Röportaj Haberleri

Röportaj

''Madde bağımlılığı sosyal bir hastalık''
27 Şubat 2017 00:35

Öz, “Külliye tarzında ileriye yönelik bir projemiz var. Buradaki amacımız; eğitim, sosyal tüm verdiğimiz hizmetleri bir araya toplamak. Evi yurdu olmayan, bir şekilde kaybolan ailesiyle küskünlüğü geçmemiş kişilere ev sahipliği yapmak istiyoruz” dedi

''Madde bağımlılığı sosyal bir hastalık''

Türkiye genelinde uyuşturucu kullanımı gün geçtikçe artıyor. Toplumun kanayan yarısı haline gelen madde bağımlılığı küçük yaşlarda çocukların yakasına yapışıyor. Uyuşturucunun ağına düşen çocuklara bir yardım eli de Gül Madde Bağımlılarını Kurtarma ve Gençlik Derneği’nde uzatılıyor. Dernek kurulduğundan beri gençleri bu illetten kurtarmak için çaba sarf ediyor. Derneğin Başkanı Kardiyoloji Uzmanı Dr. Özgür Öz gerçekleştirmek istedikleri projeleri anlattı.

Özgür Öz sizi tanıyabilir miyiz? 
Ankara Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde uzmanlığımı aldım. Kardiyoloji uzmanıyım. 2012 yılında beri de Konya’da çalışıyorum. Evliyim, iki çocuğum var.

Gül Gençlik Madde Derneği ne zaman kuruldu? Öncelikle hedefiniz neydi?
Derneğimiz 2011 yılında kuruldu. Derneğe başkan olarak 2012 yılında dâhil oldum. Öncelikle hedefimiz; madde bağımlılarına yönelik faaliyetler yürütmek aynı zamanda risk altındaki grupları tespit edip onları da olası tehlikelerden korumak.

Gençleri bağımlılıktan kurtarmak için neler yapıyorsunuz?
Derneğimizin birçok alanda çalışmaları var. En çok saha çalışmaları yapıyoruz. Elbette madde bağımlılığı tedavisinde zorlama söz konusu olamaz. Derneğimize müracaat eden herkes kendi istekleriyle geliyorlar. Kendimizi tanıtıyoruz, farkındalık oluşturuyoruz. ‘Biz buradayız ve size desteğiz’ diyoruz. Madde bağımlılarına eğitim, sosyal ve tedavisinde ne gerekiyorsa örneğin; AMATEM’de(Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezi) tedavi görmesi gerekiyorsa o görüşmeyi sağlıyoruz. Özellikle ailelere de eğitim veriyoruz. Çünkü madde bağımlıların çoğu çocuk olduğu için ailede bir iletişim bozukluğu olduğu zaman çocuklar, maddeye yönelebiliyorlar. Sosyal programlarımızdan özellikle şehir dışında geziler düzenliyoruz. Çünkü ‘Konya’dayken madde aklıma geliyor’ diyorlar. Dolayısıyla onları maddeyi hatırlatan ortamlardan uzak tutmaya çalışıyoruz. Bağımlılıkta çevresel faktörler oldukça etkili oluyor. Onlara sahip çıkarak toplumda bir birey olarak değerli olduklarını hissettirmeye çalışıyoruz. Elbette verdiğimiz eğitimler; onların isteklerine göre değişiyor. Bazen dini eğitim almak isteyen oluyor, bazen de mesleki eğitim almak isteyenler oluyor. Eğitimler dernek binamızda veriliyor. Tabii burada KOMEK gibi belediyenin eğitim birimleriyle görüşüp oralara gönderdiğimiz arkadaşlar olduğu gibi işverenlerin atölyelerine gönderdiğimiz arkadaşlar da olabiliyor. Yabancı dil, müzik, resim gibi alanlarda da eğitimler verebiliyoruz.

Kaç kişilik bir ekiple çalışıyorsunuz?
Gönüllülük esasına göre çalışıyoruz. Standart bir sayımız yok. Kalabalık bir ekibimiz var. Dışarıdan eğitimlere destek veren gönüllülerimiz de var.

