Röportaj Haberleri

Röportaj

Kadınları hayata hazırlıyorlar
19 Aralık 2016 08:54

Konya Soroptimist Kulübü’nün 22 gönüllü kadını, kadınların toplumdaki önemine dikkat çekip, kadınlara yönelik eğitimler, seminerler ve meslek edindirme kursları düzenleyerek çok sayıda sosyal sorumluluk projesine imza atıyor

Kadınları hayata hazırlıyorlar

Kadınların hayatta çok önemli roller üstlendiğini dile getiren Konya Soroptimist Kulübü Kurucu Başkanı Avukat Elife Kazancı, kadınları hayata hazırlamayı onları bilgilendirmeyi kendine görev edinmiş. Uzun yıllar kadınlara yönelik sosyal sorumluluk projeleri içerisinde hiç çekinmeden yer alan Kazancı ile yaptıkları ve yapacakları çalışmalar hakkında keyifli bir röportaj gerçekleştirdik

Elife Kazancı kimdir?

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Kazancı, 29 yıldır avukatlık yapıyor. Aslen Mersinli olan Kazancı, 1987 yılında evlilik nedeniyle Konya’ya gelmiş. İki kızı var. Konya Soroptimist Kulübü Kurucu Başkanı olan Kazancı, aynı zamanda daha önceleri Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği’nde de uzun yıllar çalışmış. Kadının bilinçlenmesi için yıllardır, çeşitli derneklerde ve etkinliklerde hiç çekinmeden görev alan Kazancı, kadının toplumda çok önemli bir role sahip olduğunu anlatmaya çalışıyor.

Soroptimist nedir?

En iyiyi amaçlayan kız kardeşler anlamına gelmektedir. Soroptomist derneklerine kulüp adı verilir. Kulüplerde her meslek veya iş dalı bir üye ile temsil edilir.

Konya Soroptimist Kulübü ne zaman kuruldu? Kulüp hakkında bilgi verir misiniz?

28 Mayıs 2014 tarihinde ilk kez Konya’da kuruldu. Soroptimist kulüpleri, gönüllülük prensibiyle hareket eden sivil toplum kuruluşları olarak; tüm dünyadaki kadın ve kızların bulundukları yerde yaşamlarını iyileştiren ve geliştiren toplumsal bilincin oluşmasını veya tetiklenmesini sağlayan, devletin uzanamadığı ya da eksik kaldığı alanlarda insanların ihtiyaçlarına cevap vermek amacıyla dezavantajlı durumdaki kadın ve çocukların haklarını savunuculuk rolünü üstlenerek yapan, aynı zamanda dünya barışı için uluslararası alanda da söz sahibi olan bu hizmetlerini de çıkar beklentisi bulunmayan gönüllüler aracılığıyla yürütürüz.

Ambleminizin anlamı nedir?

Amblemdeki genç kadın, ellerini havaya kaldırmış olarak, başının üzerinde Soroptimist flamasını taşımaktadır. Bu sembol, kalbi ve kolları tüm insanlara açık ve etrafı aydınlatan Soroptimistliği temsil etmektedir.

Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu’na bağlı kaç kulüp bulunuyor?

Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu’na bağlı 40 kulüp – 1000 üye bulunuyor. Soroptimist International’da 130 ülke, 90 bin üye, Soroptimist International/Europe da ise 58 ülke bin 258 kulüp - 34. 935 üye  bulunuyor.

Kulübün amaçları nelerdir?

Öğrenme fırsatlarının artırılması, kadınlarımıza fırsatlar yaratarak iş sahibi olmalarına yardımcı olmak ve böylelikle ekonomik güçlerini artırmak. Kadın ve kızlarımıza karşı uygulanan şiddete son vermek ve bu soruna hep birlikte çözümler üretebilmek. Kadın ve kızlarımızın en yüksek sağlık standardına sahip olmalarına yardımcı olmak ve besin güvenliği ile ilgili bilinçlendirilmelerini sağlamak.

Gönüllülükte esas aldığınız nedir?

