Konya
Kapalı
11°
Aksaray
Parçalı az bulutlu
15°
Karaman
Parçalı bulutlu
14°
Anadolu'da Bugün Gündem Güllü aş’tan Güllaç olma yolculuğu

Güllü aş’tan Güllaç olma yolculuğu

Ramazan’da sofralarını süsleyen ve lezzetine doyum olmayan sütlü tatlı güllaç ilk nasıl ortaya çıktı? Güllacın o hikayesi dikkat çekiyor.

Güllü aş’tan Güllaç olma yolculuğu
Okunma Süresi: 3 dk

Ramazan’da sofralarını süsleyen ve lezzetine doyum olmayan sütlü tatlı güllaç ilk nasıl ortaya çıktı? Güllacın o hikayesi dikkat çekiyor.

Ramazan sofralarının vazgeçilmezi güllaç, hikayesi ile anlam kazanıyor. Güllaç ilk nasıl ortaya çıktı? Yaklaşık 600 yıl önce Osmanlı zamanında yaşayan insanların mısır nişastasını saklama çabasıyla ortaya çıkmıştır. Çuvallarla alınan nişasta bozulmasın, böceklenmesin, rutubetten zarar görmesin diye nasıl saklanacağı düşünülürken akıllara biraz un ve suyla karıştırıp yufka şekli vererek saklamak gelir. Bu sayede nişastanın uçuşup dağılmayacağı ve daha geç bozulacağı düşünülür. İlk güllaç yaprakları böylece hazırlanır ve evlerde muhafaza edilmeye başlanır. Nişasta kullanılması gerektiğinde de bu sert yapraklardan arzuya göre koparılır, elde ufalanarak toz nişasta gibi kullanılırmış. Ancak gün olmuş akıllara, bu nişasta yapraklarını ıslatmak gelmiş. Burada da devreye hemen süt girmiş. Süte de gül suyu eklenmiş ve artık yapraklar sadece nişastayı korumak amaçlı yapılan bir tasarruf malzemesi olmaktan çıkıp sofralara baş tacı olmaya başlamış.

Ceviz ve nar gibi malzemelerle zenginleşmesi saray mutfağına girdikten sonra gerçekleşmiş. İçindeki gül suyundan dolayı " güllü aş" konmuş adı, o da tıpkı "sütlü aş"ın sütlaç olması gibi güllaç olarak anılır. 1400'lü yılların sonunda da saraylıların Kastamonu gezisi sırasında elinde kalan son nişasta yufkalarını sütle ıslatıp ikram eden Kastamonulu Ali Usta, güllacın büyülü güzelliği sayesinde kendini bir anda sarayın mutfağında buluvermiş, sarayın tatlıcı başı olmuş. Yani anlayacağınız on bir ay bekleyip kavuştuğumuz bu ramazan tatlısı, az malzemeyle yapılan bir yemeğin daha çok ustalık gerektirdiğinin lezzetli bir kanıtı. Oldukça hafif bir tatlı olan güllaç kalorisinin düşük olması sebebiyle Ramazan aylarında sofralarınızdan eksik olmaz. Yapımı da bir o kadar kolay olan güllaç tatlısının tarifini de meraklıları için ekleyelim.

“GÜLLAÇ NASIL YAPILIR”

Güllaç tatlısını yapmak için; öncelikle süt ve şekeri tencereye alarak ısıtıyoruz, şekerler tamamen erisin. Bu aşamada sütü çok fazla ısıtmanıza gerek yok, şekerin erimesi yeterli olacaktır. Daha sonra sütü oda sıcaklığında ılımaya bırakıyoruz. Süt kaynar olursa tatlınız hamur olur o nedenle el yakmayacak şekilde olmalı. Güllaç yaprağının parlak kısmı üste gelecek şekilde ilkini derince bir tepsiye koyuyoruz. Üzerine her yanı ıslanacak şekilde bir iki kepçe süt döküyoruz. Altı güllaç yaprağı için aynı işlemi tekrarlayalım ve 6. katı da ıslattıktan sonra bu kata ceviz serpelim ve üzerine diğer güllaç yapraklarını aynı şekilde ıslatarak serelim. Kalan şekerli sütün içerisine 2 yemek kaşığı gül suyu ekleyip tatlının üzerine gezdirelim. Burada kullandığınız gül suyunun kozmetik ürünü olmamasına dikkat etmelisiniz. Hazırladığımız tatlımızı 2 saat kadar buzdolabında muhafaza edelim. En az 2-3 saat dinlendirdikten sonra üzerini isteğe göre süsleyerek servis edebilirsiniz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız