1. YAZARLAR

  2. Ömer Faruk Apaydın

  3. NEREYE GİDİYORUZ
  • Atiker Konyaspor
  • 2
  • Çaykur Rizespor
  • 1
  • MAÇ SONU
Ömer Faruk Apaydın / Köşe Yazarı

NEREYE GİDİYORUZ

 Modern hayat hepimizi savuruyor. İnsanoğlu nereden gelip nereye gittiği konusunda tefekkürden uzaklaştı. Düşünce ufkumuz, medeniyet tasavvurumuz sığlaştı. Hayatlarımız kendi kabuklarımız içinde. Varsa yoksa kendimiz.

            Bu daralma hayatın tüm alanlarında kendini göstermeye başladı. Sevgilerimiz samimiyetten uzaklaştı. Sıla-i rahim maalesef unutuldu. Anne babasına üf bile demeyen bir ümmet iken bugün anne babasının yüzünü dahi görmek istemeyen bir duruma geldik. Facebook, Twitter adına her ne derseniz deyin sosyal medya denen canavar teker teker hepimizi yutmaya başladı.

            Aslında insan mutluluğu sosyal medyada, arkadaşlığı internette, dostluğu televizyonda aramaya başlayalı sadece huzurunu kaybetmedi, fıtrattan uzaklaştığı için kendisini de kaybetti. Fıtrattan uzaklaştıkça savruluşun şiddeti çok daha fazla artmaya başladı.

            Psikolojik ve psikiyatrik vakalar bugüne kadar hiç ulaşılmamış sayılara ulaştı. Psikolojik rahatsızlıklar sebebiyle hastanelere başvuranların sayısının 10 milyon civarında olduğundan bahsediliyor. Toplum olarak, millet olarak yalnızlaşıyoruz. Bu sonuçlar kaçınılmaz.

★ ★ ★ ★ ★

      Yüce yaratıcımız Asr suresinde asra yemin ettikten sonra şöyle devam eder. “…İnsan mutlaka ziyandadır. Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır. (Asr, 103/ 1-3)”

            Demek ki ziyanda olmamamız için savrulmamız için imanımıza sahip çıkmalıyız. İmanımız bizim en önemli sermayemiz. Îmanî noktada yaşadığımız zaaflar ve problemler maalesef pek çok sıkıntının da kaynağını oluşturuyor. Faiz, zina ve içki gibi büyük günahlar imanımızda büyük yaralar açıyor.

            -Bu devirde faizsiz olur mu diyen bir kişi Bakara Suresine geçen “ Ey iman edenler! Allah’tan korkun. Eğer gerçekten inanıyorsanız mevcut faiz alacaklarınızı terk edin. Eğer böyle yapmazsanız Allah ve Rasulu ile savaşa girdiğinizi bilin…(Bakara, 2/278, 279)” ifadelerinin karşısında nasıl bir savrulma yaşar. Allah’ ve Resulüne savaş açmak! İmanda nasıl bir tahribata yol açar düşünmek lazım. Bu devrin insanı maalesef çok az düşünüyor.

            İmandan sonra salih amel geliyor. Yani imanın meyvesi. Alemlerinin yaratıcısına verdiğimiz sözün fillerle desteklenmesi.  İhlâs ve samiyetle Kur’an-ı Kerim’e ve Hz. Peygamberin sünnetine uygun yapılan tüm ameller bu kapsama girer.

            Asr suresine göre ziyana uğrayanlardan olmamak için dikkat edilecek bir diğer nokta “birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenlerden olmak”. Bu durumda şu vurguya dikkat edilmeli önce hak ve hakikat sonra sabır. Demek ki hakikat sabır istiyor. Demek ki Hakka tabii olmak beraberinde sabredilmesi gereken zorlukları da getiriyor.

            Hz. Peygamber (s.a.v)’in ve beraberinde bir avuç Müslüman’ın Mekke devrinde neler çektiklerini ve nasıl sabrettiklerini bir düşünün. Biz Hz. Peygamberin ashabı gibi nasıl hakka çağıralım ve nasıl sabredelim dediğinizi duyar gibiyim. İşte tam bu noktada gene yardımımıza İlahi kitabımız yetişiyor; Tevbe Suresinde Rabbimiz “ Ey iman edenler Allahtan korkun ve sadıklarla beraber olun buyuruyor( Tevbe, 9/ 119).” Konu aslında güzel bir noktaya geldi ama yerimiz doldu. Haftaya devam edelim inşallah. Selam ve hürmetlerimle

Bu yazı toplam 422 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer YazılarıTümü
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Anadolu'da Bugün | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    © Copyright 2017 İDEA GROUP İletişim ve Reklam Hizmetleri San. Tic. A.Ş