1. YAZARLAR

  2. Ömer Faruk Apaydın

  3. ÜSLÛBU BEYAN AYNİYLE İNSAN
Ömer Faruk Apaydın / Köşe Yazarı

ÜSLÛBU BEYAN AYNİYLE İNSAN

Nasıl konuşuyoruz? Konuşma üslûbumuz nasıl? Bu soruya çok çeşitli cevaplar verilebilir; Hızlı, s, çok hızlı, heyecanlı, sakin, durağan v s. gibi…

Bu cevaplar sosyologların, psikologların belki dilbilimcilerin işine yarayabilir ama bizi ilgilendiren bu değil

Bizi ilgilendiren şu; dilimiz, üslûbumuz ne kadar rahmet tevzi ediyor. Üslubumuz karşımızdakileri mutlu ediyor mu? Hadi biraz daha ileriye gidelim üslûbumuz Allah’ın ve Rasulü ’nün istediği gibi mi?

★ ★ ★ ★ ★

            Müslüman haliyle ve kâliyle (konuşmasıyla, üslûbuyla) bir nezaket ve zerâfet insanı olmalıdır. Bu öyle bir nezaket ve kibarlık ki her hal ve şartta devam etmelidir. Şöyle bir düşünelim; Yüce Allah Hz. Musa’yı Firavuna gönderirken  “Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır yahut korkar.” Buyurdu. Firavun gibi Dünyanın en zalim insanlarından birine gönderilen elçiye verilen talimata lütfen dikkat buyurun.

Bir rahmet lisanı, bir merhamet lisanı, asla karşıdaki ötekileştirmeyen, asla önyargılı olmayan bu rahmani uslûba bugün ne kadar da muhtacız. Bakın bu rahmani üslûbun sonucuna bir örnek;

Ramazan-ı Şerifte vaz-u nasihat için Erzurum’un bir köyüne davet edilen İbrahim Hakkı Hazretleri’ni alıp köye getirmek üzere bu işleri yapan Ermeni bir hizmetçi ile bir at gönderilmişti. Yola çıkıldı. Fakat binit bir tane olduğundan İbrahim Hakkı Hazretleri, Ömer(r)’ın Kudüs’e giderken kölesiyle beraber nöbetleşe deveye binmesi hususundaki yüksek ahlakı tatbik etti. Ermeni hizmetçi buna her ne kadar:

“-Köylüler bu durumu duyarsa, beni azarlarlar; ücretimi de vermezler!” diye itiraz etti ise de Hazret:

“-Evladım, son nefeste halimizin ne olacağı meçhul! Sen köylülerin seni azarlamasından endişelisin, ben ise Allah huzurunda verilecek olan hesaptan korkuyorum!..” buyurup ata binme işini sıraya koydu.

Hikmet-i ilâhî tam köye girecekleri esnada aynen Hazret-i Ömer (r)‘in misalinde olduğu gibi sıra Ermeni hizmetçiye geldi. Köylülerden korkan adamcağız, hakkından feragat ettiğini, ata Hazret’in binmesini ısrarla istediyse de İbrahim Hakkı Hazretleri:

“-Sıra senindir!” dedi ve atın önünde yürüyerek köye girdi. Halk bu hâli görünce, hemen Ermeni hizmetçinin etrafını sardı ve:

“-Vay densiz! Gençliğine bakmadan ata kurulmuş, aksakallı şu ihtiyar zatı yürütmektesin ha! Bu mu senin sadakatin? Biz böyle mi tembih ettik sana?!” şeklinde muhtelif ifadelerle azarlamaya başladı. Durum bu şekildeyken İbrahim Hakkı Hazretlerinin meseleyi izah etmesi üzerine azardan vazgeçtiler. Bu esnada uyanık köylülerden biri Ermeni hizmetçiye seslendi:

“-Be adam! Bu kadar fazileti gördün ve yaşadın! Bari Müslüman ol!” dedi. Ermeni hizmetçi, birkaç dakikalık sükûttan sonra oradakilere şu ibretli cümleyi söyledi:

“-Eğer sizin dininize davet ediyorsanız, asla! Ama şu mübarek zatın dinine dâvet ediyorsanız, o dine daha yoldayken iman ettim bile!..”

İbrahim Hakkı Hazretlerinin yaptığı sadece bu rahmanî ve nebevî üslûba göre davranmaktan ibaretti. Taşıdığı yüksek imânî nezakete göre davrandı. Hz. Mevlana’mız Mesnevisinde ne güzel söyler; “Küp içindekini sızdırır. Sirke dolu küpten bal, bal dolu küpten sirke sızdığını gördünüz mü” ?

İşin bize bakan yönüne geldiğimizde, bizim içimizde ne var? Bizim dışımıza ne sızıyor? Bizim dışımıza ne sızmalı? Biz nasıl konuşacağız? Rahmanî ve Nebevi üsluba uygun konuşma nasıl olmalıdır? Tüm bunların cevabı için inşallah önümüzdeki hafta konuya devam edelim. Selam ve hürmetlerimle

 

Bu yazı toplam 464 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer YazılarıTümü
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Anadolu'da Bugün | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
© Copyright 2017 İDEA GROUP İletişim ve Reklam Hizmetleri San. Tic. A.Ş