Konya
Açık
30°
Aksaray
Açık
31°
Karaman
Açık
28°
Anadolu'da Bugün Bilim ve Teknoloji Konya’da koyun yünü atık olmaktan çıkıyor: Hedef D3 vitamini ve biyomedikal ürünler

Konya’da koyun yünü atık olmaktan çıkıyor: Hedef D3 vitamini ve biyomedikal ürünler

Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi ve Tarım ve Orman Bakanlığı Koyunculuk Proje Lideri Doç. Dr. Esat Sami Polat, koyun yününden elde edilen lanolinin D3 vitamini üretiminde değerlendirilebileceğini belirterek, bu alandaki çalışmaların hem insan sağlığı hem de yün ekonomisi açısından önemli potansiyel taşıdığını söyledi. Polat, kişisel bakım ve gıda sektöründe kullanılan sisteinin insan veya domuz kılından elde edilebileceği ihtimaline ilişkin endişelerini de dile getirdi.

Konya’da koyun yünü atık olmaktan çıkıyor: Hedef D3 vitamini ve biyomedikal ürünler
MUHABİR: Gülbahar Bayanay
Okunma Süresi: 6 dk

Konya’da Selçuk üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi ve Tarım ve Orman Bakanlığında Koyunculuk Proje Lideri Doç. Dr. Esat Sami Polat, Anadolu’da Bugün’e verdiği özel röportajda, yünün büyük bölümünün ekonomik değer kazanamadığı için atık hâline geldiğini ifade ederek geliştirdikleri projelerle yünü; kozmetik, biyomedikal ve ilaç sanayisinde değerlendirilebilir bir hammaddeye dönüştürmeyi hedeflediklerini anlattı.

“Önemli bir hammadde olarak kullanılıyor”

Yünün ticari değerinin giderek düşmesiyle, kırkım ücretini telafi edecek çözüm arayışıyla yünle ilgili çalışmalara başladığını söyleyen Polat, 

“Bu arayış bizi mucizevi bir hayvansal lif olan yünün özelliklerini araştırmaya ve araştırma sonucu elde ettiğimiz sonuçlarla da farklı ürünler üretmeye kadar getirdi. Koyunun sırtındayken biz yapağı terimini kullanıyoruz” diyerek süreci şöyle özetledi:

“Yapağı kırkılıyor, temizleniyor, lanolini ayrıştırıldıktan sonra yün adını alıyor. Yünle de gerek tekstil, gerek ev tekstili, gerekse keratin üretimi gibi çeşitli ürünler elde edilebiliyor. Ama tekstil vasfındaki yüne gelinceye kadar yünün tozu ve kiri gübre olarak yine lanolin de özellikle ilaç sanayinde önemli bir hammadde olarak kullanılıyor.”

“Yün değerlendirilemediği için çöpe gidiyor”

Kırkım ücretlerine değinen Polat, kırkım sonucu elde edilen yünün ticari değerine ilişkin,

“Bu mevsim tam koyun kırkımı mevsimi ve kırkım ücreti ortalama 70 ila 100 lira arasında değişiyor. Ancak kırkım sonucu elde edilen yünün veya daha doğru deyişiyle yapağının pek bir ticari değeri yok. Önemli oranda maalesef değerlendirilemediği için çöpe gidiyor veya nispeten işte özellikle Anadolu'nun küçük şehirlerinde yorgan yastık yapımında yani ailenin temel ihtiyaçları için kullanılıyor” açıklamalarında bulundu.

Bu alanda yünü ekonomiye kazandırmak için çalışmalar başlattıklarını ifade eden Polat,

“Bu çalışmalar, halihazırda istediğimiz seviyeye gelmedi. Ancak Türkiye'nin farklı yerlerinde özellikle benim çalıştığım Sivas ve doğusunda bu yıl güzel bir birliktelik ve konsorsiyum oluştu. 10 tane Elazığlı iş adamı, Elazığ'a yapağıyla işleyen ve yapağıdan ileri dönüşümle yüksek teknolojik ürünlere kadar varan çıktılar elde etmek için bir fabrika kurulması konusunda çalışmalarımıza başladık” şeklinde konuştu.

“Lanolinle D3 vitamini üretmek çığır açabilecek bir çalışma”

Koyun yününden elde edilen lanolinle D3 vitamini üretme imkânı olduğuna vurgu yapan Polat,

“Mesela çarpıcı bir şey söyleyeyim; D3 vitamini bizim iskelet faaliyetlerimiz için çok gerekli bir vitamin ve biz vitamin D3'ün ön maddelerini doğadan alarak vücudumuzda güneş ışığıyla beraber sentezliyoruz. Ancak koyun yününden elde edilen lanolinle doğrudan vitamin D3 üretme imkânımız var ki bu insan sağlığında çığır açabilecek bir gelişme. Ekonomik olarak düşündüğümüz zaman da bu faydalı bir çalışma olabilecek” dedi.

