'Cübbeli Ahmet' diye bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, Kuveytli Vehhabi 'şeyh'i Osman El Hamis'in Sakarya'da camide vaaz vermesi üzerine Diyanet'i uyarmıştı. Cübbeli Ahmet sosyal medya üzerinden "Diyanet'i, vehhabileri konuşturmama hususunda uyarıyorum. Aksi takdirde iç savaşa destek vermiş olacaklardır" demişti.
DİYANET'TEN YANIT
Diyanet İşleri Başkanlığı, başkanlığı "Selefi-Vehhabi fikir akımlarının Türkiye'de yaygınlaşmasına hizmet etmek"le suçlayan haber ve paylaşımlarla ilgili bir açıklama yaptı. Diyanet'ten yapılan açıklamada, başkanlığın, Kur'an-ı Kerim ve sünnet-i seniyye çizgisinde sahih din anlayışını şiar edindiği, din eğitimini ve irşat hizmetlerini bu çizgiden taviz vermeden yürütmenin gayreti içerisinde ilkeleri sarih ve duruşu maruf bir kurum olduğu belirtildi.
"SAĞDUYULU VE TUTARLI BİR ÜSLUPLA DİN HİZMETİ YÜRÜTÜLMEKTEDİR"
Diyanetin ilim geleneğinden aldığı müstesna mirasla bugünün insanı ve gelecek nesiller için İslam'ın ana kaynaklarından beslenen sağlam bir itikadi ve ahlaki zeminin oluşması yolunda çalışmalarını sürdürdüğü vurgulanan açıklamada, "Başkanlığımız, başta cami ve Kur'an kurslarımız olmak üzere hizmet verdiği her alanda sağduyulu ve tutarlı bir üslupla din hizmeti yürütmektedir." ifadesi kullanıldı.
Başkanlığın zahiri, parçacı, ayrıştırıcı ve tekfir edici yorumlarla gelişen ve İslam'ın rahmet dini olduğu gerçeğini göz ardı eden yaklaşımların bilhassa gençleri ve geleceği tehdit ettiğine dair yayınları ve üst düzey açıklamaları olduğu belirtilen açıklamada, "İfrat ve tefritten uzak, sade ve mutedil bir dini hayata rehberlik etmek, her türlü din istismarına ve fitne ateşine karşı müteyakkız davranarak toplumumuzu bilinçlendirmek, Diyanet İşleri Başkanlığımızın vazgeçilmez görevidir." denildi.
"SON DERECE RAHATSIZ EDİCİ VE ÜZÜCÜ"
İslam dünyasında tefrika ve tezviratın açtığı yaralar böylesine büyümüşken, milletin birliğine ve ümmetin bütünlüğüne zarar verecek söylemlerden kaçınmanın her Müslüman'ın vazifesi olması gerektiği aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Son günlerde bazı medya mecralarında yer alan ve başkanlığımızı Selefi-Vehhabi fikir akımlarının ülkemizde yaygınlaşmasına hizmet etmekle suçlayan haber ve paylaşımlar, gerçeği yansıtmaktan uzak olup son derece rahatsız edici ve üzücüdür."
VAHHABİLİK NEDİR? KİM ORTAYA ATMIŞTIR?
Vehhabîlik, ya da Vahhabizm, İslam'a bağlı Sünni-Hanbelî mezhebinin bir altkolu olan ve 18'inci asırda Muhammed ibn Abd al-Wahhab tarafından başlatılmış fikir akımıdır. Vahhabi(zm) terimi Abd al-Wahhab'ın şahsı tarafından kullanılmadı, hatta taraftarları "Selefi" terimini kullanmayı tercih ederek "Vahhabi" kullanımını reddederler. Bu, daha çok dışarıdakiler tarafından kullanılır.
