Konya
Açık
13°
Aksaray
Açık
14°
Karaman
Açık
12°
Anadolu'da Bugün Gündem Et ve sütte yeni dönemde "güçlü gıda güvenliği otoritesi" talebi

Et ve sütte yeni dönemde "güçlü gıda güvenliği otoritesi" talebi

SETBİR Yönetim Kurulu Başkanı İsa Coşkun: - "Güçlü bir gıda güvenliği otoritesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. Yeni dönemde her şeyden önce güçlü bir ekonomik programın ortaya konulmasını bekliyoruz"

Et ve sütte yeni dönemde "güçlü gıda güvenliği otoritesi" talebi
Okunma Süresi: 7 dk

Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği (SETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı İsa Coşkun, güçlü bir gıda güvenliği otoritesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğunu belirterek, yeni dönemde güçlü bir ekonomik programın ortaya konulmasını beklediklerini, kısa, orta ve uzun vadeli geliştirilecek politikalarla tarım ve gıda sektörüne daha fazla önem verilmesi gerektiğini söyledi.

Coşkun, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla AA muhabirine, vatandaşların kaliteli süte erişimi için çalışmalara devam ettiklerini, geçen yıl "Süt Değerlidir: Tek İhtiyacımız Kaliteli Süt" projesini hayata geçirdiklerini ve "Türkiye Süt Sektörü Yol Haritası Politika Belgesi"ni de kamuoyuyla paylaştıklarını hatırlattı.

Türkiye’nin geçen yıl 21,6 milyon ton süt üretimiyle dünyada sekizinci, AB ülkeleri içinde Almanya ve Fransa’dan sonra üçüncü sırada yer aldığını vurgulayan Coşkun, "Süt ürünleri, her gün binlerce satış noktasında tüketicilerle buluşuyor. AB ve Avrasya Ekonomik Birliği ülkelerinin de dahil olduğu 100'ü aşkın ülkeye süt ve süt ürünleri ihracatı yapıyoruz. Ülkemiz süt sektörünün potansiyeli çok yüksek ancak kaliteli ve güvenli süt üretiminin ve üretim potansiyelinin artırılabilmesi için istikrar sağlayıcı tedbirlerin alınması ve bazı yapısal sorunların çözülmesi gerekiyor." diye konuştu.

Coşkun, Kovid 19 salgını, Rusya-Ukrayna Savaşı ve 11 ili etkileyen depremler nedeniyle dünyanın olduğu gibi Türkiye'nin de zorlu bir dönemden geçtiğine dikkati çekerek, bu süreçte tarım ve gıdanın öneminin daha iyi anlaşıldığını anlattı.

Küresel gıda sistemlerinin üretkenliğinin, sürdürülebilirliğinin ve dayanıklılığının öneminin daha net ortaya çıktığını vurgulayan Coşkun, şöyle devam etti:

"İçinde bulunduğumuz bu süreç, ülkelerin gıda ve gıda ham maddeleri üretiminde kendi kendilerine yeterli olmalarının ne kadar önemli olduğunu bize gösterdi. Bu durum birbirinden ayrılmaz olan süt, et, yem sektörlerinin ülkemiz için stratejik öneme sahip olduğunu bir kez daha bizlere hatırlattı. Gıda arz güvenliği, iklim değişikliği ve buna bağlı meydana gelen olumsuz hava koşullarından oldukça etkilenmektedir. Bu gerçeği de göz önüne aldığımızda kalıcı ve kapsamlı çözümler üretmenin her zamankinden daha kritik olduğunu kabul etmeliyiz."

-"İşletmelerin yapısı değiştirilmeli"

Coşkun, süt işletmelerinin yapısının da diğer önemli bir konu olduğuna dikkati çekerek, Türkiye'nin, coğrafi özellikleri bakımından hayvan yetiştiriciliği için önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.

İşletmelerin yapısına bakıldığında genel olarak küçük ölçekli aile işletmelerinin çoğunlukta olduğunu belirten Coşkun, "İşletmelerin sahip oldukları hayvan sayısına göre kapasiteleri gruplandırıldığında, her ne kadar son yıllarda orta ve büyük ölçekli işletmelerin sayısı artsa da kurulu süt işletmelerin yaklaşık yüzde 85'inin 20 başın altında kapasiteye sahip olduğu görülüyor. Küçük işletme yapılarında ölçek ekonomisi gibi nedenlerle verimlilik düşük, maliyetler yüksek olmaktadır. Dolayısıyla bu yapının değişmesi, kısa dönemde mümkün olmadığına göre bu işletmelere göre teşvik modelleri geliştirilmeli ve bu yapının değişmesi için uzun dönemli yapısal politika ve teşviklerin uygulanması gerekmektedir." ifadelerini kullandı.

-"Güçlü bir gıda güvenliği otoritesine ihtiyacımız var"

Coşkun, süt sektörünün sürdürülebilirliğinin sağlanması, yem üretim ve maliyet yönetiminin daha etkin şekilde yapılması, arz ve talep gelişmelerinin yakından takip edilerek arz talep dengesinin regüle edilmesi, çiğ süt kalitesinin artırılarak AB standartlarına getirilmesi, sektörde gıda güvenliğinin sağlanması ve kayıt dışılıkla etkin mücadele edilmesi önem taşıyan konular olduğunu aktardı.

Sektörde yüksek fiyat artışlarının yaşandığı bu dönemde tüketici açısından gıda güvenliğinin daha büyük önem taşır hale geldiğini vurgulayan Coşkun, şunları kaydetti:

"Önerilerimizde hep vurguladığımız gibi güçlü bir gıda güvenliği otoritesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. Yeni dönemde her şeyden önce güçlü bir ekonomik programın ortaya konulmasını bekliyoruz. Bu programın da para ve maliye politikası ile yapısal tedbirlerden oluşacağı aşikardır. Bu çerçevede kısa, orta ve uzun vadeli geliştirilecek politikalarla tarım ve gıda sektörüne daha fazla önem verilmesi gerektiğine inanıyoruz.”

