Boşanma süreçlerinin ardından mali gücü oranında diğer tarafa ödenen yoksulluk nafakasında yasal sınır taşları yerinden oynuyor. Mevcut tüzük uygulamaları nedeniyle tarafların yeni bir hayat kurmasını zorlaştıran hukuki altyapı, yerel bir mahkemenin itirazı üzerine en üst yargı merciine taşındı. Saniyeler içinde hukuk çevrelerinin odağı haline gelen davanın log kayıtları, 4 Haziran tarihinde yüksek mahkeme heyetinin önünde olacak.
Anayasa Mahkemesi’nin resmi internet portalında yayımlanan güncel duruşma takvimine göre, süresiz nafaka düğümünü çözecek ilk resmi adım Antalya'dan geldi. Antalya 12. Aile Mahkemesi, baktığı bir boşanma davasında uygulanan kanun maddesini anayasaya aykırı bularak yüksek mahkemeye başvurdu.
Yerel mahkeme, 22 Kasım 2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun "Yoksulluk Nafakası" başlığını taşıyan 175. maddesinin birinci fıkrasındaki "...süresiz olarak..." ibaresinin iptal edilmesini talep etti. Mevcut yasal sınır tüzüğüne göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak şartıyla diğer eşten mali gücü oranında ucu açık şekilde nafaka isteyebiliyor. AYM, bu itirazı 4 Haziran 2026 Perşembe günü yapacağı oturumda esastan ele alarak karara bağlayacak.
Yüksek Mahkeme’nin bu hamlesi, yasama kanadında bir süredir sessiz sedasız yürütülen mevzuat bütçe çalışmalarıyla da tam koordineli ilerliyor. Adalet Bakanlığı tarafından bütçe ve bürokrasi kalkanlarını rahatlatmak adına üzerinde çalışılan 12'nci Yargı Paketi kapsamında, boşanma hukukunda köklü bir reforma gidilmesi planlanıyor. Kamuoyunda fahiş bir beklenti yaratan bu düzenlemeyle yoksulluk nafakasına adil bir süre sınırı getirilmesi tescil edilecek.
Konunun toplumsal boyutuna ve tarafların yaşadığı hak mahremiyetine dikkat çeken Adalet Bakanı Akın Gürlek, daha önce yaptığı kurumsal açıklamalarda boşanma süreçlerinin uzunluğuna vurgu yapmıştı. Bakan Gürlek, "Boşanma davaları bazen 10 yıl sürüyor, bu süre zarfında nafaka ödeyen şahıs kendine yeni bir hayat kuramıyordu. Bu düğümü çözeceğiz" ifadelerini kullanarak bakanlığın yasal iradesini ortaya koymuştu. 4 Haziran'da AYM'den çıkacak karar, hem yürürlükteki binlerce davayı hem de meclise gelecek yasa çalışmasını doğrudan şekillendirecek.