1. YAZARLAR

  2. Seyit Araboğlu

  3. TÜRKİYE’DE ERDOĞAN DÜŞMANLIĞI
Seyit Araboğlu / Köşe Yazarı

TÜRKİYE’DE ERDOĞAN DÜŞMANLIĞI

İktidara geldiğinde Avrupa Birliği hedefine yürümesi, demokratikleşme konusundaki yaklaşımı, ideolojik görüşü için elzem olan sorunları ötelemesi gibi yaklaşımlarıyla Batı’dan ciddi bir destek gören Ak Parti Hareketi ve Recep Tayyip Erdoğan, Meclis’te doğal karşıtı CHP ile çok da yorucu olmayan bir 4 yıl geçirdi ancak Cumhurbaşkanlığı’na eşi başörtülü bir isim, Abdullah Gül aday gösterilince askeri vesayet “uyutulduğunu” anladı.

“Dik durup dikleşmeme” üzerine kurulu bir siyasi tavır sergileyen Erdoğan akıllı bir manevrayla erken seçime gidip, yüzde 47 oy aldı ve MHP ile birlikte Köşk’ü muhafazakarların ele geçirmesini sağladı. Kemalist elitler bunu ciddi bir yenilgi olarak görüp bunun sorumlusu Erdoğan’ın başlarına daha çok uzun süre “bela” olacağını gördüler. Kapatma davasının açılmasının sebebi buydu ama başarısız bir operasyondu. Karşı hamle çok sert oldu. Ergenekon’un yanına Balyoz da konuldu ve ulusalcı cephe büyük bir darbe aldı. Davada milliyetçilerin de içeri alınması MHP’yi de karşı cepheye yerleştirdi. Erdoğan karşıtı cephe netleşmişti.

Ekonomi, alt yapı ve sağlıkta yapılan yatırımların üzerine dindar kesimin rahatsız olduğu askerlerin tasfiyesi de eklenince tabandaki kemikleşmeyi önlemek için yeni bir strateji geliştirdiler: “Erdoğan düşmanlığı”.

Terör, dış politikada yalnızlaşma, yolsuzluk, hırsızlık, Gülen Örgütünün güçlenmesi başta olmak üzere ne kadar olumsuzluk varsa torbanın içine atıp ağzını bağladılar ve Erdoğan’ın eline vermeye çalıştılar. Tam başarılı olur gibi göründükleri sırada seçim geldi ve halk yine “Erdoğan” dedi. Elleri boş kaldı. Sadece kendi tabanlarında bu nefreti yerleştirmeyi başardılar.

Geçen Ankara’da Gençlik Parkında oturuyorum. Üç tane Kemalist teyze kafede oturmuş, evlerinden getirdikleri yiyeceklerle piknik yapıyor. Biri 80 yaşında falan var ama en azılısı o. Yakında oturduğum için her şeyi duydum. Üçü de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve Ak Parti’ye olmadık hakaretler ediyordu: “Her tarafa cami yaptı. Hacı Bayram neyine yetmez?”, “Ensar Vakfına baksana, bunlar sapık”, “Ankara’da her yeri sattılar, yeşil alan bırakmadılar” gibi daha bir sürü saçmalık ama en komiği Erdoğan karşıtlığının zirve yaptığını gösteren şu cümleydi: “Obama ile görüştü. Adam açıklama yaptı, bu onu yalanlıyor. Bana öyle bir şey demedi, demiş. Ya bu adam vallahi sapıttı, koca Amerikan başkanına yalancı bile dedi yani”.

Yahu bu kadar da olmaz. Kendi ülkesinin Cumhurbaşkanına değil “yalanlar ülkesi” Amerika’nın  başkanına inanacak düşmanlaşmış bu insanlar. Neyse ki sayıları az. İktidara gelseler Ak Partililer’in çok çekeceği var bu ülkede. 

Tersinden bakınca müzmin bir CHP muhalifliği görmemiz de normal. Yıllarca ülkede tek parti olarak yönetimi işgal eden bir zihniyete olan karşıtlığı Ak Parti uzun süre oya dönüştürmek için kullandı. Fark şu ki; muhafazakarlar dinini ya da dünya görüşünü savunurken CHP’nin Erdoğan karşıtlığı üzerine kurduğu taktik onları Erdoğan’ı bir kale gibi görmeye ve surların yıkılıp, güç bela yaptıkları şehrin yağmalanmasını önlemek için savaşmaya itti. Bazen karşı tarafın başvurduğu bel altı yöntemlere başvurmalarının sebebi de bu. Hep savunmada kalmak istemiyorlar.

Bu analizi zor bir konu. Gelecek yazıda yurt dışındaki Erdoğan düşmanlığını da ekleyerek devam edelim inşallah.

Bu yazı toplam 182 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer YazılarıTümü
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Anadolu'da Bugün | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
© Copyright 2017 İDEA GROUP İletişim ve Reklam Hizmetleri San. Tic. A.Ş