Hava şartlarının değişkenliği ve yoğun tonajlı araç sirkülasyonu, kent içi ve şehirlerarası yolların fiziki yapısında hızlı aşınmalara neden oluyor. Sürücülerin aniden karşılarına çıkan yol kusurları nedeniyle yaptığı kazalar ise hukuki bir sorumluluk zincirini beraberinde getiriyor. Bursa Barosu avukatlarından İbrahim Gödel, yasal mevzuata göre yolun yapımı, onarımı ve güvenliğinden sorumlu olan idarelerin, görevlerini ihmal etmeleri durumunda ortaya çıkan zararları karşılamak zorunda olduğunu belirtti. Ankara ve diğer tüm kentlerde geçerli olan bu kural, vatandaşlara yasal bir hak kalkanı sunuyor.
Anayasa’nın 125. maddesi, devletin ve kamu hizmeti yürüten idarelerin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları tazmin etmekle yükümlü olduğunu açıkça tescilliyor. Şehir içi yollarda ilçe ve büyükşehir belediyelerinin, şehirlerarası otoyollarda ise Karayolları Genel Müdürlüğü’nün (KGM) yasal tüzükler gereği sorumlu olduğunu hatırlatan Avukat İbrahim Gödel, hizmet kusuru kavramını şu sözlerle özetledi:
"Yol bakım ve onarım eksikliği net bir idari kusurdur. Örneğin, keskin bir virajda yeterli uyarı levhası veya bariyer yoksa ya da aylardır onarılmayan bir çukur kazaya sebebiyet vermişse, burada idarenin hizmet kusuru devreye girer. Sadece araç hasarları değil, kaldırımdaki bir çukura basıp sakatlanan ya da yoldaki su birikintisi nedeniyle kıyafetleri çamur içinde kalan yayalar dahi yasal tazminat hakkını kullanabilir. Kusurlu idare, vatandaşa verdiği fiziki ve psikolojik zararı karşılamak durumundadır."
Kamu kurumlarına karşı açılacak davalarda eldeki delillerin gücü, davanın seyrini kuruşu kuruşuna etkiliyor. Yol kusuru nedeniyle mağduriyet yaşayan vatandaşların olay yerinden ayrılmadan önce yapması gereken teknik adımlar şunlardır:
Resmi Rapor: Trafik Polisi veya Jandarma çağrılarak "Trafik Kazası Tespit Tutanağı" tutturulmalı ve hasarın yol kusurundan kaynaklandığı yasal olarak tescillenmeli.
Fotoğraflama: Kazaya neden olan çukur, taş, eksik levha veya fren izleri, aracın plakası ve çevredeki dükkan/konum tabelalarıyla birlikte geniş ve yakın açılardan fotoğraflanmalı.
Belge Yönetimi: Sürücü belgesi, ruhsat, sigorta poliçesi, araç ekspertiz raporu ve varsa hastane sağlık raporları titizlikle saklanmalı.
Hukuki süreçte doğrudan İdare Mahkemesi’ne gitmeden önce zorunlu bir idari tescil aşaması bulunuyor. Mağdur vatandaşlar, topladıkları deliller ve faturalandırılmış hasar tespit raporlarıyla birlikte öncelikle zarara yol açan ilgili belediyeye veya KGM'ye yazılı olarak "Zarar Tazmin Talebi" dilekçesi sunmak zorunda.
İlgili kamu kurumu bu dilekçeye 60 gün içinde yasal bir cevap vermezse veya talebi olumsuz bulup reddederse, vatandaşlar için İdare Mahkemesi’nde "Tam Yargı Davası" açma yolu açılıyor. Bu davalarda araç onarım bedeli, tedavi giderleri, iş gücü kaybı gibi maddi kalemlerin yanı sıra, kaza nedeniyle yaşanan acı ve ızdırap için manevi tazminat tescili de talep edilebiliyor.