1. YAZARLAR

  2. Seyit Araboğlu

  3. SEYYAR SİMİT YASAK, SEYYAR KUMAR SERBEST
Seyit Araboğlu / Köşe Yazarı

SEYYAR SİMİT YASAK, SEYYAR KUMAR SERBEST

Cumhuriyet kurulduğundan beri dedelerimiz, babalarımız ve bizim en çok duyduğumuz kelimelerden biri laikliktir. Osmanlı’yı dinin geride bıraktığını düşünen pozitivist anlayış imparatorluk yıkılmadan önce, filizlenmeye başladı ve Cumhuriyet ile birlikte “zorla” fidan haline getirildi. Yoksa o toprakta tutması mümkün değildi. Herhalde resmi eğitimdeki hariç resmi tarihin büyük ölçüde ters yüz edildiği bu devirde de artık, Atatürk ve Tek Parti dönemlerinin diktatörlük ya da keskin bir otoriterlik olduğunu kimse inkar etmeyecektir.

Osmanlı’yı Doğu’nun ekseninden çıkamamakla suçlayan bu dünya görüşünün en önemli dayanağı laiklik oldu. “Sorunlu” olan din ise onu sosyal ve siyasi hayatın dışında bırakmak için laikliğe sarılmak son derece normaldi.

Belki birçok Cumhuriyet değerinden taviz verildi ancak laiklikten yıllarca hiç taviz verilmedi. Bunun için darbe bile yapıldı. Tabi çoğu zaman Cumhuriyet elitlerinin çıkarlarını devam ettirmek ve yeni bir burjuva sınıfı oluşmaması için irticayı bahane ettiğini de unutmayalım.

Ak Parti’nin 14 yıldır iktidarda olduğuna bakmayın. İnançlı insanların hakları olan ve tabi küçümsenmeyecek bazı düzenlemeler dışında laik sistem olduğu gibi duruyor. Tabi durmasında bir sakınca yok. Dinle arasında mesafe olan, rahat rahat günah işlemek isteyen vatandaşların güvencesi bu sistem ama bir yerde bu sistemin herkese zararı dokunuyor.

Milli Görüşçüler Ak Partililer’i hep zinayı serbest bırakmakla eleştirir. Haklılar ama laiklikten hiç ödün vermemiş, yönü Batı olan, AB’ye girmek için yırtınan bir ülkede bunu eleştirmek abesle iştigaldi. Ben böyle düşünüyordum. Şimdi ise artık bu konularda daha bağımsız, değerleriyle barışık hareket etmek gerektiğine eminim. Terörist için idam gerektiğine inandığım kadar, fuhuşu yaptırana değil yapana da ceza verilmesi, devlet eliyle kumar oynatılmasının yasaklanması gerektiğine de inanıyorum.

Bir mahallede ev tutup kapının önünde gençlere sarkıp, rahat rahat fuhuş yapıp, yakalanınca sadece evin kapatılması ahlakın çöküşe terk edildiğinin resmidir. Hangi hayır kurumlarına giderse gitsin, insanları çalışmadan kazanmaya umutlandıran, maç bahisleriyle garibanın cebindeki on liraya göz diken bir sistem hala devlet eliyle yürüyor.

Ve bu yazıyı yazmayı bana hatırlatan o fotoğraf… Konya Büyükşehir Belediyesi Mevlana Kültür Vadisi projesi kapsamında şehir merkezindeki bütün simitçileri ve seyyar satıcıları yasakladı. Çoğunu da işe aldı. Peki bu sokaklarda kumar pazarlayan bu seyyar piyangocuların ayrıcalığı nedir?

Çocukları ve gençleri korumak adına RTÜK eliyle televizyonlardaki sigara ve alkol görüntülerini kapattıran devlet sokaklardaki fuhuşa, kumara ses etmiyor. Gençler televizyondan çok gerçek hayatta boğuluyor. Ha şunu da belirtelim: Ak Parti hükümetleri sigara ve içkiyle mücadelede devrim niteliğinde kanunlar çıkardı. Fakat yeterli olmuyor işte.

Şimdi soruyorum: Devlet laikse vatandaşın suçu ne? Kumar oynamak isteyen kadar oynamak istemeyenleri de korumak gerekmiyor mu? Faizden kaçmak isteyene finans kurumu açan devlet bunu da düşünmeli değil mi?

Umarım önüne koyduğu hedeflere sırayla ulaşan Ak Parti’nin hedefleri arasında fuhuşun en aza indirgenmesi ve açıktan oynanan kumarın özelleştirilip reklamlarının yasaklanması da vardır. 

seyit-araboglu-photo.jpg

Bu yazı toplam 349 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer YazılarıTümü
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Anadolu'da Bugün | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
© Copyright 2017 İDEA GROUP İletişim ve Reklam Hizmetleri San. Tic. A.Ş