Konya
Açık
22°
Aksaray
Açık
23°
Karaman
Açık
20°
Anadolu'da Bugün Konya Haberleri Hiçbir başarı karne notuyla ölçülemez!

Hiçbir başarı karne notuyla ölçülemez!

Öğrencilerin karnelerini almasıyla birlikte okul dönemi sona ererken tatil dönemi başladı. Uzmanlar kötü gelen karnelere karşı velileri uyarıyor.

Hiçbir başarı karne notuyla ölçülemez!
Okunma Süresi: 5 dk

Öğrencilerin karnelerini almasıyla birlikte okul dönemi sona ererken tatil dönemi başladı. Uzmanlar kötü gelen karnelere karşı velileri uyarıyor. Başarının karne notuyla ölçülemeyeceğini söyleyen uzmanlar bazı söylemlerin çocukların gelişimini olumsuz anlamda etkilediğini vurguluyor

Kötü gelen karnelere karşı ailelerin tepkileri çocukların psikolojileri üzerinde önemli etki yaratıyor. Uzman Psikolog Sema Kavak ve Uzman Psikolog Kibar Özcan konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bu süreçte ailelere büyük görevler düştüğünü söyleyen uzmanlar, çocukların başarısızlığına odaklanmaları yerine, bu başarısızlığın nedenlerine odaklanmaları gerektiğinin altını çizdiler.

sema-kavak.jpg

“BİREYSEL BAŞARI VE YETENEĞE BAKILMALI”

Öğrencilerin karne notu ile değil bireysel başarıları ve yetenekleri ile değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan Psikolog Sema Kavak, “Ülkemizde maalesef karne çocuklar ve aileler için çok önemli bir yere sahip. Karne bir çocuğun yeterli yetersiz ya da başarılı başarısız gibi adlandırılmasına neden oluyor. Sistem maalesef diğerlerinden farklı olanı olumsuz etiketlemeye odaklı. Oysaki bireysel farklılıklara sahip olan çocuklar bu ülkenin matematik, müzik, resim, spor ve daha birçok alanda temsil yeteneği olan çocuklardır. Sonuç olarak, çocuk ve aile kendisini değerlendirirken ortamın baskısıyla sahip oldukları potansiyeli bir kenara bırakıp eksikliklere odaklanmış halde, öz değerlerinde ve hatta öz yeterliliklerinde büyük sarsıntı yaşayabilir” diye aktardı.

karne-2.jpg

“ÇOCUKLARI SİSTEME KURBAN ETMEYİN”

Ailelerin sisteme hem kendilerini hem de çocuklarını kurban etmemesi gerektiğine dikkat çeken Sema Kavak, “Aileler çocuklarını başarılı ve yeterli oldukları alanda desteklemeye devam etmeliler. Böyle yaptıklarında çocuklarının daha mutlu olduğunu ve bu mutlulukla sorun yaşadıkları diğer alanlarda da olumlu gelişmeler yaşandığını görecekler. Evet, matematik dersinin puanı biraz düşük ama müzik de çok iyisin, Türkçe de çok iyisin gibi cümlelerle onun motivasyonunu olumlu etkileyecek cümleler kurmalıyız. Bazen de gerçekten o alanda potansiyeli olduğu halde, bunu yansıtamayan çocuklar olabiliyor. Bu durumda da, ne hissettiğini, neden böyle olduğunu konuşmalı ve ona nasıl yardımcı olmalıyız konusunda sohbet etmemiz faydalı olacaktır!” şeklinde konuştu.

karne-4.jpg

“HERKES PAYINA DÜŞENİ ALMALIDIR”

Ortada bir sorun varsa bu noktada herkesin üzerine düşen payı alması gerektiğine vurgu yapan Kavak, şöyle konuştu: “Bazen çocuk temel değerlendirme kriterlerinin altında kalıp, başarılı olduğu alanı bile göremez ya da önemsiz hale getirebilir. Bu durumda ısrarla, başarılı olduğu alanları muhakkak ona göstermeliyiz ve bu histen çıkarmak için onu takdir ettiğimizi söylemekten sakınmamalıyız. Sistem kaynaklı bir sorundan okul, öğretmen, öğrenci ve aile suçlu diyerek çıkmak en kolay yoldur ama her sorundan herkes payına düşen kısmı almalıdır. Öğrencinin düzenli okula gitmesini sağlamak, ödevlerini takip etmek ve başarılı olduğu alanlara ağırlık vererek ders programı oluşturmak için aile rehberliğine ihtiyaç duyarız. Aile de, çocuğun eğitim öğretim sürecine nasıl destek olacağını öğrenmek adına okulla iş birliği içine girmelidir. Çünkü bizim evde tanıdığımız çocuk ile okulda tanınan çocuk aynı değildir.”

