Türkiye’de kadınlar; eşi, eski eşi, erkek arkadaşı, eski erkek arkadaşı, boşanma sürecindeki eşi, erkek akrabaları, kayınpederi, dini nikâhlı eşi, babası ve oğlu tarafından öldürülüyor. Bahaneleri arasında ise, namus, töre, boşanma, aldatılma düşüncesi, ayrılma isteği, reddedilme ve kıskançlık yer alıyor. 2008 yılından bu yana 2 bin 337 kadın şiddet görerek hayatını kaybetti. Sorunun çözümü yönünde somut adımlar atılmadığı için cinayetler artarak devam ediyor. Konya Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Ayşe İşleyici konu ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Kadına şiddete yönelik niteleyici tedbirlerin ve cezaların yetersiz olması nedeniyle kadın cinayetlerinin arttığını belirten Başkan Avukat Ayşe İşleyici, “Toplum olarak televizyon dizilerinden, basında ve sosyal medyada yer alan olumsuz örneklerden de çok çabuk etkileniyoruz. Tabi ki kadına ve çocuğa şiddete ilişkin cezaların artması lazım, ama daha da önemlisi; şiddete ilişkin önleyici tedbirlerin artması, 6284 sayılı Kanunun uygulamasının yaygınlaştırılması, İstanbul Sözleşmesi’nin ülkemizde tam manasıyla uygulanabilir hale getirilmesi; eğitim kurumlarında, kadına ve çocuğa şiddetin önlenmesi ile ilgili eğitici bilgilerin verilmesi gerekmektedir” dedi.
“FİLM VE DİZİLERDE ÇOK FAZLA ŞİDDET İÇERİKLİ KONULAR İŞLENİYOR”
Dizi ve film çekilmeden, senaryolarının hukuki bir denetimden geçirilmesi gerektiğini söyleyen Ayşe İşleyici, “Televizyon dizilerinde son dönemlerde çok fazla şiddet içerikli konular işleniyor. Dizilerdeki bu tür şiddet eylemlerinin yanlışlığına ve bu şiddet eyleminin cezalandırıldığına ilişkin ise dizi içerisinde nerdeyse hiç bir paylaşım bulunmuyor. Bu dizileri seyredenler, işlenen suçun çoğu zaman cezasız kaldığına inanıyor. Ya da haklı nedenleri olduğu zaman suç işlemekte sakınca olmadığına inandırılıyor. Dizi içerisinde yargı sürecine ilişkin çok fahiş hatalar, yanlış yönlendirmeler yapılıyor. Güya bu konularla ilgili özel birimler var ama, bu birimlerde görev alan polisler ve hâkimler özel eğitim almış değiller. Eğer bu birimlerde görev alacak olanlar özel eğitim almış olsalardı, şiddetin basit bir aile kavgası olmadığını ayırt edebilecekler, ne tür önlem almaları gerektiğini öngörebileceklerdi.” ifadelerini kullandı.
“6284 SAYILI KANUNUN DÜZGÜN BİR ŞEKİLDE UYGULANMASI GEREKİYOR”
Devletin yapması gerekenin önleyici tedbirleri arttırmak olduğunu ifade eden İşleyici, “Devlet, 6284 sayılı, kanunun düzgün bir şekilde uygulanmasını; İstanbul Sözleşmesi’nin de tam manasıyla uygulanabilir hale getirilmesini sağlamalı. Biz Konya Barosu Kadın Hakları Komisyonu olarak, aile içi şiddet içeren her türlü olayın takipçisi olacağız. Bu konuda Konya Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) ile birlikte hareket etmeye çalışıyoruz. Ayrıca kadınlarımızın ve çocuklarımızın şiddetten ve şiddet uygulayanlardan koruması için neler yapması gerektiği konusunda üniversiteler de, çeşitli kurumlarda, basında, özel günlerde halka açık mekanlarda bilgilendirme ve farkındalık çalışmaları yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
YILLARA GÖRE KADIN CİNAYETLERİ SAYISI
Yıllara oranla baktığımızda İstanbul, İzmir, Antalya gibi büyükşehirlerde kadın cinayetleri daha fazla. Bu illeri Bursa, Adana, Şanlıurfa gibi iller takip ediyor. 2008 yılında 80, 2009 yılında 109, 2010 yılında 180, 2011 yılında 121, 2012 yılında 201, 2013 yılında 237, 2014 yılında 294, 2015 yılında 303, 2016 yılında 328 kadın, 2017 yılında 409, 2018’de ise 440 kadını cinayet sebebi ile kaybettik.
Muhabir: Asude Özsütçü - Ali Kuş