Gelişen tarım ve gayrimenkul piyasalarında arazi değerlerinin fahiş artış göstermesi, kamusal varlıkların güvenliğini tehdit eden organize adımları beraberinde getiriyor. Diyarbakır'ın Bismil ilçesine bağlı Aralık Mahallesi'nde yürütülen adli soruşturma, devlet mülkiyetindeki stratejik meraların sistem üzerinden nasıl şahıs mülkü gibi gösterildiğini ortaya çıkardı. Nefes Gazetesi'nden Özgür Cebe'nin özel istihbarat raporlarına dayanan bilgilere göre, kamu gücünü suiistimal eden şebekenin izi Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişlerince kuruşu kuruşuna sürüldü.
Müfettişler tarafından hazırlanan teknik suç raporu tüzüğüne göre, yolsuzluk kalkanının ilk halkası Hazineye ait olan 120 ada 2 No’lu parselde kayıtlı arazide işletildi. Devletin mülkiyetinde bulunması zorunlu olan bu arazi, resmi veri logları değiştirilerek önce Abdülaziz ve Dilek K. adına usulsüzce tescil edildi. Yasal sınırları aşan bu tescil hamlesinin hemen ardından şahıslar, araziyi Mehmet Emin Ç.’ye satarak saniyeler içinde elden çıkardı.
Siber yolsuzluk zinciri bu satışla da sınırlı kalmadı; Mehmet Emin Ç.’nin hazine arazisini teminat göstererek bankadan yüksek bütçeli kredi kullandığı ve araziyi bankaya ipotek ettirdiği belgelendi. Kredi bütçesini çeken şahıs, mülkü Mahmut T.’ye satarken, Mahmut T. ise tapu tescilinden yalnızca bir gün sonra taşınmazı Diyadin K.’ya devretti. Benzer şekilde 115 ada 17 No’lu parselde de "veri düzeltmesi" adı altında Osman K’ya yasadışı hisse verildiği, asıl hak sahibi olan Sosun O. ile Gülseren K’nın sistem loglarından tamamen silinerek diğer hissedarların paylarının azaltıldığı saptandı.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen yargılama tüzüğü kapsamında ifadesi alınan Aralık Mahallesi Muhtarı Kasım B., çarpıcı itiraflarda bulundu. Dicle Nehri kıyısında yer alan nehir kıyısı meraların lojistik olarak çok değerli olduğunu tescilleyen muhtar, "Arazilerin değerli olması nedeniyle bunu ranta çevirdiler. Tüm bu usulsüz işlemler Mahmut K. tarafından yapıldı. Bazı meraların bir kısmını kendi tapulu arazileriyle birleştirdiler" diyerek suç örgütünün çalışma modelini deşifre etti.
Tutuklama ve yargılama kalkanıyla karşı karşıya kalan kamu görevlileri ise idari suçlamaları katı bir şekilde reddetti. Sanık Kürsüsündeki Tapu Müdürü Mehmet D., geçmişte Bölge Müdürlüğü'nde şube müdürü olarak çalışırken bazı yolsuzluk işlemlerini fark edip üst makamlara yazılı bildirimde bulunduğunu iddia etti. Diğer bazı kamu görevlileri ise kendi e-imza şifrelerinin bilgileri dışında başkaları tarafından kullanılması sebebiyle bu hak mahremiyetinin ve bütçe zararının yaşandığını öne sürerek suçlamaları kabul etmedi.