Gönüllü,  geleceğin daha iyi olması için, ben de bir şeyler yapabilirim, birilerinin hayatında olumlu değişiklikler yaratabilirim, düşüncesiyle ve sosyal sorumluluk anlayışıyla yakın çevresi dışındaki insanların yaşam kalitesini veya refah seviyesini yükseltmek için maddi veya siyasi bir çıkar beklentisi olmadan kendi arzusuyla, bilgisini, becerilerini, tecrübelerini,  finansal kaynaklarını ve zamanını kullanarak STK veya bir toplumsal girişime destek olup, ortak bir amaç için beraber çalışan kişidir. Kendi iradesiyle bir kuruluşun gönüllüsü olan kişi o kuruluş için çalışma sözü vermiş, çalışan, çalışacak olan üyesidir. Görevlendirildikten sonra üstlendiği işi isteyerek, gönülden yapmalıdır. Gönüllünün üzerine aldığı işi yapmaması, geciktirmesi gönüllüden beklenmeyecek davranışlardır.

Yapılan çalışmaların gönüllü kişiye katkıları nelerdir?

İnsanlar arasındaki bağı güçlendirme, sosyalleşme, itibar görme, değer verme, hoşgörü, paylaşımcılık, aidiyet ve güven duygusu geliştirme... Bütün bunları kazanmasını sağlıyor.

STK’lar neden önemlidir?

STK’lar toplumsal ihtiyaçlar çerçevesinde faaliyetlerini yürütmektedir. Bu da girişimci olmalarına, ekip ruhuyla aynı amaç için birlikte çalışmalarına ve gönüllü olarak adlandırılan insan kaynağını iyi yönetmelerine bağlıdır. Varlığımızı hissettirebileceğimiz, etkin çalışabileceğimiz en önemli yerlerdendir. Sivil toplum kuruluşlarını sahiplenmezsek ve onlar adına harekete geçmezsek STK’ları hiçbir zaman bizim olmazlar. Kendi hayatlarımıza çekilmek, kendimizi toplumsal olayların akışına teslim etmek bizlere mutluluk getirmeyecektir.

Sosyal sorumluluk bilincinin bir zorunluluk olması gerektiğini söyleyebilir miyiz?

Bizlerin; düşünen, kavramaya çalışan,  sorgulayan, şüphe eden, ötekini dinleyen, duyan, hisseden, olarak yakın çevremiz dışındaki insanların da bizler gibi olmalarına çaba göstermemiz sosyal zorunluluktur. Bu çabalarımız sırasında düşünerek, öfkemizi ifade etmeyi, doğruları söylemeyi göze almalıyız. Cesaretle söyleyeceklerini doğru zamanda, uygun bir dille söylemektir. Sözlerimizle ve davranışlarımızla hiçbir sorun yokmuş gibi hayatımızı devam ettirmemeliyiz. Çoğumuza çocukken öne çıkmamayı, göze batmamayı, böylece daha az zarar göreceğimizi öğretmişlerdir. Şimdi farklı bir şey yapmak ya da söylemek insana kendisini garip hissettirebilir. Oysaki sen bir örnek oluşturduğunda,  diğerleri de seni takip ederek sosyal görevlerini yerine getirmeye başlayacaktır.

Kadının toplumdaki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Erkeği yetiştiren kadındır. Dolayısıyla kadının, hayatta çok önemli bir rolü vardır. Kadınları bilinçlendirmediğimiz sürece bu ülkede hiçbir şeyi değiştiremeyiz.

Sizi diğer kadın derneklerinden ayıran nedir?

