1. YAZARLAR

  2. Ramazan Yüce

  3. KONUŞUNCA KENDİNİ ELE VERENLER…
Ramazan Yüce / Köşe Yazarı

KONUŞUNCA KENDİNİ ELE VERENLER…

Her birimiz faniyiz. Doğar, gelişir ve vefat ederiz. Sünnetullah dediğimiz Allah’ın kanunu bu şekilde işlemektedir. Hoşumuza gitse de gitmese de değiştirme imkanımız yoktur.

Hepimizin zaman zaman yakınları vefat eder. Son görevimizi yapmak için gider cenazesine katılırız. Birbirimize taziyelerde bulunuruz. Hatta bilmediğimiz biri adına sala verilmeye başlandığı zaman Arapça bilsek de bilmesek de “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn” der, değişik düşüncelere dalar gideriz. Cenazeyi hiç tanımasak bile sevenlerinin anısına sessiz kalırdık bir zamanlar. Ya  şimdi?

Şimdilerde yeni bir tip türedi, kinini ve gayzını kusan. Naaş üzerine basıp kendini ispatlamaya çalışanlar. Başkasının mutsuzluğu üzerine mutluluk kuranlar. Ne diyelim herkes karakterini, kişiliğini ve çapını ortaya koyuyor.

Geçen hafta bildiğiniz gibi tanınmış biri vefat etti. Herkesin sevenleri olduğu gibi sevmeyenleri de olabilir. Sevenleri hakkında iyi, güzel yazılar kaleme alırken sevmeyenleri ise, hakarete varan yazılar yazıp tweetler attılar. İnsaf yahu dedim.

Tebaası olmakla övündüğümüz ve kendi Müslümanlığımızdan kıl aldırmayan bizler, Peygamberin: "Ölülerinizi hayırla yâd ediniz" sözünü göz ardı ederek ölenin ardından edepsizce höykürüyoruz. O peygamber ki, Ebu Cehil'in bile aleyhinde konuşulmasını yasaklamıştı; oğlu üzülmesin diye.

Kimse kimseyi sevmek zorunda değil. Herkes bir ölünün ardından güzel şeyler söylemek zorunda değil. Ama ölen kim olursa olsun, sevinç narası atmak, lanetlemek kişilikli insana yaraşmaz. Saygı göstermek ya da saygı gösterir bir pozisyona girmek çok mu zor? Edep ya hu...

Ölene haydi sevindik, içimizden sevinmeyi bile beceremiyoruz. Susmayı unuttuk bile zaten. Haydi böyle tipler kendi meşrebini ortaya koyuyor. Peki bu kinini kusan kişilerin patavatsız sözlerine cevap vereceğim diye onların dedikodusunu, iftirasını, hakaretini, herzelerini dünya aleme duyuranlara ne demeli?

Amacı zaten meşhur olmak, onun için reklamın iyisi, kötüsü olmaz. Görmezlikten gelmek, yok kabul etmek aslında verilecek en güzel cevaptır. İşte o zaman kahrından çatlar. Siz adamı çatlatmayı değil, taze kanla hayata bağlıyorsunuz. Bırakın karakterini ortaya koymaya devam etsin. Isıracak köpek dişini göstermez biliyorsunuz. Rahmetli Hasan KIVRAK Hocam, "Yavrum bir hayvan sana çitme atsa, sen o hayvana tekme atar mısın?" derdi. "Atmam hocam” deyince, "Hah yavrum, bırak hayvan hayvanlığını yapsın. Sen hayvanın seviyesine inme, olmaz mı?" derdi. Hz Ali, “Kişi, dilinin altında gizlidir” der. Bırakın o gizliliği ortaya herze olarak çıksın. Cinsinin azaldığı dönemde bırakın piyasada iki ayaklıları da olsun.

Haydi duramadın eleştireceksin. İsmini bari ağzına alma. Hareketini eleştirsen olmaz mı? Önemli olan kalırken de, giderken de geride kalanlara “Kubbede hoş bir sada” olabilmektir. 

Eleştiri ve tenkidini hakaret etmeden, insanın onuruyla oynamadan, seviyeli bir şekilde yapanlara selam olsun.

Bu yazı toplam 431 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer YazılarıTümü
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Anadolu'da Bugün | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
© Copyright 2017 İDEA GROUP İletişim ve Reklam Hizmetleri San. Tic. A.Ş