1. YAZARLAR

  2. Mustafa Ekmekcioğlu

  3. İstiklal Marşı ve Mehmet Akif Ersoy
Mustafa Ekmekcioğlu / Köşe Yazarı

İstiklal Marşı ve Mehmet Akif Ersoy

Dün İstiklal Marşımızın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u andık.. Mehmet Akif Ersoy'un o muhteşem eseri ile İstiklal Marşımız 12 Mart 1921 tarihinde TBMM tarafından kabul edilmişti.

 

İstiklal Marşı, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin millî marşı. Mehmet Âkif Ersoy tarafından kaleme alınan bu eser, 12 Mart 1921'de Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından İstiklâl Marşı olarak kabul edilmiştir.

Türk Kurtuluş Savaşı'nın başlarında, İstiklâl Harbi'nin milli bir ruh içerisinde kazanılması imkânını sağlamak amacıyla Maarif Vekaleti, 1921'de bir güfte yarışması düzenlemiş, söz konusu yarışmaya toplam 724 şiir katılmıştır. Kazanan güfteye para ödülü konduğu için önce yarışmaya katılmak istemeyen Burdur milletvekili Mehmet Akif Ersoy, Maarif Vekili Hamdullah Suphi'nin ısrarı üzerine, Ankara'daki Taceddin Dergahı'nda yazdığı ve İstiklal Harbi'ni verecek olan Türk Ordusu'na hitap ettiği şiirini yarışmaya koymuştur. Yapılan elemeler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, bazı mebusların itirazlarına rağmen Mehmet Âkif'in yazdığı şiir coşkulu alkışlarla kabul edilmiştir. Mecliste İstiklâl Marşı'nı okuyan ilk kişi dönemin Milli eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver olmuştur.

Yaşadığı yılların ne derece çetin geçtiğini her biri birer şaheser niteliğindeki şiirlerinde satırlara döken şairimiz, insanın ufkunu açan vasiyet niteliğindeki fikirleriyle de gelecek nesillere rehber olmuştur. Özellikle Milli Mücadele yıllarında, vatan savunmasında dökülen kanlar adeta Ersoy’un zihninde damıtılıp kaleminde mürekkep olmuş, tarihe de altın harflerle düşülen bir not haline gelmiştir. 

İstiklal Marşı, milletimizin başta ailesi olmak üzere her şeyini geride bırakarak gözünü kırpmadan cepheye koştuğu, canı pahasına düşman kurşununa göğsünü siper ettiği, şehit düşen arkadaşının silahı ile düşmanın üzerine yürüdüğü, elinde kazma kürekle yedi düvelin çelikten örme silahlarına karşı koyduğu Kurtuluş Savaşı’nın destanlaşmış halidir. Biz ve bizden sonrakiler O’nun mısralardan taşıp yüreklere ulaşan duygularıyla şahlanan ruhunu, vatan savunmasında şehadet şerbetini içen dedeleri ile aynı yola adayacaktır. Yine söz konusu vatanı olunca hiçbir şeyi esirgemeyecek, ülkesini korumak ve yüceltmek için atalarının izinden gidecektir. Akif’in de dediği gibi, belki o zaman varoluşunun asıl gayesine erecektir.Tıpkı O’nun İstiklal Marşı’nın mısralarında dualaşan sözlerinde olduğu gibi:


Ruhumun senden, İlâhi, şudur ancak emeli:

Değmesin mabedimin göğsüne nâ-mahrem eli.

Bu ezanlar -ki şehadetleri dînin temeli-

Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

 

O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-taşım,

Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,

Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na'şım;

O zaman yükselerek arşa değer belki başım!"

Bu yazı toplam 331 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer YazılarıTümü
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Anadolu'da Bugün | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
© Copyright 2017 İDEA GROUP İletişim ve Reklam Hizmetleri San. Tic. A.Ş