Köşe Yazıları Konya Haberleri

Köşe Yazıları Konya

#KöşeYazısı "Kime Ne?" Yazar: Ramazan Yüce
2 Ekim 2017 8:05

Eskiden toplumca ayıp karşılanan bir davranışı yapmaya insanlar çekinirdi. Çünkü 'Millet ne der, konu-komşu ne der, el âlem ne der' endişesi taşınırdı. Yok, ben illaki yapacağım diyen olursa gizli-kapaklı yapardı bu işi.

#KöşeYazısı

Son yıllarda free takılmak moda oldu. Kazara birisi, 'Bu yaptığınız ayıp' diyecek olsa 'Kime ne?' denerek sözü kişinin ağzına tıkmak bir adet haline gelmeye başladı.‘Sana ne’ sözünün kibarca söyleneni yani. Genelde bu sözü değerlerimizi hiçe sayan, önemsemeyen ve kendi yaptığını doğru kabul eden kimse ve kesimler söyler oldu. “Ben kimseden çekinmem, ki ben ne yaptığımı biliyorum” havası yaygın bu tiplerde.

 

Sık sık duymaya başladığımız bu cümleyi en son tutuklu olan bir gazetecinin tahliye olması sonrasında fazlasıyla duyduk. Malumunuz gazeteci bir yıldır tutuklu idi, serbest kalınca çıkışta eşiyle dudak dudağa olan öpüşme sahnesi gazetelerde yer aldı. Bu görüntüyü eleştirenler olmuş olmalı ki gazete köşelerinde savunma yazılarına rastladım. Üstelik “kime ne? Eşi değil mi? Size mi soracak öpüşeceğini? Öpüşmeye de mi karşısınız?” gibi yazılara yer verildi.

 

Sahneye tekrar göz attım acaba kimsenin olmadığı bir ortam mı diye. Yok, etrafında insanlar var. Yani herkesin gözü önünde cereyan ediyor bu eylem. İnsanın eşini sevmesi, öpmesi, öpüşmesi kadar doğal bir şey yok. Özellikle uzun süre görüşmemişlerse. Zaten kimsenin de buna bir şey diyeceğini sanmıyorum. Burada tepkinin eylemin alenen olmasına diye düşünüyorum. Kapalı kapılar ardında, kimsenin olmadığı ıssız ortamlarda veya yatak odasında olması gereken bu öpüşme sahnesinin meydanlarda icra edilmesinedir.

 

Niyetim bu sahnenin oluşmasına sebebiyet verenleri falan eleştirmek değil. Zaten kimsenin kimseye karışamadığı günleri yaşıyoruz. Kim karışmaya kalkarsa en ucuz yoldan ‘kime ne’ eleştirisine muhatap olmaktadır. Daha ileriye götürüp uyaranı tekme tokat dövüp hastanelik edenler de var. Sadece ‘kime ne’ye muhatap olmak ‘Dua et! İyi günümdeyim, yoksa ben sana gösteririm gününü, verilmiş sadakan var’ gibi bir şey bu.

 

Bu görüntüye sebep olanlar, bu görüntüyü eleştirenler ve savunanlar şunu bilsin ki kimsenin insani bir eylem olan sevgiye, öpüşmeye falan karıştığı yok. Burada bu eylemin nerede olduğuna bakmak lazım. Biz böyle her hareketi savunurcasına ‘kime ne’ dersek yarın bizi örnek alan küçükler büyüyünce bugünkü eleştirdiğimiz eylemi, milletin gözü önünde bir ileri merhalesine taşıyıp ‘kime ne’ derlerse o zaman ne yapacağız? Unutmayalım ki çocuklarımız bizim ileriye attığımız oklardır. Attığımız oklara dikkat edelim, zira onlar bize baka baka büyüyorlar. Demek ki bu işler böyle de olabiliyormuş bilinci yerleşecek zihinlerine. Biz bugün birilerince masum görünen bu hareketi yaparsak yarın çocuklarımız yatak odalarını meydanlara taşırlarsa hiç şaşırmayalım. Özellikle toplumsal bir görev icra eden kişilerin bu tür eylemlere dikkat etmelerinde fayda vardır. Zira ‘İmam osurursa cemaat pisler’ deriz çoğu zaman. Değerlerimizi, kültürümüzü, örf ve adetlerimizi bu şekilde ‘kime ne’ diyerek yozlaştırmayalım. Haydi bu iş yapıldı diyelim, bari bu görüntüyü çekerek cümle aleme servis etmeyelim.

Yok, hala ‘kime ne’ denerek haklılık savunulacaksa  bize de ‘Bari bu işi az ötede yapın’ demek düşer. 30/09/2017

Yazarın diğer yazılarını okumak için tıklayın

 

Yorumlar (0)

Gazeteler