1. YAZARLAR

  2. Bahri Kılınçel

  3. HEPİMİZİN İÇİNİ SIZLATAN OLAYLAR
Bahri Kılınçel / Köşe Yazarı

HEPİMİZİN İÇİNİ SIZLATAN OLAYLAR

Son günlerde  hepimizi üzen  iğrenç, aşağılık  bir davranış  biçimi olan küçük çocuklarımıza  yapılan  o malum olayları  gördükçe  ülkem, insanlarım, yüce İslam dinimiz, çocuklarımız  adına  derin  üzüntüler   yaşıyorum.

 

Yoksul Anadolu çocuklarının   kaderlerini  değiştirmek için  şehirlere gelip  sığındıkları  yuvalarda  başlarına gelenleri   okudukça, öğrendikçe  uykularım kaçmıştır.  Hele   bu  sığınılan   yerlerin   muhafazakâr   yapılar olduğunu öğrendiğimizde  üzüntülerim bir kere daha artmaktadır.

 

Anadolu’nun  her kentinden,  kasabasından  adeta fışkırırcasına   taciz, tecavüz, ensest  ilişkiler  fışkırmaktadır. Peki, neden bu duruma düştük? Bu olaylara   sebep  olan insanlar neden takip edilmedi? Neden   soruşturulmadı? Bu tür olaylar   Avrupa’da  çok ağır  suçlar arasında yer almaktadır.  Bazı Avrupa ülkelerinde  pedofili   suçlusu  cezaevinden   çıksa bile oturduğu  sokağa   “ dikkat bu sokakta pedofili    hastası  oturmaktadır. Çocuklarınıza  dikkat edin “  diye  levhalar  konmaktadır.

 

İşin en  kötü  yanı ise  olayın  kanunsuz ve yasalarımızda  olmayan şekilde  evlerin kiralanması bir suçtur.  Suç olan      bir  eylemi  takip  edecek  kurumlar ve  idari amirler  bundan habersizdir.  

 

Olayın   ortaya   çıkmasından sonra  mülki amirlerin  “evlerden haberimiz yoktu“ söylemi  tam bir skandaldır. Hâlbuki evler, evlerde çocuklar, çocuklara nelerin öğretildiği belli   olmayan  müfredat   dâhil her şey  mülki amirlerin gözü   önündedir. O evlerde kalanların  yaptıkları  dini etkinlikleri  mülki eşrafın  seyrettiği  görüntülerle ortaya çıkmıştır.

 

Bize özgü  olan ise şudur. Olay meydana geldiğinde  adı geçen  vakıf, dernek, sendika, kurum  önce   inkâr eder. “Bu şahsın bizimle ilişkisi yoktur veya  bir süre önce bizde çalışmıştı” gibi  tipik bir davranış sergilenir. Ancak ileride  görüntü, resim  ve belgeler yayınlandığında   inkârdan vazgeçip   bunu ortaya çıkaran gazeteciyse  hain ilan edilir, mahkemeye  verilir, eğer  ihbarcı kurumdan ise  hemen tayini çıkarılır, sürülür.

 

Asla  özeleştiri  yapılmaz, suçlu dâhil kim olursa olsun  eğer bizim tarikat, bizim cemaat, bizim sendika, bizim partiden ise   hemen savunmaya geçilir. Ölümüne savunulur. Savunma yapılırken   dindarlık, ahlak, onur, erdem, hak, hukuk   boş verilir.

 

Beyler  başımızı öne eğip düşünmeliyiz  neden  bu kadar vicdansız olduk.  Dindarlık, mertlik, namus, ahlak, vicdan, hepsi bizim  özelliklerimizdendi.  Ne oldu  tecavüzcüleri savunur, tecavüz gibi ahlak dışı  davranışın  uygulandığı yeri savunmak adına  “bir kereden bir şey olmaz “ kolaylığına kaçabildik?

 

O çocukların çığlığını neden yüreğinizde  hissetmediniz? Yoksa   tecavüzün  kendimize gelmesini   bekleyene kadar  susacak mıyız?

 

Bu yazı toplam 420 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer YazılarıTümü
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Anadolu'da Bugün | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
© Copyright 2017 İDEA GROUP İletişim ve Reklam Hizmetleri San. Tic. A.Ş