Sille Müzesi Sorumlusu Sercan Yayla, 1930'lu yıllarda Konyalı çarık ustası Hidayet Kolcu tarafından üretilen lastik çarıkların, halkın maddi yetersizliklerle mücadele ettiği Büyük Buhran ve 2. Dünya Savaşı döneminde büyük rağbet gördüğünü belirtti. Kalın yün çoraplarla birlikte giyilen bu çarıklar, ayaklarda iz bırakan ve sağlıksız olmasına rağmen halkın bütçesine uygun bir alternatif olarak öne çıkmış.
Yayla, lastik çarıkların numarasız üretilmesinin de dönemin zor koşullarında pratik bir çözüm sunduğunu ifade etti. “Çarık, arkasındaki kemerlerden geçirilen ipin öndeki deliklerden geçirilip sıkılarak hem çocuklara hem de yetişkinlere uyacak şekilde ayarlanabiliyordu. O dönemde bir evde 6 kişi yaşıyorsa, ancak 2 çift çarık alabiliyorlardı,” dedi. Maddi durumu biraz daha iyi olan ailelerin ise en fazla 3 çift çarık alabilecek durumda olduğunu vurgulayan Yayla, çarıkların dayanıklılığı sayesinde daha uzun süre kullanılabildiğini belirtti.

Yayla, Hidayet Kolcu’nun ürettiği lastik çarıkların başka illerden de talep görmesiyle Konya Valiliği tarafından patentlendiğini ve 15 yıllığına üretim izni verildiğini ekledi. Kolcu'nun, devletin ekonomik durumu düzeldiğinde deri çarık üretimine dönme şartıyla bu izni aldığını ifade etti.
“Cefa çekmiş bir milletin torunlarıyız,” diyen Yayla, bu çarıkların bugünkü nesil için önemli bir tarihsel ders taşıdığını belirterek, “Eğer dedelerimizin neler yaşadığını unutursak, savrulup gideriz. Onlar yokluk içinde bu kadar güzel şeyler ortaya koydularsa, biz de ülkemizi daha iyi yerlere taşımak için gayret göstermeliyiz. Müzemizde sergilenen lastik çarıklar, alınacak en büyük ibretlerden biri,” diye konuştu.