Röportaj Haberleri

Röportaj

Hat sanatını, Kat-ı sanatıyla birleştirdi
27 Haziran 2016 10:58

Türkiye’de sadece 2 kişinin yaptığı kat-ı sanatı yaşatmaya çalışan Kat-ı Sanat Ustası Recep Tuğlu

Hat sanatını, Kat-ı sanatıyla birleştirdi

Yok olmaya yüz tutan geleneksel el sanat dallarından kat-ı sanatını farklı bir boyuta taşıyan Recep Tuğlu, bu sanatı gelecek kuşaklara taşımak istediğini belirterek yerel idarelerden destek beklediklerini söyledi

Recep Tuğlu sizi tanıyabilir miyiz?

1968 Konya doğumluyum. Konya’da bir ayakkabı firmasının özel tasarım ve kesim bölümünde çalışıyorum. Evliyim, 2 çocuğum var. 8 yıldır da hiçbir eğitim almadan Kat-ı sanatıyla uğraşıyorum.

Kat-ı sanatının ortaya çıkışıyla ilgili bilgi verir misiniz?

Türkler tam anlamıyla kendilerine özgü ve tamamen orijinal süsleme sanatlarına sahiptir. Bu süsleme sanatlarından biri de kâğıt ve deri oymacılığı olarak bilinen "katı'" sanatıdır. İslamiyet'ten önce bulundukları coğrafyalarda Türkler kültürel birikimlerini oluşturdular ve İslamiyet'ten sonra ise Uzak Doğu etkilerini; İran, Arap ve Bizans etkileriyle sentezleyerek Osmanlı kültürü Çatısı altında Avrupa'ya kadar yaydılar. Türk katı’ sanatı da bu uzun kültürel tarihi seyrin içinde Türk süsleme sanatları içinde yerini aldı.

Kat-ı sanat nedir?

Kat-ı sanatı ise bir kâğıt veya deri üzerindeki yazıyı, motifi veya şekli oyup çıkartarak bir başka kâğıt ya da deriye yapıştırmak suretiyle gerçekleştirilen bir süsleme sanatıdır.

Geçmişte bu sanat özellikle sizin yaptığınız deri şeklinde nerelerde kullanılmış?

Tarihi gelişimi içinde kat-ı sanatının ilk örneklerini deri kitap kaplarında ve kap içindeki süslemelerinde rastlıyoruz. Daha sonra gelişen kitap süsleme sanatları içinde mukatta' yazı olarak, el yazması eserlerin içinde sayfa veya sayfa kenar süsü olarak, minyatür albümlerinde kenar süsü olarak karşımıza çıkar. Bu kağıt oyma hatların sayfa kenarlarındaki bordürler değişik oyma motifler ile süslenmiştir. İlerleyen zamanlarda gelişen yeni üsluptaki çalışmaların farklı örnekleri ise yazı çekmeceleri ve kutu üzerindeki oyma tabiat manzarası şeklindeki çalışmalardır.Sizin Kat-ı sanatına olan ilginiz ne zaman başladı? Neden bu sanatı seçtiniz?

Geleneksel el sanatlarının hepsine ayrı bir hayranlığım vardı. Ama gönlüm kat-ı sanatına yatkın olduğu için hat sanatıyla kat-ı sanatını birleştirerek farklı çalışmalar yapmaya başladık.  İlk 2 senem hazırlık aşamasıydı. Yaklaşık 8 yıldır, profesyonel olarak uğraşıyorum.

Kat-ı sanatını öğrenirken bir eğitim aldınız mı?

Bu işin öğrenimini aldığım bir ustam yok. Ayakkabı tasarımcısı olduğum için mesleki anlamda ustalığımdan dolayı bu işi yapabiliyorum. İçimdeki bu sanat aşkıyla kendi araştırmalarımla birleştirerek bir şeyler ortaya koymaya çalıştım. İcazet almadım. Ancak şu anda dosyam Kültür Bakanlığı’nda kültür sanatçısı kimliği somut olmayan kültürel miras koruma sanatları adı altında kat-ı sanatta koruma sanatları arasına giriyor. Kültür Bakanlığı’na başvuruda bulundum. Burada bir diploma ya da icazet istiyorlar. Ancak benime el sanatı olduğu için ustamda yok. Ancak fikir ustalarım var. Adana’da sedefkâr Mesut Dikel üstadımın referans mektubuyla başvuruda bulundum. Kendisi beni bu sanata teşvik etmiş ve fikir ustalığımı yapmıştır.

Geleneksel sanat dalları arasında Kat-ı sanat pek duyulan bir sanat dalı değil. Türkiye’de bu sanatla uğraşan kaç kişi var?

Türkiye’de bu sanatla uğraşan maalesef sadece 2 kişi var. Biri ben diğeri Murat Ateş diye bir kardeşimiz. Onun dışında dediğiniz gibi maalesef bu sanatla uğraşan yok. Oysa bu sanat bizim kültürümüzde var olan bir sanat dalıdır.

Kat-ı sanatını farklı bir boyuta taşımak nereden aklınıza geldi? Yaptığınız sanatın incelikleri nelerdir?

Kat-ı sanatı farklı bir boyuta taşımak için deriden ve hat sanatına olan gönül aşkımızdan da dolayı hat sanatını hat yazılarını deriden kesmeye başladık. Deriye yönelmemin sebebi ben de yapabilirim diyen herkesin elinden çekmek oldu. Bunun içinde malzemeyi değiştirdim. Katı sanatını deriye çektikten sonra manzara motif yerine anlamı ve maneviyatı olsun diye, hat sanatı ayet ve hadis kesmeye başladık. Katı sanatının çok farklı aşamaları var. Elinizde bir yazı olacak ve kesme ustalığınızın olması gerekir. Aynı zamanda ayetler ve hadislerle çalışıyorum. Bir nokta ya da virgülünü bile değiştirdiğinizde manevi sorumluluğu da var. Yazının anatomisini bozmadan yazmaya çalışıyorum. Kat-ı sanatı çok titiz özenli bir çalışma istiyor. Yazısını kestiğim hattatların mutlaka iznini aldıktan sonra çalışmaya başlıyorum. Eğer hakkın rahmetine kavuşan hattatların yazısını kullanıyorsam onlarında ismini eserin üzerine yazıyorum.

Hat sanatının eğitimi şu anda güzel sanatlar fakültesinde veriliyor. Kat-ı sanat eğitimi de veriliyor mu?

Hayır, maalesef okutulmuyor. Kat-ı sanatta dâhil olmak üzere bazı geleneksel sanat dallarımız yok olmaya yüz tutmuş diyebiliriz. Tarihimize ve kültürümüze yeterince sahip çıkıldığını kesinlikle düşünmüyorum. Elbette geleneksel el sanatları fakültelerde hocalar tarafından okutulsun. Ancak bu işe gönül veren ustalar da mutlaka derslere girmeli diye düşünüyorum. Çünkü bir sanatı hakkıyla icra edebilmeniz için bir ustanın dizinin dibine mutlaka oturmanız gerekiyor.

 Geleneksel el sanatlarında usta- çırak ilişkisi çok önemli midir?

Tabii ki sanat dallarında usta- çırak ilişkisi çok önemlidir. Çünkü bir ustadan bir işi öğrenecekseniz, onun dizinin dibine oturup, boyun eğmeniz gerekir. Bir çırağın ustasına ve sanatına olan saygısı çok önemlidir. KOMEK’ten ve halk eğitim merkezlerinde bu sanatı öğretmem için teklif geliyor. Ancak kabul etmiyorum. Çünkü bu sanatın ulu orta yere düşmesini istemiyorum. Bu sanat sadece 3 aylık bir dönemde öğretilebilecek ya da öğrenilebilecek bir sanat kesinlikle değil. Emekli olduktan sonra bir atölye açmayı düşünüyorum, çünkü gizli kalan bilgi bilgi değildir. Gerçekten bu sanata gönül veren birkaç kişi eğitmek istiyorum. Amacım, bu sanatın yok olmasına engel olup gelecek kuşaklara aktarmak. Ayetleri ve hadisleri en güzel şekilde sunmak gayretindeyim. Parasal yönden benim bir kaygım yok. Allah’a şükürler olsun kendi hayatımı idame ettirebiliyorum. Kat-ı sanat benim gönül işim geleneksel sanatlarda temel kaide şudur; gönlünüzdeki manevi aşkla birlikte sabrı da çıkartıyorsunuz. Bazen bir yazıyla günlerce uğraşıp, sabah ezanlara kadar istirahatımdan fedakârlık yapabiliyorum. Gönlünüzde aşk olursa zaten kendi feragat ettirir.

Sizce günümüzde bu sanatı sürdürecek nesil yetişiyor mu?

 Hayır, maalesef çünkü yeni nesil çok sabırsız istediği her şeye anında gayret göstermeden ulaşmak istiyor. Ecdadımızdan gelen bir sanat ancak kimsenin haberi yok. Özel ders vermem için teklif geldi kabul ettim. Ancak inanın 1 hafta sürmedi.‘Çocuk ben yapamayacağım hocam’ dedi. Çünkü sabır yok. Bu sanatla uğraşmak isteyen insanın gönülden istemesi ve sabırlı olması gerekir.

Şu ana kadar ne kadar eser yaptınız?

8 yıldır profesyonel anlamda yapıyorum. 100’ün üzerinde eser yaptım.  İlk yaptığım 40 eseri hiç satmadım. Sergi açabilmek için gönül ister ki yaptığım hiçbir eseri satmayayım. Çünkü insanın bir parçası gibi oluyor artık. 2013 yılından beri sergi açıyorum. Sergi bir sanatçı için çok önemli bir iştir. Çünkü eserlerinizi görücüye çıkarıyorsunuz. Serginizi ziyaret edenlerin ‘elinize sağlık güzel olmuş’ demesi bile şevk veriyor. AVM’ler bu konuda çok duyarlı sergileri ücretsiz olarak sergilenmesine izin veriyorlar. Onlara da teşekkür ediyorum.

Konya’da yeterli ilgiyi görüyor musunuz?

Konya’daki ilgisizlikten dolayı gerçekten çok rahatsız ve üzgünüm. Yerel yönetimler tarafından ilgi görmüyoruz. Konya’da sanatçılar olarak dayanışma içindeyiz. Daha önce Konya Büyükşehir Belediyesi’nin Kültür İşleri Daire Başkanlığına 2 defa kendimi tanıtan bir CD bırakmama rağmen değerlendirmeye alınmadım. Kendilerinden maddi bir beklentim yok sadece sanatsal çalışmalar konusunda bir fikir alışverişi içine girerek resmi bir destek olsunlar. En azından biz sanatçılara sergi konusunda yardımcı olmaları gerekir. ( Melek Sarıtaş)

Yorumlar (0)