1. YAZARLAR

  2. Seyit Araboğlu

  3. CHP-PKK İLİŞKİSİ
Seyit Araboğlu / Köşe Yazarı

CHP-PKK İLİŞKİSİ

Biraz geriye gidelim. Çözüm Süreci devam ederken Ak Parti hükümeti sert eleştirilere maruz kalıyordu. MHP’nin çizgisi zaten belli. Türk milliyetçiliği ideolojisine bağlı bir partinin adı Türkiye olan bir ülkede, her ne kadar sol, özgürlükçü (!), güya ezilenleri savunan bir terminolojiyi de kullansa, Kürt milliyetçiliği yapan bir parti ve bu partinin lider deyip durduğu sözde katil lideriyle yapılan görüşmelere karşı çıkması kadar doğal bir durum söz konusu olamaz. Bu yüzden süreci ihanet süreci olarak adlandırdılar. Süreçte sorunlar yaşandığı mutlaktı. Demokratikleşme olarak nitelendirilecek düzenlemelerin dışında verilen tavizlerin neye yol açtığı da seçim sonrası görüldü ancak bunu ihanet olarak nitelendirmek yersiz. Ciddi hatalar yapılmıştır ancak bu hataları devleti yöneten parti yapmıştır. Dolayısıyla devlet aygıtı yapmıştır. Ortadaki sorunu çözmek istediği kesim ve temsilcileri de bu ülkenin vatandaşları ve legal uzantısıydı.

CHP de Kemalist, ulusalcı çizgisi nedeniyle terör örgütüyle görüşülmesine karşıydı. Çünkü Atatürk de bu tür ayrılıkçı hareketleri gerek üniter yapıyı korumak gerekse homojen bir ulus bilinci oluşturma ideali doğrultusunda çok sert şekilde bastırmıştı. HDP’nin Türkiye partisi olması tezine ise üstü örtülü olarak destek verdiler. İki yıl süren çatışmasızlık süresince tıpkı Ak Partililer gibi bir kısım sol söylemi öne çıkaran CHP’lilerin de takındıkları bu tavır olumlu karşılanabilir ancak 6-8 Ekim Kobani olayları dönüm noktasıdır.

MHP eleştirilerinin haklı olduğunu söyleyerek durduğu yeri korudu. Ak Parti Hükümeti, dolayısıyla devlet, masum insanların Kobani bahane edilerek öldürülmesinin ardından gözünü açtı. Seçim sonrasında örgütün çatışmasızlığı bitireceği istihbaratını alarak güvenliği sağlama adına hazırlık yaptı. İç güvenlik yasası çıkarıldı, emniyete ve orduya talimatlar verildi. Güneydoğu’daki şehirlere silah depolanmasını önlememek affedilmez bir hata olsa da devlet şefkat sınırını sonuna kadar zorladı. Sonrasında ise şimdi devam eden tarihi temizlik operasyonları başladı.

Yani devlet şu an teröre karşı devletliğini en iyi şekilde yapıyor. Peki CHP’ye ne oluyor? CHP şu an hem devletini hem de Türk halkını incitiyor. HDP ile seçim öncesi yaptıkları iş birliği çok açık ortaya çıktıktan sonra 1 Kasım’da oy kaybetmelerine rağmen halen Türk askeri ve polisini öldüren örgütün açıkça savunuculuğunu yapan HDP’ye yine destek veriyor. CHP’li birçok isim cenazelerine katılıyor. Sezgin Tanrıkulu, insanları şiddete teşvik eden, teröre destek veren sözde İnsan Hakları Derneği’nin “siviller öldürülüyor” raporunu Meclis’te okuyor. Hükümet karşıtlığı gözlerini kör ediyor ve operasyonları eleştirebiliyorlar. Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan kongrelerine katılıyor ve sözde terör örgütü marşı okunurken ayağa kalkıp saygı duruşunda bulunuyor. Daha neler, neler. Bir de çıkıp “biz bu ülkenin kurucu partisiyiz, Atatürk’ün partisiyiz” diyorlar.

Eğer CHP ve CHP’liler bu ülkeyi seviyorsa tüm hatalarına rağmen gerçek anlamda bir savaş başlamışken tüm siyasi önceliklerini, hükümet düşmanlığını bir kenara bırakıp devletine, polisine, askerine sahip çıkmalıydı. Maalesef şu anki yönetimleri bunu yapacak durumda değil. Yazık gerçekten. 

Bu yazı toplam 390 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer YazılarıTümü
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Anadolu'da Bugün | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
© Copyright 2017 İDEA GROUP İletişim ve Reklam Hizmetleri San. Tic. A.Ş