Konya
Açık
31°
Aksaray
Açık
32°
Karaman
Açık
31°
Anadolu'da Bugün Gündem İMO Konya’dan yıkım yönetmeliği değişikliğine tepki: “Sahadaki sorumluluk belirsizliği giderilmeli”

İMO Konya’dan yıkım yönetmeliği değişikliğine tepki: “Sahadaki sorumluluk belirsizliği giderilmeli”

12 Ağustos 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanan yıkım yönetmeliğindeki değişiklikleri Anadolu’da Bugün’e değerlendiren İnşaat Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Erdem Naltekin, özellikle kamu yıkımlarında şantiye şefi zorunluluğunun kaldırılmasının sahada güvenlik ve sorumluluk sorunlarına yol açabileceğini söyledi.

İMO Konya’dan yıkım yönetmeliği değişikliğine tepki: “Sahadaki sorumluluk belirsizliği giderilmeli”
MUHABİR: Evren Atcı
Okunma Süresi: 5 dk

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 12 Ağustos 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan “Binaların Yıkılması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”, mühendislik çevrelerinde tartışma yarattı. 

Düzenlemeyle, 6306 sayılı Kanun kapsamında kamu kurum ve kuruluşları aracılığıyla gerçekleştirilecek bazı yıkımlarda müteahhit ve şantiye şefi bulundurma zorunluluğu kaldırılırken, İnşaat Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Erdem Naltekin, değişikliğin sahadaki uygulamalar açısından önemli riskler barındırdığını belirtti.

“Yıkım basit bir söküm işlemi değildir”

Anadolu’da Bugün’e özel açıklamalarda bulunan Naltekin, yıkım çalışmalarının taşıyıcı sistem ve çevre güvenliği açısından hassas bir mühendislik süreci olduğunu vurguladı. 

Naltekin, “Yıkım faaliyetleri basit bir söküm işlemi olarak değerlendirilemez. Yapının taşıyıcı sisteminin incelenmesi, elemanların hangi sırayla kaldırılacağının belirlenmesi, çevre güvenliğinin sağlanması, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınması, toz ve tehlikeli atıkların kontrolü gibi birçok teknik kararın aynı anda verilmesini gerektirir. Yıkım, yapının taşıyıcı sistemindeki yük aktarımının kontrollü biçimde tersine işletildiği hassas bir mühendislik sürecidir” dedi.

Bazı yapılarda fenni mesuliyet istisnası

Yönetmelikte yıkım işlemlerindeki fenni mesuliyetin inşaat mühendisi tarafından üstlenileceği belirtilirken, bina yüksekliği 18,50 metrenin altında olan yapılarda genel olarak fenni mesuliyet aranmayacağı hükme bağlandı.

Bununla birlikte bitişik nizam yapılar, karma taşıyıcı sisteme sahip binalar, planda veya düşey doğrultuda yapısal düzensizlik bulunan yapılar ile sağlık ve eğitim tesisleri, kültür ve tabiat varlıklarının yakınındaki binalarda ilgili idarenin fenni mesuliyet şartı getirebilmesine imkân tanındı.

Patlayıcı kullanılarak gerçekleştirilecek yıkımlarda ise analiz ve raporları hazırlayan müellif ile patlatmadan sorumlu mühendisin, kendi görev ve yetki alanları çerçevesinde sorumluluk taşıması öngörüldü.

“Şantiye şefi sahadaki anlık risklere müdahale eder”

Düzenlemenin en dikkat çekici başlıklarından birinin, 6306 sayılı Kanun kapsamında kamu kurum ve kuruluşları aracılığıyla gerçekleştirilecek yıkımlarda müteahhit ve şantiye şefi bulundurma şartının kaldırılması olduğunu belirten Naltekin, bu durumun uygulamada belirsizlik oluşturabileceğini ifade etti.

Naltekin, Bakanlığa daha önce iletilen taslak ile Resmî Gazete’de yayımlanan nihai metin arasında farklılıklar bulunduğunu belirterek, kamu kurumlarının doğrudan gerçekleştirdiği yıkımlar ile ihale yoluyla yüklenicilere yaptırılan işlerin aynı kapsamda değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin açıkça ortaya konulması gerektiğini söyledi.

Yıkım sahalarında risklerin sürekli değiştiğini ifade eden Naltekin, şantiye şefinin yalnızca evrak üzerinde bulunan bir görevli olmadığını belirtti.

