1. YAZARLAR

  2. Ömer Faruk Apaydın

  3. DERDİN MİRACIN OLSUN
Ömer Faruk Apaydın / Köşe Yazarı

DERDİN MİRACIN OLSUN

Miracı anlamak, miracı anlatmak, zor iş…

Biz bu gün İsra ve Miraç hadiselerini değil de bunlar meydana gelmeden önceki süreçte neler oldu, neler yaşandı onlar üzerinde duralım.  

Hz. Peygamber (s.a.v)’in en zor yıllarıydı belki de…

Müslümanları canından bezdiren, açlıktan kuru dalları bile yemelerine sebep olan boykot daha yeni sona ermişti. Arka arkaya gelecek olayların ilk halkası tam da bu günlerde meydana geldi. Alemlere Rahmet Efendimizin ciğer parelerinden dört yaşında ki en büyük oğlu Kasım vefat etti. Efendimizin mübarek gönülleri daha bu hüznü yaşarken diğer oğlu Abdullah da vefat etti.

Peygamber Efendimiz’in mübarek gönülleri mahzun gözleri yaşlı olsa da Kureyş cephesi sevinçliydi. Tam aradıkları şeyi bulduklarını düşünüyorlar, hatta bazıları daha da ileri giderek;  “Artık, Muhammed ebterdir, nesli kesilmiştir. Neslini devam ettirecek erkek çocuğu kalmamıştır. Kendisi de ölünce adı sanı unutulacaktır.” Diyorlardı.

Allah Teâla Kevser Suresini inzal buyurarak, müşriklerin dedikodularını ağızlarına tıkadı ve Peygamber Efendimizi şöyle teselli etti; “Şüphesiz ki Biz sana kevseri verdik. Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve kurban kes. Asıl nesli kesik olan, sana düşmanlık edenin tâ kendisidir.” (Kevser, 108/1-3)

Efendimizin Peygamberliğinin 10. Yılında, küçük yaşlarından beri kendisini büyüten, himaye eden, her hal ve şartta kendisini koruyan amcacısı kaybetti. Akabinde ise teslimiyeti, itaati, kalbinin inceliği, vefakârlığı, şefkati, imanının kuvveti, sadakat ve faziletiyle onun yeryüzünde en büyük destekçisi ve tesellicisi olan Muhterem zevceleri Hz. Hatice’yi kaybetti.

O Hz. Hatice ki Hz. Peygamber (s.a.v) O’nun hakkında şöyle buyurmuştur; “Kendi zamanımda ki kadınların hayırlısı İmrân'ın kızı Meryem'di. Bu ümmetin kadınlarının hayırlısı da Hatice'dir” (Müslim, “fedâilü’s-sahâbe” 69)

Hz. Hatice, Rasûlullah (s.a.v)’in ev huzurunu temin ediyor, ona tam bir moral kaynağı oluyordu. O’nun ve Ebû Talib’in peş peşe vefat etmesi Peygamber (s.a.v) için önemli bir güç kaybı şeklinde sonuç verdi. Müşrikler daha da azdılar.

Müşriklerin baskıları artık dayanılmaz bir hal almıştı. Bu durum Efendimiz(s.a.v)’i yeni bir merkez arayışına itti. Bu meyanda Hz. Peygamber yanına evlatlığı Hz. Zeydi alarak Taif’e doğru yola çıktı.

Maalesef Taiflilerin davranışları Mekkelilerden pek farklı olmadı. Hz. Peygambere hakaret ettiler. Hatta bununla da kalmayıp çocukları ve köleleri yolların etrafına dizip Efendimizi taşlattılar. Öyle ki Hz. Peygamberin mübarek vücudunu kanattılar. Bir merhamet ve şefkat çağlayanı olan Efendimiz, hepinizin bildiği gibi onlara beddua etmedi.

Belki de tüm bu anlattıklarımızdan daha üzücü olanı ise Taif dönüşü meydana geldi. Efendimiz (s.a.v) doğup büyüdüğü Mekke’ye giremedi. Girebilmesi için birisinin kendisini himaye etmesi gerekiyordu. Bir müşrik olan Mut’im bin Adiyy, himaye etmeyi kabul etti. Oğullarını yanına alarak Kâ’be’ye gidip Kureyş’e: “Muhammed himayemdedir.” dedi.

Bir düşünün, müşrik Mut’im bin Adiyy, himayesi olmasaydı Hz. Peygamber neredeyse Mekke’ye giremeyecekti. Yıllar sonra Hz. Peygamber, Bedir esirleri arasında bulunan Mut’im bin Adiyy’in oğlu Cübeyr’e “Eğer, baban Mut'im hayatta olsaydı ve şu adamlar hakkında ricâda bulunsaydı, şüphesiz ben onları Mut'im'e bağışlardım.” Diyerek onu yâd edecekti.

İşte tüm bu hadiselerden sonra miraç hadisesi vuku buldu. Efendimiz(s.a.v) sabrının, azminin olaylar karşısında yılmamasının karşılığını miraçta, Rabbimiz Teâlâ’dan aldı. Rabbine O kadar yaklaştı ki iki yay arası kadar hatta da yaklaştı.(Necm 53, 8-9)

Eğer ümmete dair, millete dair bir derdin yoksa kendini yokla… ve bir dert sahibi ol. Gençleri dert edin. Yaşlıları dert edin. Muhacir, mazlum, vatansız kalmış Müslümanları dert edin…

Ümmetin derdi çok, yeter ki sen sırtlanmak iste…

Miraç için… Kendin için… Yaklaşmak için… Selam ve hürmetlerimle

Bu yazı toplam 1273 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer YazılarıTümü
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Anadolu'da Bugün | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
© Copyright 2017 İDEA GROUP İletişim ve Reklam Hizmetleri San. Tic. A.Ş