Röportaj Haberleri

Röportaj

Üniversite açmayı istiyoruz
10 Ekim 2016 10:22

Ömrünü iyi nesil yetiştirmeye adayan Diltaş Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ataman, bir okul açmak istediklerini aynı zamanda özel üniversitelerle ilgili yasal düzenlemeler tamamlandığı takdirde de üniversite açmayı planladıklarını ifade etti

Üniversite açmayı istiyoruz

Eğitim camiasının tanınan ve sevilen isimlerinden Diltaş Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ataman ile Konya’da eğitimin geldiği noktayı ve önümüzdeki dönemlerde gerçekleştirmeye hedefledikleri projeleri hakkında keyifli bir röportaj gerçekleştirdik

Ali Ataman kimdir?

1944 yılında Konya’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Konya’da tamamladı. 1967 yılında Ankara İktisadi Ticari İlimler Akademisi’nden mezun oldu. 29 yıl devlet memurluğu yaptı.

Konya Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcılığı, Konya Valiliği Mahalli İdareler Müdürlüğü olmak üzere kamuda çeşitli birimlerde görev yaptı. 1984 yılından itibaren de Diltaş Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütüyor.

Eğitim hayatına ne zaman girdiniz?

Diltaş Eğitim Kurumlarını 1984 yılında dershane olarak kurduk. 34 yıldır da eğitim camiası içersinde yer alıyorum. İlk yabancı dil kursu açtık daha sonra dershane üzerinde ilerledik.

1987 yılından bu yana da okul açarak hizmet veriyoruz. Şu anda Konya’da 2’si Meram’da biri Selçuklu’da olmak üzer 3 okulumuz var.

Diltaş Eğitim Kurumları’nın geçirdiği süreçten söz eder misiniz? Yani nerdeydi, nereye geldi?

Okulumuzu ilk açtığımız dönemde 57 talebe, 4 kadrolu ve 7 ücretli öğretmenle çalışıyorduk.

Şu anda okullarımızda 2 bin 506 talebeye ve 217 öğretmenimizle eğitim hizmeti veriyoruz.

Konya’da ilk yıllarında emekleyen derece yapmak için Türkiye çapında gayret sarf eden yeni yeni buluşlarla Konya’ya kendini kabul ettirmeye çalışan bir Diltaş bugün Türkiye genelinde derece yaparak ilk 100 içerisinde yer alan bir okul haline geldi.

İleriye dönük hedefleriniz nelerdir?

Eğer kamu kuruluşları özellikle de belediyeler yolumuzu açarsa okul sayımız arttırmak istiyoruz. Şu anda okullarımız tam kapasite dolu. Selçuklu bölgesinde özellikle kampüs şeklinde okul yapmak istiyoruz. Arsa arayışı içersindeyiz. İstediğimiz nitelikte arsa bulursak 3 bin kişiyi hitap edecek, bir okul yapmak istiyoruz. Anayasa değiştiği takdirde 2004 yılından beri söylüyorum, özel üniversite kurmaya izin verirlerse vakıf üniversitesi dışında Diltaş Üniversitesi’ni açmak istiyoruz.

Dershanelerin kapatılmasından sonra özel okullara dönüşümler arttı. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Geçmişimizde dershanecilik var, ama okul başka bir şey bunu kabul etmek lazım. Dershane okulun tamamlayıcısıdır. Ancak Diltaş’ın farklı bir konumu var. Devlet, ‘lisede 40 saat, ortaokulda 35 saat ders yapacaksınız’ diyor. Biz bu dershane açığını giderebilmek için geçen seneye kadar ortaokullarda 40 saat, liselerde 45 saat ders yapıyorduk. Bu yıl ise ortaokullarda 45 saat, lise 9. 10. sınıflarda 45 saat, 11. ve 12. sınıflarda 50 saat ders yapmak durumunda kaldık. Yoksa bu açık kapanmaz. Şimdi ifade edildiği gibi eğer müfredat böyle devam edecek olursa ders saatlerinin azaltılması öğrencileri sıkıntıya sokar. Her geçen gün üniversite sınavına giriş soruları zorlaşıyor. Bu bakımdan bu sınavlarda nihayetinde bilgi ölçümü var. Bilmediğiniz öğrenmediğiniz takdirde başarıya gitmeniz mümkün değildir. O bakımdan dershanelerin açığını okulların kapatması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü okul temel eğitimin verildiği yerdir.

