Milyonlarca çalışanın gelirini doğrudan belirleyen asgari ücret mekanizmasında yeni model arayışları sürüyor. Son günlerde kamuoyunda sıkça dillendirilen "bölgesel veya sektörel asgari ücret" formülü, gelir adaletsizliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Konuyu masaya yatıran SGK Uzmanı ve Dünya Gazetesi Yazarı Özgür Erdursun, sistemin geldiği noktaya ilişkin çarpıcı tespitlerde bulundu.
Erdursun'a göre Türkiye'de asgari ücret kelime anlamını tamamen yitirmiş durumda. Devletin yasal bir alt sınır olarak belirlediği bu rakam, işletmeler tarafından ödenmesi gereken "standart ücret" gibi algılanıyor.
Asgari ücret ile diğer meslek maaşları arasındaki makasın kapanması, çalışma hayatının en büyük krizlerinden biri haline geldi. Sekiz yıllık tecrübeli bir kalifiye çalışan ile işe yeni başlayan bir personelin neredeyse aynı parayı alması, sistemin tıkandığını gösteriyor.
Bu ücret politikasının hem çalışan hem de işveren açısından sağlıksız olduğunu belirten Erdursun, kıdemin karşılıksız kaldığı bir ortamda iş gücü motivasyonunun düştüğünü ve işletmelerin nitelikli personeli elinde tutmakta zorlandığını ifade etti.
Sadece ortalama maaş rakamlarına bakmanın ekonomik gerçekliği yansıtmadığını belirten uzman isim, ücretlerin tabana nasıl yayıldığının incelenmesi gerektiğini vurguladı.
Paylaşılan 2026 yılı güncel Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre net kazanç ortalamaları şu şekilde oluştu:
Kamu Sektörü Net Kazancı: Yaklaşık 68 bin TL
SSK Ortalama Aylık Net Kazanç: Yaklaşık 53 bin TL
Özel Sektör Net Kazancı: Yaklaşık 49 bin TL
Ekonomistlere göre, Türkiye'nin asıl odaklanması gereken hedef, yıl sonunda asgari ücrete yapılacak zammın ötesine geçmeli. Başarılı ve güçlü bir ekonomi, asgari ücretin çok yüksek olduğu değil, çalışanların ezici çoğunluğunun zaten bu taban rakamın çok üzerinde gelir elde ettiği bir yapı olarak tanımlanıyor.