DERNEKTE 300 BAĞIMLI VAR
Bağımlı sayınız nedir?

İki gruba ayırmak gerekiyor. Birincisi bağımlılar, ikincisi bağımlılıkla mücadelede destek olanlar. Bağımlılarımızın sayısı 300 civarında tabii ki bize başvuranların sayısının tamamı bu değil. Çünkü onları da dâhil edersek sayı bir hayli artacaktır.

Uyuşturucuya başlama yaşı bir hayli arttı. Bu konuda ne yapılmalı?
Burada tabii şöyle bir durum var. Uyuşturucunun çeşitleri arttı. Böyle olunca da kimyasal uyuşturucuların fiyatı oldukça ucuz, dolayısıyla alınabilirliği, ulaşılabilirliği kolaylaştı. Bunlar en önemli etkenlerden bir tanesi yine çocukta aile bağlarının bozulması yönelimi arttırabiliyor. Medyada yanlış algıya açık olan yayınlarda özendirici olabiliyor.

Bağımlılıktan kurtulmak zor mu? Tedavilerde başarı oranı nedir?
 Uyuşturucuyu bırakmada tek başına tedavi demek de doğru olmayabiliyor. Burada bağımlının kararlı olması, aile desteği, ona zarar veren çevresel faktörlerden uzaklaşmak gibi unsurlar büyük önem taşıyor. Özellikle yer değişikliği önemli, biz zaten zaman zaman bunu öneriyoruz.

AMATEM’de hastalar tedavi görebilmek için sıra bekliyorlar? Bu konuda yaşanan sıkıntıya ne diyeceksiniz?
Buradaki sorun aslında bağımlıların sayısının fazla olması ve her ne kadar AMATEM’de tedavi alıp temizlense de  tekrar başlama olasılığı oluyor. Dolayısıyla ne kadar büyük bir hastane açarsanız açın bu sorun hep olacaktır. 

“KÜLLİYE AÇMAYI DÜŞÜNÜYORUZ”
Yeni bir projeniz var mı?

Evet. Külliye tarzında ileriye yönelik bir projemiz var. Buradaki amacımız;  eğitim, sosyal tüm verdiğimiz hizmetleri bir araya toplamak. Evi yurdu olmayan bir şekilde kaybolan ailesiyle küskünlüğü geçmemiş kişiler ev sahipliği yapmak istiyoruz. Özellikle kızlar için konaklamanın olabileceği bir külliye projemiz var. Madde bağımlılığı sosyal bir hastalıktır. Sosyal hastalığın çözümü de sadece fiziksel tedavilerle bitmiyor. Psikolojik ve sosyal terapi gerekiyor. Toplumda;  madde bağımlılarından kork, yaklaşma gibi durum söz konusu. Elbette tedbirli olunmalı ama sonuçta onları kazanmak için çalışacağız. Onlar; bizim evlatlarımız, kardeşlerimiz, dostlarımız, arkadaşlarımız onları kazanmaya yönelik neler yapabiliriz. Bunları düşünmemiz gerekiyor. Yine sosyal ve siyasal politikalar gerekiyor. Tek başına ne hastanelerin ne STK’ların halledebileceği bir şey değil. Bu işin hukuki, emniyet, sosyal ve siyasi boyutları var. Özellikle de siyasi bir irade konulması gerekiyor. Ancak bu şekilde en aza indirgenebilir. 

Derneğinizde verdiğiniz eğitimlerden faydalanarak maddeyi bırakan oldu mu?
Verdiğimiz eğitimlerle 300 üyemizin hemen hemen yarısı maddeyi bıraktı diyebiliriz.

Konya’yı madde bağımlılığı açısından nasıl değerlendirirsiniz?
 Türkiye genelinde Konya ortalama diyebiliriz. İstanbul gibi değil rehabilite edilebilir durumda.( Melek Sarıtaş)

 

Yorumlar (0)

Gazeteler