Koyun yününden sabun üretimi

Polat, Koyun yününden elde ettiği keratinle kozmetik ürünleri ürettiğini belirterek geliştirme sürecini şu sözlerle anlattı: “Sabun maceramız şöyle başladı; ben koyun yününü sıvılaştırıp keratin elde edince keratin noktasında yetkililerin dikkatini çekebilmek için kendime bir soru sordum. ‘Keratini nasıl tanıtabilirim?’ Aklıma ilk gelen keratinli kozmetik ürünleri oldu. Türkiye'nin bir diğer avantajı Türkiye'de zeytinyağının çok olması. Yine medikal yağlar yönünden kantaron, biberiye, çörekotu zengini bir ülkeyiz. Bu yağlarla da güzel bir bileşim hazırlayarak keratinli sabun üretmeye başladım.”

Kozmetik ürünlerden olumlu geri dönüşler aldıklarını ifade eden Polat, keratinle ilgili yeni çalışmaların başladığını söyledi.

Polat: “Başlangıçta, gittiğimiz yerlere hediye olarak ürünlerimizi takdim ediyorduk, kısa bir süre sonra saçlarının gürleştiği gibi olumlu dönüşler alınca formülümüzü tekrar revize ettik ve koyun yünü keratinini kozmetikte kullanabilmek için bir araştırma geliştirme şirketi olan Teknokent Şirketi’ni kurduk. Öncelikle keratinin kişisel bakım ürünlerinde kullanılabilirliği daha sonra da yenilebilir keratin (Koyundan elde edildiği için helal oluşu noktasında hiçbir endişe yok) yine medikal, biyomedikal keratin üretimi, enerji depolama hücrelerinde keratin kullanımı ve savunma sanayine yönelik keratinli bileşenler gibi çalışmalarımız başlamış durumda” diye konuştu.

“Yünden kâr edilebilir duruma geçmesi mümkün olacaktır”

Polat, Projenin gelişmesi durumunda yünün kullanım alanının genişleyerek ileri teknolojik ürünlere dönüştürülmesi yüne olan talebin arttıracağı belirterek, ”Bu da en başta yetiştiricinin koyun başına eksi hanesine yazdığı öncelikle 100 liralık kırkım ücretinin karşılanması,  daha sonra da yünün değerini bulmasıyla yünden de kar edilebilir duruma geçmesi mümkün olacaktır.  İkinci husus ise yün bileşiminde yüzde 50 karbon, yüzde 17-18 azot olan bir bileşen. Yani siz onu doğada başıboş çöp gibi kendi haline bıraktığınız zaman bunun yaratacağı çevre kirliliği de dikkate alınması gereken boyutlarda olacaktır. Günümüzde ülkemizde yaklaşık 100 bin ton yün, bunun belki 5-6 bin tonu yerel imkânlarla değerlendiriliyorsa nereden bakarsak bakalım bir 95 bin ton bizim aslında zararlı olabilecek bir atık malzemenin de denetim altına alınması zaruret arz ediyor” şeklinde konuştu.

"Endişem, E471'in insan kılından veya domuz kılından elde edilip edilmediği noktasındadır”

Kişisel bakım ürünlerde kullanılan keratinin menşeinin belirsiz olduğuna dikkat çeken Polat, 

“Biz yünün değerlendirilmesi konusunda fizibiliteler hazırlıyoruz ve hazırladığımız bu fizibiliteler Sanayi Bakanlığı'nın veri tabanında yer alıyor. Biz bu fizibiliteleri hazırlarken keratinle ilgili sahada çalışma yaparken Türkiye'de, özellikle hanımların kullandığı kişisel bakım ürünlerinde, önemli oranda ticari markalarda keratinden bahsedildiğini gördük. Ama yaptığımız araştırma neticesinde bu ürünlerde kullanılan keratinin neredeyse yüzde 90'ının buğday, mısır, soya keratini olduğunu gördük. Aslında bu keratin değil bitkisel kaynaklı bir proteindir. Yine geriye kalan çok az bir kısmında da menşei belirsiz. Özellikle Uzak Doğu ülkelerinden gelen keratinlerin, insan menşeili olduğunu maalesef dehşetengiz bir şekilde gözlemlemiş olduk. Yine keratinin kullanıldığı farklı bir alan E471 diye bir gıda katkı maddesi. Bu madde menşei belirsiz kıvam artırıcı madde olarak geçiyor ve sisteinden oluşuyor. Benim en büyük endişem şu anda bu sektörde kullanılan sisteinin, E471'in insan kılından veya domuz kılından elde edilip edilmediği noktasındadır. Biz koyun yünü keratinini üretirsek oradan elde edeceğimiz ürünlerle ülkemizin gıda sektörüne de olumlu katkılar yapmış olacağız” ifadelerini kullandı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız