1. YAZARLAR

  2. Bahri Kılınçel

  3. Çocuklarımızı din öğretiminde kimlere emanet ediyoruz
Bahri Kılınçel / Köşe Yazarı

Çocuklarımızı din öğretiminde kimlere emanet ediyoruz

Ensar Vakfı ve KAİMDER yurtlarında yaşanan çocuk istismarının ardından Karaman’da  Yunus Emre Kültür Vakfı’na bağlı Cedit yurdunda çocukların şiddet gördüğü ortaya çıktı. En küçüğü 10 yaşında olan çocukların denetlenmeyen yurtta yaşadıkları bir velinin şikâyetiyle açığa çıktı.

Karaman’daki 45 çocuğa tecavüz edilmesi olayı Türkiye’yi sarstı. Sanal alem ve özgür medyanı desteği ile gereken tepki gösterilerek tecavüzcü devletin hapishanesine tıkıldı, cezası son sürat kesildi. Ancak Türkiye’deki vakıf sömürücülerinin her türlü engellemeleri ve tecavüzlerin gerçekleştiği vakıf ve derneği korumalarına rağmen oluşturulan toplumsal baskı sonucunda Karaman’daki tecavüzleri soruşturacak komisyonun TBMM’de kurulması kararı alındı.

Bu iğrenç olay ve Türkiye’deki diğer vakıf yurtlarında olan taciz ve tecavüz olaylarının ortaya çıkardığı acı gerçek Türkiye’deki vakıf sisteminin ne kadar kötü örnekleri olduğudur. AKP iktidarı döneminde islami vakıfların eğitim sisteminin dinselleştirilmesine eşdeğer olarak önü açıldı. Devasa mal varlıkları olması için devletin her kurumun olanakları kullanıldı.  İktidar  kara kutusu  olan  vakıflar   dindar nesil yetiştirmenin  alanı olarak görülerek   iktidarın  arka bahçesi  olarak  ayrıntılı  planlama ile  cemaat   ve tarikatlar   ekonomik  olarak ihya edilmiştir. Anayasanın 174. Maddesi ile teminat altına alınan devrim kanunlarının korunması hükmü ile alternatif eğitim kurumları açılamayacağı, eğitim-öğretimin Türkiye Cumhuriyeti’nin laik niteliğine uygun olacağı güvence altına alınmıştır.  Karaman’ın yoksul aileleri çocuğunu göndereceği devlete ait yurt olmayınca dini bütün, Allah’tan korkan insanların yönettiğini düşündüğü aslında yasak olan bu vakıflara emanet etmektedirler.

Karaman’ın yoksul aileleri Türkiye’deki siyasal İslamcıların devletin fethinden önce STK  ların fethedilmesi   ve  vakıf  ve derneklerde  örgütlenilmesi  projesinden habersizdirler. Vakıfların devasa gelirlerinde çocuklarına aktarılan devede kulak yardımla şükretmektedirler.  bu aileler vakıfların esasında ekonomik bir aygıt olarak devletin boşalttığı eğitim alanında örgütlenerek dindar nesil yetiştirmek için çocuklarının kullanıldığından habersizdirler çocuklarının tecavüze uğradığında,  radikal dini örgütlere militan olduklarında anlarlar. dindar nesiller en çok yoksulların, emekçilerin çocuklarından devşirilir.

Anayasa’nın 41. maddesinin son fıkrası uyarınca da devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri almak zorundadır. Ancak görülmüştür ki kanunen yasak olmasına rağmen bu vakıf ve dernekleri yurt açmasına göz yumanlar, bu evleri denetlemeyenler,  çocukları bu tür tecavüzcülere teslim edenler,  çocukları Karaman’dan alıp  keyfince  Ereğli’ye götürmesine göz yumanlar, Ereğli’de  camii lojmanını  sapıklara tahsis edenler   mutlaka yargılanmalıdır. Eğer Türkiye çağdaş uluslararasında yerini almak, bilim, sanat, felsefe vb. alanlarda atılım yapmak istiyorsa, dinî eğitim-laik eğitim ikilemini bir an önce laik eğitim lehine çözmek zorundadır. Bu anlamda, bilim insanlarına, felsefecilere, sanatçılara, siyasilere ve her şeyden önemlisi, sağduyulu, felsefi derinliği olan hakkaniyetli ilahiyatçılara büyük görevler düşüyor.

 

Bu yazı toplam 663 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer YazılarıTümü
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Anadolu'da Bugün | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
© Copyright 2017 İDEA GROUP İletişim ve Reklam Hizmetleri San. Tic. A.Ş