Tarım ve gıda sektörü son dönemlerde daha sık konuşulan, üzerinde tartışılan ve milli güvenlik meselesi olarak ele alınan alanların başında geliyor.
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından üç yıllık bir perspektif ile müştereken hazırlanan Orta Vadeli Program (2026-2028), Cumhurbaşkanı onayıyla 9 Eylül 2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Programa göre tarımda verimlilik artışı ve katma değer odaklı dönüşümün sağlanmasına yönelik 15 maddede; kaynakların etkin kullanımı, modern tarım teknolojilerinin yaygınlaştırılması, üretim planlamasının etkinleştirilmesi ve sektörün sanayi ile etkileşiminin güçlendirilmesi hedefleniyor. Böylece üretim kapasitesinde iyileşme sağlanarak sürdürülebilir ekonomik büyümeye katkıda bulunulması amaçlanıyor.
Ticaret diplomasisi ve stratejik iş birliklerinin güçlendirilmesi başlığında ise 6 maddede özetle; mevcut ticaret anlaşmalarının derinleştirilmesi, yeni pazarlarla anlaşmaların müzakere edilmesi, dost ve yakın ülkeler başta olmak üzere farklı coğrafyalara ihracatın artırılması için ikili ve çok taraflı mekanizmaların en üst düzeyde kullanılması öngörülüyor.

Konya Ziraat Mühendisleri Odası eski Başkanı Celil Çalış, tarımın OVP’de güçlü şekilde yer bulmasını olumlu değerlendirirken, daha önce de benzer plan ve bildirgelerin açıklandığını ancak uygulamada sorunların devam ettiğini vurguladı. Çalış, bu durumu şu sözlerle değerlendirdi:
“1923 İzmir İktisat Kongresi’nden bugüne yapılan tüm şura ve stratejik planlarda aynı sorunlar, aynı çözüm önerileri yer aldı. Sorun artık hedef belirlemek değil, belirlenen hedeflerin takipçisi olup hayata geçirmektir. Kısır döngüde sorunları tartışmak değil, çözüm odaklı yeni yaklaşımlar geliştirmek mecburiyet haline gelmiştir.”
Çalış, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2024-2028 Stratejik Planı’na ve 2025 yılında gerçekleştirilen 4. Tarım-Orman Şurası’na da atıf yaparak, yeni ve özgün hedeflerin ortaya konmadığını, asıl ihtiyacın somut çözüm önerilerinin hayata geçirilmesi olduğunu söyledi.
“SUYA GÖRE TARIM DEĞİL, TARIMA GÖRE SU”
Celil Çalış açıklamasında, tarımın önündeki en önemli sorunun iklim değişikliği ve buna bağlı olağanüstü hava olayları ile yağış azlığı olduğunun altını çizerek, şu ifadeleri kullandı:
“Ülkemizde su ve sulama yatırımlarını hayata geçirmeden diğer önlemler çıkmaz sokağın başında oyalanmak gibi olacaktır. Yönetmeliklerle kurulan havza su kurulları yetersiz kalıyor. Çünkü planlamadığınız şeyi yönetemezsiniz. Bu nedenle milli bazda planlama yapacak bir üst akıla ihtiyaç vardır. Bakanlıklar arası çekişmeler sürerken havza bazında çalışmalar çıkmaz sokağın başında kalır. Su yönetiminde radikal bir düşünce değişikliğine ihtiyaç var.”
Çalış, gündemdeki Su Kanunu hazırlanırken iklim değişikliğinin etkileri göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti. Sel, kuraklık, don, dolu gibi afetlerin artık her yıl farklı bölgelerde tarım alanlarını tehdit ettiğini ifade eden Çalış, sulanabilir tarım alanlarının korunması ve artırılması için Milli Su Planı ile havza bazında su yönetimi uygulamasının acil olduğunu söyledi. Ülke havzaları arasında su transferinin devlet projesi olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.
Çalış, “Bunu başardığımızda ülke tarımı, ticareti ve sanayisi gelişecek, gıda sanayisinin ihracatı cari açığın kapanmasına daha büyük katkı sağlayacaktır” dedi.
Mevlâna’nın “Şimdi yeni şeyler söylemek lazım” sözünü hatırlatan Çalış, Mustafa Yıldızdoğan’ın “Yeni bir yol seçmek lazım, harekete geçmek lazım” ifadelerini de aktararak, tarımda yeni bir vizyonun zorunlu olduğunu belirtti.
Son olarak Çalış, tarımın Türkiye’nin ekonomik kalkınmasında en önemli alanlardan biri olduğunun farkına varılması gerektiğini kaydederek şunları söyledi:
“Kendine yeterli üretim yanında ihracat hedeflerimizi de tamamlayacak tarımsal altyapı, bilgi, teknolojiye sahibiz. Yapmamız gereken, hedeflerimize uygun bitkisel ve hayvansal üretimde planlamayı yaparak gıda güvenliğini öne çıkarmaktır. Suya göre tarım değil, tarıma göre su temini yöntemlerini araştırıp hayata geçirmeliyiz. Nereden tutarsam faydam olur diye düşünerek hedefe yönelik adımlar atmalıyız.”