-"USK çiğ süt fiyatı referans fiyat olma niteliğine yeniden kavuşmalı"

Çiğ süt referans fiyatının sektör için çok büyük öneme sahip olduğunu belirten Coşkun, sözlerini şöyle tamamladı:

“Piyasada oluşan fiyat, 8,5 lira olarak açıklanan referans fiyatın çok üzerindedir. Bu nedenle sektörle ilgili tüm taraflardan oluşan Ulusal Süt Konseyinin belirlediği çiğ süt fiyatının eskiden olduğu gibi bir referans fiyat olma özelliğini taşıması beklentisi içerisindeyiz. Sektörlerimiz, ülkemizin geleceği, refahı ve kalkınması için özverili çalışmalarımızı sürdürecek, tüm bu süreçlerde şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da her türlü desteği vermeye devam edeceğiz.”

TZOB Genel Başkanı Bayraktar da süt üretiminin sürdürülebilirliği için tedbirler alınması gerektiğini bildirdi

Diğer taraftan, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 1 Haziran Dünya Süt Günü vesilesiyle süt üretiminin sürdürülebilirliği için gerekli tedbirler alınması gerektiğini belirterek, "Süt fiyatlarını baskılamak yerine, yem fiyatları kontrol altına alınmalı, yetiştiriciye makul fiyatlardan kaba ve kesif yem temin etmenin yolu bulunmalıdır." ifadesini kullandı.

Bayraktar, yazılı açıklamasında, 1 Haziran'ın Dünya Süt Günü olarak kutlandığını dile getirerek, artan nüfus karşısında süt üretiminin sürdürülebilirliği için gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini vurguladı.

Üreticileri küstürmeden üretimin devamlılığının sağlanması gerektiğini ifade eden Bayraktar, "Bunun için süt fiyatlarını baskılamak yerine, yem fiyatları kontrol altına alınmalı, yetiştiriciye makul fiyatlardan kaba ve kesif yem temin etmenin yolu bulunmalıdır. Süt fiyatının sahada üretici ile sanayici arasında belirlenmesine devam edilmelidir." değerlendirmesinde bulundu.

Bayraktar, üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak için en az 1,5 olarak belirlenen çiğ süt/yem paritesinde dengeyi sağlayacak tedbirler alınmasının önemine dikkati çekerek, yetiştiricinin, üretimden uzaklaşmaması için desteklenmesi gerektiğini bildirdi.

- Üretici ile market arasında en yüksek fiyat farkı yüzde 316,8 ile elmada

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar açıklamasında mayıs ayı üretici ile market arasındaki fiyat farklarını da değerlendirerek, söz konusu farkın yüzde 316,8 ile en fazla elmada görüldüğünü bildirdi. Bayraktar, bu fiyat artışını yüzde 302,5 ile maydanoz, yüzde 210,5 ile limon, yüzde 199,9 ile kuru incir, yüzde 183,3 ile kuru üzüm, yüzde 181,3 ile kırmızı mercimeğin takip ettiğini kaydetti.

Mayıs ayında markette 37 ürünün 23’ünde fiyat artışı, 14’ünde fiyat düşüşü görüldüğüne dikkati çeken Bayraktar, markette fiyatı en fazla artan ürünün yüzde 84,8 ile havuç, fiyatı en çok azalan ürünün ise yüzde 37,1 ile sivri biber olduğunu belirtti.

Aynı ayda üreticide 30 ürününün 10’unda fiyat artışı olurken, 9’unda fiyat düşüşü görüldüğünü, 11 üründe ise fiyat değişimi olmadığına işaret eden Bayraktar, şöyle devam etti:

"Mayısta üreticide fiyatı en çok düşen ürün yüzde 50,8 ile kuru soğan oldu. Kuru soğandaki fiyat düşüşünü yüzde 23,4 ile sivri biber, yüzde 22,1 ile patlıcan, yüzde 21,8 ile yumurta, yüzde 11,8 ile domates, yüzde 10,8 ile maydanoz izledi. Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 140 ile limonda görüldü. Limondaki fiyat artışını yüzde 114,2 ile havuç, yüzde 37,7 ile ıspanak, yüzde 26,8 ile marul, yüzde 11,9 ile çilek takip etti. Limonda ve havuçta arzda yaşanan daralma fiyatların yükselmesine yol açtı. Kuru soğan arzındaki artış fiyatların gerilemesine sebep oldu."

- Maliyetleri karşılayacak ve makul refah payı bırakacak fiyatların açıklanması bekleniyor

Bayraktar, üreticilerin başta buğday, arpa ve mercimek gibi temel ürünler olmak üzere kışlık ürünlerde hasada başladığına dikkati çekerek, ekim ayından bu yana yüksek girdi maliyetleriyle karşılaşan üreticilerin borçlandığını, sıkıntı çektiğini fakat üretimine devam ettiğini aktardı.

Büyük emek harcayan üreticilerin emeğinin, alın terinin karşılığını almak istediğini ifade eden Bayraktar, bu nedenle yüksek maliyetlerini karşılayacak ve kendilerine makul bir refah payı bırakacak alım fiyatlarının açıklanmasını ve ürünlerinin alınmasını beklediğini kaydetti.

Doğal afetlerin üretime etkisine de değinen Bayraktar, bazı il ve ilçelerde aşırı yağış, sel, su baskını ve dolu afetinin tarımsal üretime zarar verdiğine işaret etti.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız