1. YAZARLAR

  2. Seyit Araboğlu

  3. TÜRKİYE’DE VE KONYA’DA CEMAATLER (1)
Seyit Araboğlu / Köşe Yazarı

TÜRKİYE’DE VE KONYA’DA CEMAATLER (1)

Dünyada bir cemaat gerçeği var. Toplumlar ne kadar akılcılığın hayatın tüm alanlarını kapladığı bir dönemde şekilleniyor olsa da dinin, geleneğin ve bağlantılı olarak cemaatlerin etkinliği insanların günlük yaşamında hiçbir zaman kırılamıyor. İnsanı ve doğayı Allah’ın yarattığına inanıyorsanız kırılması da imkansız. Çünkü hala pozitivist, bilime tapan dünya görüşünün buluşları arasında ölümsüzlük yok. Ateizm refah seviyesi yüksek toplumlarda yükselişte olsa da din hâlâ ekonomik gelişmişlik kriteri falan dinlemiyor. Çünkü insan hâlâ aciz olduğunun farkında. Ne kadar imkanları geniş olursa olsun müdahale edemediği, açıklayamadığı şeyleri, mitler, vahiy ve kader ile açıklamaktan geri duramıyor.

Türkiye’de bir Doğu (daha doğrusu Doğu ile Batı arasında kalmış) ülkesi olmasının doğal tezahürlerinden biri olarak dine ve onların günlük hayattaki pratikleri olan cemaatlere önemli bir bağlılık var. Garip bir uygulaması olsa da laik bir devlete sahibiz. Yaklaşık 150 yıldır devam eden Batılılaşma çabasının Cumhuriyet ile geldiği nokta tekkelerin kapatılması, cemaatlerin yer altına çekilmesiyle sonuçlandı. Namaz kılarken secde yapılmasına engel olduğu için şapka kanununa muhalefet eden Trabzon, denizden bombalanınca toplum bir karmaşa yaşamaya başladı. Bu baskılara direnip iyice radikalleşenler zaman zaman isyan ederken bir yandan da Cumhuriyet elitlerinin şemsiyesi altında yeni bir nesil oluşturuldu.

Osmanlı’nın yıkılışını tamamen dine bağlayan, İslam’ın Arap dini olduğunu ve yeniden ‘elden geçirilmesi’ gerektiğini düşünen bu kitlelere duyulan nefret Cumhuriyet öncesi başlayan İttihat ve Terakki ile Hürriyet ve İtilaf fırkaları diyalektiğinin günümüzde CHP-AK Parti şeklinde sürmesiyle sonuçlandı.

Bir tarafta pozitivist, dini siyasi ve sosyal hayatın tamamen dışına atan Allah’a dua etmenin, kalbi temiz olmanın yeterli olacağına inanan Cumhuriyet’in sahibi kitle. Diğer yanda hayatın her alanında Allah’ın kurallarının geçerli olması gerektiğini, İslam’ın değil uygulayan Müslümanların ‘sorunlu’ olduğunu düşünen, Kur’an-ı yaşatmak için yer altındaki bu cemaatlerle bağını hiç koparmayan ‘gerçek halk’. Dini değerlerle barışık bir ortamda yaşamış birçok insan dini yaşantısını sistematik hale getirmek için bu tarikat ve cemaatlerin her daim popüler olmasını sağladı. Çünkü din nasihattir. Kitaptan bir yere kadar öğrenilir. Birinin anlatması dinin belkemiğidir. Allah da bu yüzden peygamberleri, anlatsınlar diye gönderiyor. Burada önemli olan o tarikat ya da cemaatin dinin özüne ne kadar sadık kaldığı. Kritik soru bu.

İşte o din ve cemaatlerin etkisindeki halk şimdi de ülkenin geleceğine yön veriyor. Her seçim öncesi ‘hangi cemaat kime oy verecek?’ şeklinde çıkan haberler de bu gerçeğin işaretçisi. Nakşibendi, Kadiri, Nurcu gibi ana kolların etkinliği son yıllarda hayli arttı. AK Parti’nin içinde hangisinin güçlü olduğu, birbirleriyle rekabetleri bile hayli tartışma konusu oldu.

Tarikatlarla ilgili genel bilgiler verip Türkiye ve Konya’daki toplumsal ve siyasal etkinlikleriyle ilgili bölümü de gelecek yazımda ele alacağım. 

Bu yazı toplam 1000 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer YazılarıTümü
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Anadolu'da Bugün | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    © Copyright 2017 İDEA GROUP İletişim ve Reklam Hizmetleri San. Tic. A.Ş