Röportaj Haberleri

Röportaj

“Kitabımda, gerçek hayat öykülerinden esinlendim”
15 Mayıs 2017 10:25

Konya Bilim ve Sanat Merkezi’nde Türkçe öğretmenliği yapan Yazar Neslihan Yıldız, 5 ülkeyi yaşayarak ve gerçek hayattan esinlenerek yazdığı Türkiye’de kısa sürede talebi karşılamakta güçlük çektiği “Mavi’den Çok Seni Sevdim” adlı kitabını anlattı.

“Kitabımda, gerçek hayat öykülerinden esinlendim”

Konya Bilim ve Sanat Merkezi’nde Türkçe öğretmenliği yapan Yazar Neslihan Yıldız, ilk kitabı “Mavi’den Çok Seni Sevdim”i çıkardı. Yıldız’ın kısa sürede Türkiye genelinde büyük ilgi gören kitabıyla ilgili keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

 Kendinizi tanıtır mısınız?

Niğde Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Daha sonra Selçuk Üniversitesi’nde Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde yüksek lisans yaptım. Şu anda da Türkçe Öğretmenliği bölümünde yüksek lisans yapıyorum. Bilim ve Sanat Merkezi’nde Türkçe öğretmenliği yapıyorum. Aynı zamanda öğrencilerime yazarlık dersleri veriyorum. Kitap yazma fikri de bu şekilde ortaya çıktı. Geleceğin yazarlarına yazarlık dersleri verirken onlara örnek olacak bir şeyler yapmak istedim.

Kitap yazmayı ne zaman düşündünüz? Hep bir merakınız var mıydı?

Yazmak hevesi içimde hep vardı. Günlük tutar, denemeler ve öyküler yazardım. Birikmiş çok fazla şiirim var. Şu anda bir şiir kitabı çıkarmaya kalksam, herhalde kalınca bir kitap olur. Öğrencilerim, bir gün ‘Öğretmenim siz yazarlık dersleri veriyorsunuz. Sayenizde 4 kitap çıkardık. Sizin bir romanınız var mı?’dediler. O anda ne diyeceğimi bilemedim ve kitap yazmaya karar verdim. Aslında kafamda birçok kurgu vardı. Zaman zaman insanları ve mekânları gözleyerek aldığım notlar da bulunuyordu. Baktım ki kafamda bir şeyler oluşmuş sadece yazıya dökmem gerekiyordu. Bunun için de yazmaya başladım.

Yeni çıkardığınız “Mavi’den çok seni sevdim” kitabında ne anlatıyorsunuz? Bu kitabı ne kadar bir zaman dilimi içinde yazdınız?

Kitabımı 1 yıllık bir süre içinde yazdım. Aşk teması üzerine kurulu olan bir kitap bu. Ancak günümüzün aşkları üzerine değil. Şu anda aşk, fiziksel olarak çekiciliği anlatıyor. Ancak kitabımda yazdığım aşk bambaşka bir aşk. Aslında aşk demekle hakikaten insanların birbirleriyle gönül bağı olmasından bahsediyorum. Macera kısmı da ağırlıklı olan romanımda birçok ülkede kimliğini kaybetmiş bir adam kendini arıyor. Fakat hatırladığı tek şey küçüklük anısı. Küçükken trende tanıştığı bir kız ile yaşadığı kısacık bir andan başka hiçbir şey hatırlamıyor. Daha önce benim başıma da gelmiş bir olaydan esinlendim. Hayatımda 1 yılı geçirdiğim bir travmadan dolayı hatırlamıyorum. Hayatımda 1 yıl yok. Etrafımdaki insanlar, anlatıyorlar ancak kendim bu bir yılı hatırlamıyorum. Romandaki karakterde sadece bir anıyı hatırlıyor ve onun üzerinden çıkarak kendini bulmaya çalışıyor. Karşı tarafta da sevdiği, âşık olduğu bir adamı bulmak isteyen bir kadın var.  İkisinin uzun mücadeleler sonucunda birbirini bulmaya çalışmalarını anlatıyorum.

