Geleceğe Yön Ver Derneği Kurucu Başkanı Özlem Bilgi; çocukların ve gençlerin maruz kaldığı hak ihlallerinde hem hukuki hem psikolojik destek sağlamaya yönelik süreçleri yürütüyor. Bilgi, derneğin kurulmasına sebep olan en büyük ihtiyacın, çocukların ve gençlerin yaşadığı hak ihlallerinde seslerinin yeterince duyulamaması olduğunu kaydetti.
Geleceğe Yön Ver Derneği Kurucusu Sosyolog Özlem Bilgi, Konya merkezli kurulan bir dernek olduklarını bununla birlikte Türkiye genelinde faaliyet yürüttüklerini ifade ederek derneğin kuruluş amacını şöyle anlattı:
“Derneğimizin kurulmasına sebep olan en büyük ihtiyaç; çocukların ve gençlerin sesinin yeterince duyulmaması ve haklarının korunması konusunda ciddi boşlukların bulunmasıydı. Özellikle dezavantajlı bölgelerde çocukların eğitim, güvenlik ve gelişim alanlarında yeterli destek alamadığını gördük. Bu eksiklikleri gidermek, çocukların güvenli ve destekleyici ortamlarda büyümesini sağlamak amacıyla Geleceğe Yön Ver Derneği’ni kurduk.”
“AMACIMIZ ÇOCUKLARIN GÜVENLE BÜYÜMESİNİ SAĞLAMAK”
Çocuk istismarı, çocuk gelin, çocuk işçi gibi toplumsal sorunlara karşı önleyici çalışmalar yürüttüklerini belirten Bilgi, “Erken yaşta evlilik, çocuk işçiliği ve istismar gibi konular toplumun en hassas sorunları arasında yer alıyor. Biz bu sorunlarla mücadelede ebeveyn ve çocuk eğitimleri, okullarda farkındalık seminerleri, yerel yöneticilerle iş birliği çalışmaları, Hukuki destek ve danışmanlık ağları ile sahada aktif rol alıyoruz. Amacımız sadece sorunlara dikkat çekmek değil, aynı zamanda kalıcı çözümler üretmek ve çocukların güvenle büyümesini sağlamak. Erken yaşta evlilik, çocuk istismarı, sadece Türkiye'nin sorunu değil bunlar tüm dünyanın sorunu. Bu da sadece eğitimle çözülür. Aynı zamanda aileleri bilinçlendirerek, bu durumların önüne geçebileceğimize inanıyoruz” şeklinde konuştu.

“GÜVENLİ ALAN VE NİTELİKLİ EĞİTİM SINIRLI”
Çocukların ve gençlerin en çok desteğe ihtiyaç duyduğu alanın; güvenli bir yaşam, eğitim ve koruma hakkı olduğunu vurgulayan Bilgi şu görüşleri paylaştı:
“Sağlıklı gelişim fırsatları, çocukların oyun, eğitim ve korunma hakkı, gençlerin mesleki gelişim ve psikososyal destek ihtiyaçları da öne çıkıyor. Bizim gözlemlerimize göre, özellikle deprem bölgelerinde ve sosyal risk altındaki mahallelerde çocukların güvenli alanlara, nitelikli eğitime ve psikolojik desteğe erişimi çok sınırlı. Bu nedenle en büyük ihtiyacın “güvenli ortam, gelişim desteği” olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca bunun için de deprem bölgesindeki çocuklarla yaklaşık 2,5 yıldır aktif bir şekilde sahada hak ihlalleri ile ilgili çalışmalar ve projeler yürütüyoruz.
Aslında dernek deyince akla insani yardım dernekleri geliyor. Biz eğitim ve hak savunuculuğu yapan bir derneğiz. İlk başta dernek amacını anlatırken zorluk çekiyoruz, sonrasında; toplumsal önyargılar, kaynak yetersizliği ve kamu kurumları ile iş birliğinde yaşanan zorluklar. Ayrıca bazı bölgelerde ailelerin farkındalık eksikliği nedeniyle çocuk hakları çalışmalarına direnç gösterebildiğini de görüyoruz. Bu soruna bulduğumuz çözümlerden bir tanesi ise yerel paydaşlarla iş birliği yaparak toplumsal güveni artırmak.”
“İSTİSMARCILARIN EN ÇOK TERCİH ETTİĞİ ÇOCUK PROFİLİ…”
Ailelerin istismar kelimesini duyunca korkup çekindiklerini, bunun da projeler içinde yer almalarına engel olduğunu söyleyen Bilgi, şunları söyledi:
“‘Benim çocuğum istismara mı uğradı ki kendini koruma eğitimi alsın’ gibi yanlış bir yanılgının sonucunda bu dirençle karşılaşıyoruz. Biz de burada diyoruz ki istismara uğrasın ya da uğramasın böyle bir ayrım yapmıyoruz. İstismarcıların en çok tercih ettiği çocuk, kendini ifade edemeyen çocuk profilidir, kendini ifade edemeyen suskun çocuklar. O yüzden kendini doğru ifade eden, sınırlarını çizebilen çocuklar olsun. Siz de bunları öğretin. Biz çocuğun bakımını kim veriyorsa mahremiyet eğitimlerinin bakım veren kişi tarafından verilmesinin doğru olduğunu düşünüyoruz. Çocuklar dışarıda öğrenmesinler, meraklı ve bizi taklit etikleri için zaten bizden öğreniyorlar bazı şeyleri. Aramızdaki güven bağını inşa edebilmemiz zaten hem istismara karşı hem kendilerini doğru şekilde ifade etmeleri için de burada çocuğa bakım veren kişiye çok fazla yükümlülük düşüyor. Bizim amacımız sadece farkındalık yaratmak. Böyle bir olayda çocuk karşılaştığında nasıl tepki verecek, kendini nasıl koruyacak bunu öğretmeye çalışıyoruz aslında. Bunu da ailelere bu şekilde açıklıyoruz.”