Yardım amaçlı birçok kadın derneği var. Ancak biz bunu istemiyoruz. Maddi destek hedefimiz değil çünkü bu en kolayı önemli olan o kadını bilinçlendirmektir. Bunu da bizler yapacağız, okudum, avukat oldum. Durumum iyi banane ondan bundan demek hoş değil. Böyle bir lüksümüz yok, bize yakışmayacak şeyler bunlar ben öğretmen bir annenin çocuğum o dönemin öğretmenleri çok iyi yetişti ve öyle de öğrenciler yetiştirdi. Millet, vatan sevgisi, insan sevgisi bizler böyle büyüdük. Sadece ezber sisteme dayalı bir eğitim sistemi yoktu. Her şeyle birebir ilgilenen dört dörtlük eğitim sağlayan bilinçli insanlardı.

basliksiz-1-022.jpg

Faaliyetleriniz nelerdir?

Kadınların istihdamı ekonomik açıdan güçlendirme ve sürdürülebilir olanaklara erişimi amaçlı olarak yapılan bu projede Bürotime ve İş-Kur’un işbirliği yapması kulübümüzce sağlanılarak fabrika içerisinde sertifikalı Döşemecilik Kursu açtırılmış ve bu kursa üyelerimiz tarafından temin edilen 4 kadın 1 tanesi de sığınma evinden gönderilmesini sağladığımız duyma engelli kadın olmak üzere 5 kadınımıza döşemecilik sertifikası verildi. Bu sertifikayı alan kadınlarımız aynı işyerinde döşemeci olarak çalışmaya başladı. İş-Kur kurs süresi boyunca devam eden kadınları sigortalayarak ve günlük ücrette ödedi. Kursa katılan kadınlarımıza kurs sonunda döşemeci sertifikası verildi ve İş-Kur listesine girdiler. Kadınları bilinçlendirmek için iş yerlerinde seminerler düzenlemek istedik. Ancak hep engellere takıldık. Bizim amacımız; sadece bilinçlendirmeye yönelik bir programdı ancak kapılar yüzümüze kapandı. Kulu’da bir okula kitap kampanyası düzenledik. Sadece kitapla kalmadık, aynı zamanda ihtiyacı olan kişilere kıyafet yardımında bulunduk. Karatay Özel Eğitim ve Engelli Okulu’nda oradaki annelere destek olmak için programlar düzenledik. Annelere hukuki haklarını anlattım. Bürotime’da yaptığımız gibi bir mesleki çalışmayı onlarla da yapmak istedik ancak engellere takıldığımız için programı devam ettiremedik. Son olarak Dilek Ağcı Projesi Necmettin Erbakan Üniversitesi öğrencileriyle birlikte yapıldı. Orada genç arkadaşlarla birlikte güzel çalışmalar yapmayı da düşünüyoruz.

Kadın şiddeti ve cinayetleri son zamanlarda oldukça arttı. Kadınlar yaşadıkları bu durum karşısında gidecekleri yerleri olmadığı için mağdur oluyorlar. Kadının bu durumda hakları nedir? Böyle bir durumla karşı karşıya kaldığında ne yapmalı?

2012 yılında çıkan “Ailenin Korunmasına Dair” bir kanunumuz var. Kadın değil, eşlere ilişkin bir kanun ancak doğru yorumlamak gerekiyor. Kadınlar, şiddet maruz kaldığı zaman, sakın, ‘çocuklarım var, gidecek yerim yok’ diye düşünmesinler. Hemen polise ulaşsınlar, anında. Şiddete uğrayan kadının eşine evden uzaklaştırma kararı çıkartılacaktır. Ancak kadının burada mümkün olduğunca evden çıkmaması gerekir. Eşi o evin kirasını da ödemek zorunda, kadının oturma hakkı var. Eğer kadın kendini dışarıya attıysa, çocuklarıyla beraber devlet sığınma evine yerleştirmek zorundadır. Sığınma evi üç yıldızlı otel ayarında burada 3 ay gibi bir süre veriyorlar, ancak ‘gidecek yerim yok derseniz de’ sizi çıkartmıyorlar. Hatta çocuklar biraz büyükse devlet kirayla kadına ev bile tutuyor. Güzel bir yasa yeter ki istemesini bilelim ve biz de zaten bilinçlendirmeye yönelik bütün bu çalışmalarımız yapıyoruz.( Melek Sarıtaş)

 

Yorumlar (0)

Gazeteler