İTİKAT SİSTEMİ
Vahhabiliğin din anlayışı, Muhammed bin Abdülvahhab'ın üzerinde önemle durduğu tevhid (Allah’ın birlenmesi) konusundaki yorumu çevresinde toplanır. Muhammed bin Abdülvahhab'a göre tevhid, kullukta Allah’ı bir tanımaktır. Tevhid kelimesini (Lâ ilâhe illallâh) söylemek Allah'tan başka tapınılan şeyleri tanıdıkça bir anlam taşımaz. Allah kalple, dille ve davranışlarla birlenmelidir. Bunlardan birisinin eksik olması durumunda kişi Müslüman olamaz. Tevhid üçe ayrılır. İlki, Allah’ı isim ve sıfatlarında birlemek (tevhid-i esma ve sıfat), ikincisi Allah’ı Rabb’lıkta birlemek (tevhid-i rububiyet), üçüncüsü de Allah’ı ilahlığında birlemektir (tevhid-i uluhiya). Allah’ı bu üç biçimde birleme, ancak amellerle mümkündür. Buna göre Kur'an ve Sünnetin dışında emir ve yasak tanımamak, İslâm Peygamberi’nin döneminde bulunmayan şeyleri ve tevessülü terk ederek Allah’ı birlemek gerekir. Bu tevhide ameli tevhid denir. Herhangi bir hüküm koyucu tanımak, Allah'tan başkasından yardım dilemek, Peygamber için bile olsa, Allah dışındaki bir varlık için kurban kesmek, adakta bulunmak kişiyi küfre düşürür, can ve mal dokunulmazlığını ortadan kaldırır.
PEYGAMBER ŞEFAATİ
Bu tevhit anlayışının getirdiği önemli sonuçlar vardır. Bunlardan birisi, Peygamber'den şefaat talebinde bulunulamayacağıdır. Şefaat, Allah'a özel bir haktır. Bu nedenle Peygamber'den doğrudan şefaat talep etmek, onu Allah'a ortak tutmaktır. Nitekim Arap paganlar da Allah’ı kabul ettikleri halde, melekleri, putları şefaatçi kabul ettikleri için müşrik olmuşlardır. Şefaat inancı gibi yaygın olan tevessül inancı da şirktir. Tevessül inancı, daha çok mutasavvıflar arasında yaygındır. Bir takım şeyhlerin, velilerin hem hayatlarında, hem de öldükten sonra tasarruf sahibi olduklarına inanılmakta, onların himmetleri dilenmekte ve Allah'tan şefaat dilenmesi için aracı kılınmaktadırlar. Bu da açık bir şirktir. Çünkü Allah'ın yaratmada, yönetmede, tasarruf etmede, işleri düzenleme ve belirlemede ortağı yoktur.
CAMİLERİN SÜSLENMESİ MESELESİ
Vahhabiliğin en önemli özelliklerinden birisi de bid'atlar karşısındaki tutumudur. Muhammed bin Abdülvahhab'a göre Kur'an ve Sünnet'te olmayan her şey bid'attır. Bir bid'at çıkaran melundur ve çıkardığı şey reddedilmelidir. Bid'atların çoğu insanları şirke düşürmektedir. Bunların başında mezarlar, türbeler ve bunların ziyaretleri gelir. Mezarlarda yapılan ibadetler şirktir. Sevap umarak Peygamberin kabrini ziyaret bile şirke neden olabilir. Şirke neden olmamaları için, mezar ziyaretleri, türbe yapımı kesin olarak yasaklanmalıdır. Ölülere niyaz, tevessül, falcılara, müneccimlere inanmak, Peygamber'in anısını yüceltmek, Muhammed'in hırkasını ve Muhammed'in sakalını ziyaret etmek, Allah'tan başkasına ibadet etmek, şirk koşmaktır.
Mevlit toplantıları düzenlemek, bu toplantılarda mevlit okumak, sünnet ya da nafile namazlar kılmak yasaklanmalıdır. Göz değmemesi için nazar boncuğu takmak, muska takınmak, ağaç, tas vb. şeyleri kutsal saymak, bir hastalık ya da beladan kurtulmak, güzel görünmek vb. için boncuk, ip, hamayi gibi şeyler takınmak, sihir, büyü, yıldız falı gibi şeylere inanmak, iyi kişilere, velilere tazimde bulunmak, onlara dua etmek, onlardan yardım dilemek gibi şeyler de tamamıyla şirke neden olan bidatlardandır. Riya için namaz kılmak, iyi insan gibi görünerek çıkar sağlamak da şirktir. Cami ve mescitlerin süslenmesi, minare yapılması da terk edilmesi gereken bidatlardır.