En düşük emekli aylığının her değişiklikte ayrı bir tutar belirlenmesi yerine net asgari ücrete bağlanması önerildi. YENİ Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan’ın hazırladığı kanun teklifi, taban aylığın asgari ücretteki değişikliklere göre güncellenmesini hedefliyor.
TBMM kayıtlarına göre 16 Ekim 2026’da Meclis Başkanlığına sunulan teklif, 19 Ekim’de Plan ve Bütçe Komisyonuna sevk edildi. Düzenleme henüz teklif aşamasında bulunuyor.
Teklif, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun ek 19’uncu maddesinde değişiklik yapılmasını öngörüyor. Ek ödeme dahil 23 bin 552 TL olarak uygulanan en düşük aylık sınırının, yürürlükteki net asgari ücret tutarıyla değiştirilmesi isteniyor.
Buradaki 23 bin 552 TL, emekli maaşları için bir tavan değil, alt sınır niteliği taşıyor. Öneri de bu alt sınırın yükseltilmesini ve farklı bir ölçüte bağlanmasını kapsıyor.
2026 yılında net asgari ücret 28 bin 75 lira 50 kuruş olarak uygulanıyor. Teklif bugün geçerli tutarlar üzerinden değerlendirildiğinde, mevcut emekli aylığı alt sınırıyla arasında 4 bin 523 lira 50 kuruş fark bulunuyor.
| Mevcut tutarlar üzerinden karşılaştırma | Tutar |
|---|---|
| En düşük emekli aylığı | 23.552 TL |
| Net asgari ücret | 28.075,50 TL |
| Aradaki fark | 4.523,50 TL |
Bu tablo, kesinleşmiş bir zam hesabını göstermiyor. Düzenleme yasalaşırsa uygulanacak tutar, kabul edilen hükümlere ve yürürlük tarihindeki net asgari ücrete göre belirlenecek.
Önerinin amacı, en düşük aylık sınırının net asgari ücret değiştikçe güncellenmesi. Böylece taban ödeme için her defasında yeni bir rakamın kanuna yazılmasına ihtiyaç duyulmaması hedefleniyor.
Ancak teklif, bütün emeklilerin maaşına asgari ücret artışı oranında zam yapılacağı anlamına gelmiyor. Düzenlemenin konusu, emekli aylıklarının tamamı için ortak bir zam oranı belirlemek değil, en düşük ödeme sınırını net asgari ücrete bağlamak.
Gerekçede geçim koşullarına dikkat çekildi
Teklifin gerekçesinde, artan yaşam maliyetleri karşısında mevcut aylıkların emeklilerin ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığı savunuluyor. Yaşlıların korunmasına ilişkin anayasal hükümlere işaret edilerek emeklilik döneminde gelir güvencesinin güçlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.