Hastasını kıyafeti nedeniyle tedavi etmeyi reddeden ve "teşhircilik"le suçlayan Konya Meram Devlet Hastanesinde göz doktoru olarak görev yapan Hasan Hüseyin Uysal, 2010 yılında Gazze’ye insani yardım götüren Mavi Marmara gemisine yapılan saldırı sırasında, yaralanan İsrail askerlerine bizzat kendisinin tıbbi müdahalede bulunduğunu açıklamıştı.
Konya Meram Devlet Hastanesi’nde görev yapan Hasan Hüseyin Uysal, kısa süre önce bir hastasını “kıyafetinin uygunsuz olduğu” gerekçesiyle muayene etmeyi reddetti. Hastayı “teşhircilikle” suçlayan Uysal, "Hekim olarak hasta seçme hakkım var" diyerek kendisini savundu. O anlara ait görüntüler sosyal medyada hızla yayılırken, kamuoyunda da büyük tepki topladı. Sağlık Bakanlığı olay hakkında soruşturma başlattı.
Hastasını teşhirci diyerek tedavi etmeyen Uysal, saldırı sırasında yaralanan İsrail askerlerini tedavi ettiğini “Bu arada, kavga ve boğuşma sırasında yaralanan birkaç İsrail askeri de getirildi. Onların da tedavisini yaptık. Sonuçta biz Müslümanız. Bir kişi, yaralı da olsa bize getirilmişse, ona da diğer kardeşlerimize davrandığımız gibi davranır, yapılması gerekeni yaparız. Yaralarını sardık, onları da koruma altına aldık, hatta bir kenarda güvenli bir şekilde beklettik.” Sözleriyle açıklamıştı
Hangisi Daha Ağır? Teşhirciliğe Müdahale mi, Katliam Emrini Veren Askeri Tedavi Etmek mi?
Doktor Uysal’ın bir hastayı dış görünüşü nedeniyle tedavi etmeyi reddetmesi ile katliamın faillerine sağlık hizmeti sunması arasındaki çelişki, yalnızca meslek etiği değil, aynı zamanda ahlaki sorumluluk açısından da tartışma konusu oldu.
Doktor Hasan Hüseyin Uysal İsrail askerini tedavi etmesini mesleki etik açısından değerlendirirken aynı zamanda tedavi almak için Devlet hastanesine gelen hastasını “teşhircilikle” suçlaması ve hasta seçme hakkı olduğunu savunması kafaları karıştırdı.

Olaylar karşısındaki yaklaşımını dini ve insani gerekçelerle savunan Uysal’ın, hastasını “teşhircilikle” suçlayarak geri çevirmesi, “tedavi hakkının” kime göre, neye göre uygulandığı sorusunu gündeme getiriyor.
Sonuç olarak; bir hekimin, görev yaptığı kamusal alanda kendi değer yargılarına göre hasta seçmesi mi daha vahimdir, yoksa kendisinin ve arkadaşlarının ölümüne neden olan bir saldırının faillerine yardım etmesi mi?