ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile görüşmelerin sürdüğünü açıklamasının ardından bölgedeki son gelişmeleri değerlendiren Prof. Dr. Yusuf Sayın, İran-İsrail geriliminin en kritik başlıklarının nükleer program ve Hürmüz Boğazı olduğunu belirterek, olası yeni bir çatışma veya savaşın, Türkiye üzerinde güvenlik, ekonomi ve göç açısından ciddi etkiler doğurabileceğini söyledi.
ABD Başkanı Trump, İran’la temasların kesildiği yönündeki iddiaları reddederek görüşmelerin aralıksız sürdüğünü açıklarken, yer yer duraklamaların yaşandığını ve karşılıklı revizyon taleplerinin olduğunu ifade etti. Trump ayrıca İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney ile gelecekte bir görüşme gerçekleştirebileceğini de ifade etti. Öte yandan Trump, İsrail Başbakanı Netanyahu’dan duyduğu rahatsızlığı -oldukça ağır sözlerle- dile getirirken, gelinen aşamada ateşkese rağmen bölgede (Lübnan) İsrail’in saldırıları da devam ediyor.
Bölgedeki son gelişmeleri Anadolu’da Bugün’e değerlendiren Necmettin Erbakan Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Sayın, İran ile İsrail/ABD arasındaki gerilimin ateşkes girişimlerine rağmen sürdüğünü söyledi. Tarafların zaman zaman karşılıklı drone veya İHA saldırıları gerçekleştirdiğini belirten Sayın, barış görüşmelerinin Pakistan ve Umman başta olmak, bölgedeki çeşitli arabulucuların girişimleriyle devam ettiğini ifade etti.

Taraflar arasında kritik konular masada
Görüşmelerde bazı konularda uzlaşma sağlandığını, ancak kritik başlıklarda anlaşmazlıkların sürdüğünü kaydeden Sayın, “Müzakerelerde en önemli konu İran’ın nükleer programı. Amerika ve İsrail, İran’ın nükleer çalışmalarını tamamen sonlandırmasını ve başta uranyum olmak üzere nükleer materyallerin ülke dışına çıkarılmasını talep ediyor” dedi.
Hürmüz Boğazı kritik başlıklar arasında
İran ile ABD/İsrail ekseni arasındaki ikinci önemli anlaşmazlık alanının Hürmüz Boğazı olduğunu vurgulayan Sayın, Amerika ve müttefiklerinin boğazın uluslararası ticaret gemilerine açık kalmasını istediğini, İran’ın ise boğaz üzerindeki kontrolünü güçlendirmeyi amaçladığını söyledi. Prof. Dr. Sayın, “İran, Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerden harç/geçiş ücreti talep ederek boğaz üzerindeki egemenliğini kalıcı kılmak istiyor. Bu konuda hem uluslararası hukuk hem de iç hukuk açısından yasal bir zemin oluşturma çabası içerisinde” ifadelerini kullandı.
Bölgedeki vekil güçlerin durumu ne olacak?
Taraflar arasındaki üçüncü önemli başlığın ise İran’ın bölgedeki vekil güçlere verdiği destek olduğunu belirten Sayın, Amerika ve İsrail’in İran’dan; Lübnan, Irak, Suriye ve Yemen’deki gruplara verdiği desteği sonlandırmasını talep ettiğini söyledi. İran’ın bu konuda diğer başlıklara göre daha ılımlı bir yaklaşım sergilediğini ifade eden Sayın, “Ancak en hassas ve kritik iki konu nükleer mesele ile Hürmüz Boğazı meselesidir” diye konuştu.
“Türkiye ekonomik ve güvenlik riskleri ile karşı karşıya kalabilir”
Olası bir İran-ABD savaşının sadece bölgesel değil küresel sonuçlar da doğuracağını dile getiren Sayın, Türkiye’nin de bu süreçten etkilenebileceğini söyledi. Türkiye açısından ilk riskin bölgesel istikrarsızlığın doğuracağı güvenlik tehditleri olduğunu belirten Sayın, ikinci önemli başlığın sınır güvenliği olduğunu ifade etti.
“Türkiye Ekonomisini etkileyebilir”
Ekonomik etkilerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Sayın, “Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek aksaklıklar küresel tedarik zincirlerini olumsuz etkileyebilir. Petrol, mazot ve gübre fiyatlarında meydana gelebilecek dalgalanmalar enflasyonist baskıları artırabilir. Türkiye ekonomisi sağlam temellere sahip olsa da böylesi bir süreçte ekonomik anlamda zorlanmalar yaşanabilir. Bu durumun ne kadar sürdürülebilir olduğu ise bir diğer önemli konu” dedi.
“Türkiye yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalabilir”
Bölgedeki gelişmelerin sosyal etkilerine de değinen Sayın, istikrarsızlığın yeni göç hareketlerini tetikleyebileceğini belirtti. Prof. Dr. Sayın, “Suriye krizinde olduğu gibi Türkiye, İran’dan kaynaklı olası yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalabilir. Bu durum (göçe kaynaklık etmesi yönünden) Türkiye’nin uluslararası alandaki kritik önemini artırırken, ülke içinde sosyoekonomik ve sosyokültürel bazı sorunları da beraberinde getirebilir” ifadelerini kullandı.