Naltekin, “Taşıyıcı elemanların yanlış zamanda veya yanlış sırayla kesilmesi, yapının beklenmedik biçimde göçmesine neden olabilir. Yüksekten düşme, yapı altında kalma, kopan parçaların çevreye savrulması, toz ve zararlı gazlara maruz kalma gibi riskler yıkım sahalarında sürekli olarak bulunmaktadır. Sahadaki olası bir çatlak, denge kaybı veya beklenmedik gelişme karşısında çalışmayı durdurabilecek ve gerekli müdahaleyi organize edebilecek teknik yetkinliğe sahip bir kişinin bulunması hayati önem taşımaktadır” diye konuştu.

“Sorumluluk ortadan kalkmıyor”

Şantiye şefi zorunluluğunun kaldırılmasının sorumluluğu ortadan kaldırmadığını dile getiren Naltekin, sorumluluğun bu kez kamu kurumlarında görev yapan teknik ve idari personele daha fazla yüklenebileceği uyarısında bulundu.

Kamuda görev yapan teknik personelin mevcut iş yükünün yüksek olduğunu belirten Naltekin, “Asli görevlerini ve kontrol sorumluluklarını sürdüren kamu çalışanı mühendislerin aynı zamanda sahadaki fiili yıkım uygulamalarının sorumluluğunu üstlenmesi önemli bir risk yaratmaktadır. Sahada sürekli bulunması fiziksel olarak mümkün olmayan bir kamu personelinin, meydana gelebilecek bir iş kazası veya kontrolsüz göçme durumunda hukuki ve cezai sorumlulukla karşı karşıya kalması adil ve uygulanabilir bir sistem oluşturmaz” ifadelerini kullandı.

Naltekin, kamu kurumlarının yıkım işlerinde uzman ve yetkin inşaat mühendislerini sahada kesintisiz biçimde görevlendirmesi gerektiğini vurguladı.

“İMO Konya olarak dört maddelik talebimiz var”

Naltekin, yönetmeliğin sahada daha güvenli şekilde uygulanabilmesi dört adamın atılması gerektiğini altını çizerek bu adımları, “Kamu kurumları tarafından doğrudan yürütülen veya ihale yoluyla gerçekleştirilen tüm yıkım işlerinde şantiye şefi bulundurma zorunluluğunun yeniden ve açık biçimde getirilmesi, yönetmelikte farklı yorumlara neden olabilecek ifadelerin netleştirilmesi, kamudaki teknik personel eksikliğinin mevcut personelin üzerine ilave hukuki sorumluluk yüklenerek değil, yeterli sayıda inşaat mühendisi istihdam edilerek giderilmesi, teknik uzmanlık gerektiren mevzuat düzenlemelerinde ilgili meslek odalarının görüşlerinin alınması ve nihai metinlerin TMMOB ile bağlı odaların değerlendirmesine sunulması” şeklinde sıraladı.

“Yüksek yapılarda yeni güvenlik tedbirleri getirildi”

Naltekin yönetmelikle birlikte “Yüksek Yapıların Yıkımına İlişkin Özel Kurallar” başlığı altında da yeni hükümler getirildiğine dikkat çekerek, “Yüksek yapıların yıkımı sırasında oluşabilecek toz, titreşim ve gürültünün azaltılması amacıyla perdeleme, örtülü yollar ve koruma fanları gibi çeşitli tedbirler düzenleme kapsamına alındı.

Patlayıcı kullanılacak yıkımlarda görev alacak mühendislerin uzmanlıkları belgelendirmeleri zorunlu hale getirilirken, gürültüye ilişkin akustik raporların da ilgili mevzuat kapsamında gerekli uzmanlığa sahip kişiler tarafından hazırlanması öngörüldü.” ifadelerini kullandı.

“Ruhsatsız yıkımların önüne geçilmeli”

Yıkım faaliyetlerinin can ve mal güvenliği açısından doğrudan risk taşıdığını belirten Naltekin, mevzuat düzenlemelerinin sahadaki teknik gerçeklikler dikkate alınarak hazırlanması gerektiğini söyleyen Naltekin, “Güvenli yıkım ancak yeterli teknik personel, etkin saha denetimi ve açık biçimde tanımlanmış sorumluluklarla mümkün olabilir. Ruhsatsız yıkımların önüne geçilebilmesi adına yerel yönetimlerin cezai müeyyideleri artırarak caydırıcılığı sağlaması gerekir. Yıkım işlerinin ruhsata bağlanması ile yıkım müteahhitliği, yıkım şantiye şefliği ve fenni mesuliyet marifetiyle yönetmeliğin amaçladığı çevresel faktörler ve yıkım güvenliği sağlanmış olacaktır” dedi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız