1. YAZARLAR

  2. Bahri Kılınçel

  3. Rüyasında Laiklik İle Savaşanlar
Bahri Kılınçel / Köşe Yazarı

Rüyasında Laiklik İle Savaşanlar

El Kaide, Boko Haram, Taliban, Işid   vb terör örgütlerinin   şiddet  ve vahşet  yarattığı ve kendi Müslüman kardeşlerini  öldürdüğü  bir ortamda, Batı dünyasında  İslamifobinin  en güçlü  dönemini yaşadığı bir zamanda. Nerdeyse İslam’ın  bu kan içici   çetelerin  elinde  rehin olduğu  bu vakitte.  Ülkemizde  bir  zamanlar aynı camide saf tutup, aynı  sofrada dua ettikleri  cemaat ve iktidarın  birbirleriyle  kanlı bıçaklı olduğu  bir  Türkiye’de,   TBMM başkanlığına kadar yükselmiş   devlet  büyüğümüz  “Yeni anayasada laiklik  olmayacak ,dindar bir anayasa yapmalıyız” buyurdular.

 

Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana İslami kesimin bazı şahsiyetleri, yazarları, gazetecileri, politikacıları, dini önderleri Cumhuriyet, Atatürk ve laiklik karşıtı oldular, eleştirdiler,  yazdılar, çizdiler. İktidar olanlarını kullanarak cumhuriyet değerlerini aşındırmaya, laikliği çözebilme yarışına girdiler. Hatta bu yolda epeyce mesafe aldılar.

 

Hâlbuki politikacıların bu günkü konumlarına gelmelerine en büyük olanak sağlayan gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu cumhuriyet rejimi ve laik eğitimin büyük bir rolü olduğunu unutmamalıyız.  Cumhuriyet tarihi boyunca  “ötekisi” olarak Kemalizmi,  laikliği gören anlayıştakiler, laikliğin nimetlerini her gün yaşamlarında, ibadetlerinde gördükleri halde özellikle yabancı dış istihbarat örgütlerinin imbiklerinden İslami kesimi okşayacak şekilde süzdükleri analizleri hiç akıl süzgecinden geçirmeden Atatürk, cumhuriyet ve laiklik karşıtı olarak söylemektedirler.

 

Laiklik olmasaydı Türkiye’de camiler her tarikat, cemaat ve İslami grupların sığınma yerleri, propaganda yerleri olurdu. Laiklik olmasaydı ülkede her cemaat, tarikat ve İslami grubun farklı İslami görüş ve anlayışı olup, “Benimki gerçek İslam”  kavgasında kan gövdeyi götürürdü. Bu gün Arap dünyası böyledir. Laiklik olmasaydı kadınların üç telakla boşandığı, kadınların kaçıncı eş olacağı kaygısında, savunmasız, haksız ve hukuksuz bir topluluk olacağı bir kalabalıkları oluşturacaktı. Laikliğin olmadığı yerde selefilik çoğalır ve cihat gönüllüleri çoğalır, ülkemizde son dönemde çoğaldığını hep birlikte görüyoruz.

 

Hâlbuki laiklik sayesinde İslam’ın en güzel yaşandığı bir ülke isek, bunun yanı sıra, yine bütün İslâm dünyası içinde, akıl, bilim ve aydınlanma yoluna tam olarak girebilmiş; çağın gereklerine uyarak hukuk düzenini, eğitimi, devleti lâikleştirmek cesaret ve basiretini gösterebilmiş tek ülke Türkiye' dir. Bunu Atatürk'e ve onun, dava arkadaşlarıyla birlikte, gerçekleştirdiği atılımlara borçluyuz. Bunun ne kadar büyük bir nimet olduğunu bilmeliyiz. Lâik devletten, lâik hukuktan, çağdaş eğitimden uzaklaşmanın nasıl bir felâket olacağını görmeliyiz. Bunu anlamak için, çevremizde olup bitenlere bakmamız yeter. Teokratik bir dikta rejiminin ve çağdışı bağnazlığın, eline geçirdiği ülkeyi, nasıl karanlığa sürüklediği gözler önündedir. Lâikliğe ve çağdaşlaşmaya düşman teokratik bir dikta rejiminin, yalnız uygulandığı ülkeye değil, İslâmiyet'e de ne büyük zararlar vermektedir.

 

Bu yazı toplam 752 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer YazılarıTümü
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Anadolu'da Bugün | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
© Copyright 2017 İDEA GROUP İletişim ve Reklam Hizmetleri San. Tic. A.Ş