Hayatınızda hatırlamadığınız o dönemi ne zaman yaşadınız?

Lise döneminde babamın rahatsızlığı beni çok derinden etkiledi. Babamın hastalığından vefatına kadar geçen 1 yıllık süreyi hatırlamıyorum. O dönemde üzerimde çok fazla sorumluluk vardı. Çünkü annem babamın tedavisi için başka bir şehirde gitmek zorunda kalmıştı. Bir lise öğrencisiyken hem babamın üzüntüsü hem kardeşimin ve evin sorumluluğunu üstlenmem zor oldu. Hatırlamamak beni üzmüyor. Bütün bu yaşananları kaldırabilmek için unutmak en güzeliydi.

Romanın gerçek hayattan esinlenerek yazıldığını söyleyebilir miyiz?

Evet, romanımdaki karakterler gerçek, isimler farklı diyebilirim.  Romanım, gerçek hayatta kimseye hissettirmediğim ve betimleyerek yazdığım karakterlerden oluşuyor.

Örnek aldığınız yazarlar var mı?

 Elbette çok sayıda başarılı yazar var. Örneğin; İskender Pala, Ahmet Ümit, Canan Tan ve İhsan Oktay Anar beğendiğim yazarlar arasında diyebilirim.

Popüler kitaplar daha çok tercih ediliyor. Çok satan kitapların güzel kitaplar olduğunu söyleyebilir misiniz?

Hepsi kötü diyemem. Ancak aralarında kötü olanlar da var. Nasıl bu kadar sattığına şaşırdıklarım mevcut. Bu konuyu tamamen reklama bağlıyorum. Çok satanlardan bir kitap aldım ve okuduktan sonra öğrencilerime bir kitap nasıl yazılmaz bunun örneğini gösterdim. Çünkü çok fazla mantık hataları vardı. Popüler de olsa herkes kitap yazamaz ancak satabilir.

Toplumun okuma alışkanlığını nasıl değerlendirirsiniz? Kitap okuyor muyuz?

Maalesef okuma alışkanlığı giderek köreliyor. Biz eğitimcilerde de suç var. Çünkü öğrencilere, bazen ‘Bu kitabı okuyun. Bundan sınav yapacağım’ deniliyor. Ancak bu şekilde okuma alışkanlığını kazandıramayız, kitaptan soğuturuz. Farklı yöntemler denenmeli ‘istediğiniz bir kitabı okuyun ve bunun hakkında bir konuşma yapın’ denilse münazaraya dönüştürülse belki okuma sevgisi aşılanabilecek. Fakat dayatmayla bu iş olmuyor. Yani insanın içinden geliyorsa ne âlâ ama içinden gelmiyorsa da okuma alışkanlığını kazandırmak için farklı yollara başvurmalıyız. Sınav yöntemi artık çok eskidi.

Öğretmen olarak çocuklara yönelik kitap çıkarmak ister misiniz?

Çok isterim en büyük hayallerimden biri. Benim de 7 yaşında bir oğlum var. Bu alanda eksiği görebiliyor. Oğlum, ‘anne ne okuyacağım’ diyor. Çocuk edebiyatı alanında çok büyük eksiğimiz var. Bu eksiğin giderilmesine katkıda bulunmak isterdim. Umarım bir gün başarırım.

Kitabınız kitap fuarlarında yer alıyor mu? Fuarları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Malatya Kitap Fuarı’nda kitabım yer aldı. Orada çok büyük talep olmuş. Ancak işim nedeniyle gidemedim. Son olarak Kocaeli Kitap Fuarı’ndaki kitap satışlarını merak ediyorum. İnşallah tatil döneminde bir kitap fuarı olursa mutlaka gideceğim. Kitap fuarlarını seviyorum. Kitapları uygun fiyatta alabiliyorsunuz. Geniş bir yayın yelpazesiyle de yapılırsa daha güzel olacağına inanıyorum.

