyaları yeniden görecek ya da şöyle söyleyeyim; Bu rüyaları yeniden yaşayacak bir nesle ihtiyacımız var. Olur mu? Bir kere olmuş, bir daha olmaması içinde hiçbir neden yok. Selam ve hürmetlerimle…

Bu yazı toplam 533 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer YazılarıTümü
ABK Grup
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Anadolu'da Bugün | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.