Dershanelerin kapatılmasıyla birlikte dershanelerin bir kısmı özel okula bir kısmı da özel eğitim kurslarına dönüştü. Bu dönüşümde özel eğitim kurslarını yeri sizce nedir?

Eğer; kalite, disiplin, otorite moral motivasyon varsa başarılı olabilirler. Ancak sorumluluk almıyorsanız, kalite yoksa sırtınızdaki gömleğiniz terlemiyorsa çocuğa o motivasyonu doğru veremiyorsanız, bu kursların hiçbir faydası olmaz. Eğitim özel bir sektördür. Size teslim edilen çocukların manevi sorumluluklarını alamıyorsanız.  Hiç bu işlere girmeyeceksiniz.

Bu öyle bir sorumluluk ki onu tam olarak yerine getirmediğinizde acısını hissedersiniz. O zamanda hakkıyla yerine getirip, başarıyı elde edersiniz.

Konya’yı eğitim noktasında nasıl değerlendiriyorsunuz?

Konya her anlamda her geçen gün Türkiye’de ileri bir düzeye geliyor. Ama şahsi fikrim metropol bir şehir olması itibariyle istediğim noktada değil. Türkiye’de daha da kendini hissedilir noktaya getirmesi gerekir. Bunun içinde devlet okulları ve özel okullarda dâhil edebiliriz.

Dershanelerin özel okullara dönüşmesiyle birlikte artık velilerde birçok özel okul arasında seçim yapmakta zorlanıyor. Toplum bazen de ön yargılı bakabiliyor. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

1987’de ilk özel okulumuzu açtığımız zaman özel okulların payı bin de 4 civarındaydı, şimdi 7’ye çıktı. Milli Eğitim Bakanlığı da zaten özel okulların sayısının artmasıyla ilgili çalışmalara ağırlık veriyor. Yani bu rakamı yüzde 15’e çıkarmak istiyorlar. Tabii ki özel okula gönderen veli, bir para ödüyor haliyle bunun da karşılığını almak ister. Eğer okul olarak öğrenciyi TEOG sınavında veya üniversite sınavında başarıyı yakalamasını sağlarsanız. Size derki ‘verdiğim para helal olsun’ ancak veli tamamen oyalanırsa bir sonuç alamazsa, size belki de ‘verdiğim para haram olsun’ diyecektir. Üzerinde durduğumuz konu ‘helal’ olanı elde etmek. Elhamdülillah bu TEOG sınavında Türkiye birincimiz var. Yine 700 tam puanla 10 öğrencimiz var. Üniversiteye yerleştirme başarımız; yüzde 94’ü buldu. Bu başarıyı sağlarsanız, herkes sizi başının üzerinde taşır. Şu anda Diltaş Eğitim Kurumları yüzde yüz kapasiteyle gidiyor.

Eğitimde olmazsa olmazınız nedir?

Eğitimde olmazımız; en başta sevgi, daha sonra muhabbet, dostluk, samimiyet, öldürücü değil sevindirici disiplin, otorite, kalite, çok iyi bir denetim ve rehberlik daha bir sürü şey sayabiliriz. Diltaş Eğitim Kurumları olarak bu sayabildiklerimin yüzde 65’ini gerçekleştiriyoruz. Takdir alıyoruz ama büyük eksiklerimiz var. Özellikle çocukları psikolojik olarak sınavlara ve hayata hazırlamak için çok deneyimli, okuyan, geniş düşünebilen kadrolara ihtiyaç var. Şimdi bu kadroları elde etmeye çalışıyoruz. Bu arada çocuğun hür, demokrat, adil, dayanışmaya önem veren, saygılı, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü yüzde yüz inan bayrağın göklerden indirilmeyeceğine yemin etmiş. Aşkla dolu şekilde yetiştirilmesi gerekir. Şu anda Türkiye’yi bir ateş çemberi sarmış, bu ateş çemberinin içerisinde Türkiye’yi bir Türk olarak kurtaracak, Türk gençliğine ihtiyaç var. Biz bunu sağlamaya çalışıyoruz.

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Diltaş Eğitim Kurumları olarak Allah’ın izniyle bu ülkeye gerçekten bu vatan için canını seve seve feda edecek şuura sahip, aydınlık yüzlü gençler yetiştirmeye çalışıyoruz.  Ben Müslüman bir Türk çocuğu olarak evlatlarımın hiçbir çizmenin altında ezilmesine asla müsaade etmem ve Allah bu millete o zilleti yaşatmasın.

Melek Sarıtaş

Yorumlar (0)