Kitabınıza olan bu yoğun ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Daha çıkalı çok kısa bir süre oldu. Ancak Konya’da talebi karşılamadı. Kitabeviyle konuştuğumda kitapların kısa sürede tükendiğini söylediler. Hatta giden birkaç kişi boş dönmüş. Hemen tekrar getirtildi. Kitabıma olan bu ilgi beni çok mutlu etti. Kitabımın çok sayıda okuyucuya ulaşması bana gurur verdi. Bu kadar kısa zamanda bu ilgi ve satışı beklemiyordum.

Türk Edebiyatı’nın geldiği noktayı nasıl değerlendirirsiniz? Çok fazla kitap çıkıyor. Yeni eserler ve eski eserler arasındaki farklar nelerdir?

Geçmişe kıyasla daha çok popüler kültürün etkisi altına girdiğimiz için bazıları yavan geliyor. Çok edebi bir dili kullanmaktan bahsetmiyorum. Kurgular sağlam değil, mantık hataları var. Popüler bir kitabın yazarına kitabında mantık hatalarının olduğunu anlattığım bir mail attım ancak geriye hiçbir şekilde dönüş olmadı. Özensizlik çok fazla görülüyor. Eskiden bir yazar bir cümle yazacaksa onun üzerinde çok uzun süre düşürmüş. Şu anda yazdım, oldu, bitti şeklinde oluyor. Yazarlık için yetenek, gönül ve ilgi gerekli. Bu üçünden biri eksikse yapamazsınız. Yeteneğiniz yoksa zaten özen gösteremezsiniz. İlginiz yoksa baştan savma olur. İşin içinde gönül yoksa okuyucu zaten bunu hissedecektir, okumaz. Gönlünüzden bir şeyler katacaksınız ki bu yazdıklarınıza yansısın.

Kitabınız daha yeni çıktı ama yeni bir kitap hazırlığı var mı?

Şu anda yazıyorum, yarısına geldim. Kurgu da oturdu. Yeni kitabımda sabit bir yerden bahsediyorum. Birçok karakter var. İnsanların hayatlarının bambaşka olmasına rağmen aynı yerde kesişmesi üzerine kurulu.

Şiir kitabı da çıkaracak mısınız?

İkinci kitaptan sonra olabilir. Ancak gözden geçirilmesi gerekir. İnsanların şiire gereken önemi vermediğini düşünüyorum. Popüler seslerin okudukları, seslendirdikleri şiirler hariç okunmuyor. Şu anda kalınca bir kitap çıkaracak kadar elimde şiir birikimim var. İkinci romanımdan sonra belki olabilir.

 Kitapla ilgili aldığınız geri dönüşler nelerdir?

Sosyal medyada da tesadüfen epeyce paylaşım görüyorum. Okurların güzel yorumlarla dönüş yapmaları beni çok mutlu ediyor. Düşünün ki özenle çeşit çeşit yemek yapıyorsunuz, güzel bir sofra hazırlıyorsunuz. Misafirleriniz yemeğin tadına bakıyorlar ama kimse ‘eline sağlık, harika olmuş’ ya da ‘tuzu az olmuş, fazla olmuş’ demiyor. Okurların dönüşleri de bunun gibi. Benim için çok önemli, çok değerli. İnanıyorum ki daha çok okuyucuya ulaşma imkânı bulacağım. Bu amacım; ticari kaygı ile ilgili değil. Öyle olsaydı çok daha kısa sürede popüler kültürün izlerini taşıyan bir kitap yazabilirdim. Ama bir oğlum var ve annesinin kendisine bıraktığı eser ile gurur duysun isterim. İlk baskıdan telif ödenmiyor fakat ikinci baskının telifini Şehit Aileleri Derneği’ne bağışlamak istiyorum. (Melek Sarıtaş)

 

Yorumlar (0)

Gazeteler