Sosyal güvenlik mevzuatındaki statü karmaşası ve prim gün tanzim projeleri, emeklilik hayali kuran hane halkının maaş endekslerini doğrudan etkiliyor. Emeklilik planlaması yapan sigortalıların internet arama motorlarında saniyeler içinde "SGK zorunlu hizmet birleştirmesi kaldırıldı mı" ve "Yargıtay emsal emeklilik kararı son durum 2026" niyetleriyle gerçekleştirdiği yoğun arama trafiği, en yüksek yargı merciinin mühürlediği içtihat metniyle netlik kazandı. Sosyal güvenlik hukukçuları, bu devrim niteliğindeki kalkan hattı sayesinde sigortalıların istemedikleri kurum primlerini sistem dışında tutabileceğini tahlil ediyor.
Dava sürecine konu olan sigortalı, SSK bünyesinde 6730 gün, Emekli Sandığı’nda 450 gün ve Bağ-Kur kapsamında 2092 gün prime esas çalışma gerçekleştirdi. 28 Mart 2002 tarihinde emeklilik (tahsis) talebinde bulunan vatandaş, SSK sınır kurallarına göre 25 yıllık sigortalılık süresini ve 5000 prim gününü fazlasıyla doldurmuştu. Ancak SGK, "Son 7 yıllık hizmet süren Bağ-Kur ağırlıklı, o yüzden 9000 günü tamamlamalısın" diyerek tescil sayaçlarını kilitledi ve sigortalıyı fahiş şartlarla daha düşük bir maaşa mahkum etti.
Uğradığı zararın faiziyle tahsilini isteyen vatandaşın açtığı davada İş Mahkemesi, "Sigortalı hizmet birleştirmesine zorlanamaz. Hak sahibinin iradesine üstünlük tanınması asıldır" hükmünü vererek tarihi bir tespitte bulundu. SGK’nın bölge adliye mahkemesine taşıdığı istinaf başvurusu da saniyeler içinde esastan reddedilerek yerel mahkemenin haklılığı tescillendi.
Davanın Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’ne taşınmasının ardından Özel Daire, dilekçedeki "taleple bağlılık" tüzüğünü öne sürerek kararı usulden bozdu. Ancak İş Mahkemesi, Yargıtay’ın bu bozma şeridine karşı direnerek âdeta bir hukuk dersi verdi; dilekçenin sadece sonuç kısmına değil, bütününe bakılması gerektiğini kuruşu kuruşuna savundu. SGK’nın direnme kararını temyiz etmesiyle dosya, en yüksek yargı merci olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun önüne geldi.
Genel Kurul, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 24. maddesindeki "Tasarruf İlkesi" ve 119. maddesi uyarınca derin bir hukuki tahlil gerçekleştirdi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, sigortalının niyetinin net olduğunu, yalnızca kendisini mağdur eden Bağ-Kur hizmetlerinin birleştirilmemesini istediğini tescil ederek İş Mahkemesi’nin direnme kararını usul ve yasaya uygun buldu. SGK Başuzmanı İsa Karakaş, bu kararın sosyal güvenlik hukukunda bir devrim olduğunu belirterek, "Yargı bu kararla, kurumların dayatması değil, vatandaşın lehine olan hak ve irade esastır demiştir" tahliliyle portföy sayaçlarını değiştirecek çıkış kapısını mühürledi. Arama niyetlerine uygun en güncel kurumsal resmi gelişmeler anlık aktarılmaya devam edecek.