karne-3.jpg

“ÖĞRENTMEN ÇOK İYİ GÖZLEMLEMELİ”

Öğrencinin başarısız olduğu bir durumda öğretmenin de iyi bir gözlem yapması gerektiğini ifade eden Kavak, “Öğretmen gözüyle çocuğun eksiklerinin ne olduğunun farkına varılması, bu eksikliklerin okul kısmında yapılması gerekenin öğretmen tarafından üstlenilmesi ve evde ailenin bunu nasıl destekleneceği ile ilgili bir yol haritasının aileye sunulması önemlidir. Aile de dönem boyunca bu haritayı takip ettiğinde başarı kaçınılmaz olur. Ancak unutulmamalıdır ki, başarısızlık için bir hedef gösterme ihtiyacı da sorumluktan kaçmaktır. Ortada bir çocuk varsa ve başarısızlıktan söz ediliyorsa bu hepimizin suçudur” diyerek sözlerini tamamladı.

karne-1.jpg

“ÇOCUKLARDA ONAY BAĞLILIĞI GELİŞİYOR”

Çocukların başarısını notlarla belirlemenin doğru olmadığının altını çizen Psikolog Kibar Özcan, “Notlarla sevginin ölçülemeyeceğini herkesin bilmesi gerekiyor. Çok başarılı olan çocuklarda da zamanla şunu görüyoruz: Sadece başarıyla sevgiyi elde ettiklerini düşündükleri için kendilerini sadece başararak sevdirebileceklerini düşünüyorlar. Yani bu noktada onay bağlılığı gelişiyor. Bu da aslında çocuk ne kadar başarılı olursa olsun, temelde bir özgüvensizliği de sebebiyet veriyor. Ya da herhangi bir derste olumsuz bir not ya da olumsuz bir durumla karşılaşıldığı zaman özgüveni bununla ilgili olduğu için tamamıyla zedeleyici hale de gelebiliyor. O nedenle sonuçlar iyi ya da kötü fark etmeksizin bunun takdir ya da bir ceza mekanizmasına dönüşmemesi gerekiyor. ‘Akıllı oğlum, akıllı kızım’ demek yerine, ‘başarın için tebrik ederim’ demek gerekiyor. Kendi akıllarıyla, mantıklarıyla ilintilendiği zaman çocuğun karakteri de buna göre yapılanmaya başlıyor” diye belirtti.

kibar-ozcan.jpeg

“BAZI SÖYLEMLER ÇOCUĞUN KİŞİLİĞİNİ ETKİLEYEBİLİR”

Bazı söylemlerin çocuğun başarısını etkiyebildiğini kaydeden Kibar Özcan, “Eğer çocuk başarılıysa ve bu başarı takdir edilmiyorsa bu da kötü durumlara yol açabiliyor. Olağanca düzeyde sadece akademik kısımda takdir beklenebilir. Bu çocuğun karakteriyle, ahlakıyla, zekasıyla çok bağdaştırılırsa yaşamda kişiliğiyle alakalı problemler de oluşabiliyor. Hele ki var olan bir durum için kesinlikle ceza verilmemeli. Derslerindeki başarısızlığının ana nedenlerine bakılmalı. Spora mı, sanata mı, müziğe mi ilgisi var ona bakılmalı. Ama çocuğun hiçbir şeye ilgisi yoksa ortada daha büyük bir problem var demektir. O noktada başarı başarısızlık değil de ‘ne yapabiliriz’ diye öncelenmelidir. Belki de yaşama karşı büyük bir hevessizliği var ya da bulunduğu yerden memnun değil. Ya da birçok çocuğun ders noktasında travmaları oluşuyor. Ailesine anlatamadığı sınıf ortamı, arkadaşlık edememe, akran zorbalığı gibi durumları paylaşamayabiliyorlar. Ailelerin de bunlara odaklanması gerekiyor” dedi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız