Konya’da yaşayan 31 yaşındaki Macide Büşra Yeloğlu, görme yetisini kaybetmesine rağmen hafızlık hayalinden vazgeçmedi. Anadolu’da Bugün’e özel açıklamalarda bulunan Yeloğlu, görme yetisini kaybettikten sonraki eğitim sürecini ve gençlere yönelik tavsiyelerini anlattı.
Yeloğlu, henüz anne karnındayken göz damarlarının gelişmediğini söyleyerek hastalık sürecini şöyle özetledi:
"2 yaşındayken annem görme güçlüğü yaşadığımı farkediyor sonra doktor serüvenimizin de başlamasıyla yanlış teşhisler, yanlış tedaviler neticesinde, en son retinitis pigmentosa dediğimiz Tavuk karası teşhisi konuluyor."

"BAŞLARDA IŞIK YETİYORDU OKUMAM İÇİN SONRA IŞIK TAMAMEN GİTTİ"
Teşhis konulduğunda kuran kursunda hafızlık eğitimi aldığını söyleyen Yeloğlu, "Hafız olmak istediğim için 14 yaşındayken Kur'an kursuna başladım. Teşhis konulduktan sonra Görme yetim bu süreçte gitgide azaldı. Cisimleri görmekte, Kur'an-ı Kerim'i okumakta zorlanıyordum. Çok büyük bir Kur'an-ı Kerim'im vardı ve gündüz ışığıyla Kur'an-ı Kerim'imi takip edebiliyordum, o ışık yetiyordu.
Belli bir süreden sonra artık, ışık da fayda etmemeye başladı, harfler birbirine giriyordu. Daha sonra tamamen görme yetimi kaybettim, ışık da tamamen gitti" dedi.

"HAYATTA, KENDİ BAŞIMA OLMAM GEREKTİĞİNİ, ÖĞRENDİM"
Yeloğlu, zor süreçlerden geçtiğini belirterek, motivasyonunu sağlayan anı anlattı: "Aslında benim dönüm noktam annem sayesinde oldu. Birgün dedi ki, 'Sen bize baki değilsin, Biz sana baki değiliz, bir şekilde ayaklarının üzerinde durman, hayatını idame etmen gerekiyor.' Bu sözlerden sonra hayatta, her zaman birebir kendi başıma olmam gerektiğini, hayatımı o şekilde idame etmem gerektiğini öğrenmiş oldum" diye konuştu.

HAFIZLIĞI EVDE TAMAMLADI, EĞİTİM HAYATI SÜRÜYOR
Yeloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Durum böyle olunca da kendime hedefler koymaya başladım. Kabartma alfabesini öğrendikten sonra hafızlığımı herhangi bir kursta değil evde tamamladım. Henüz belgemi almış değilim. İnşallah bir gün nasip olur belgemi de alırım.
Bunun yanı sıra liseyi dışarıdan bitirdim, Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesini bitirdim. İngilizce, bilgisayar ve diksiyon kurslarına gittim. İslami ilimler ve rehabilitasyon, eğitimleri aldım. Skeçler yazmaya başladım. Şu an Anadolu Üniversitesi'nde Radyo ve Televizyon Programcılığı okuyorum, hedefim radyo spikeri olabilmek."
"İNSAN, SEVDİKTEN SONRA HER ŞEYİN ÜSTESİNDEN GELEBİLİYOR"
Çevresindeki insanların olumsuz tepkileri de olduğunu ifade eden Yeloğlu, "Hafızlık başlı başına meşakkatli bir iş. Bu süre zarfında 'Başka şeylerle uğraş, senin için zor olmuyor mu? Parmakların ağrımıyor mu?' Diyenler oluyordu ama insan sevdikten sonra istedikten sonra her şeyin üstesinden gelebiliyor" şeklinde konuştu.
"YOLDAKİ O TAŞI ÇEKİP YÜRÜMEYE DEVAM ETSİNLER"
İnsanların hayatta umutsuzluğa kapılma sebebinin hedefleri olmamasından kaynaklı olduğunu söyleyen Yeloğlu, gençlere şu önerilerde bulundu:
"Gençler, hayata 1-0 yenik başladıklarını düşünüyor. Aslında hepimiz hayata eşit bir şekilde başlıyoruz. Bir hedefleri olmadığı için hayata hep geç kaldıklarını düşünüyorlar. İnsanlar kendilerine bir hedef belirleyip bir gelecek düşündüğü zaman daha rahat hareket edebiliyor ve o rota doğrultusunda ilerleyebiliyor.
Benim arkadaşlara tavsiyem hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmasınlar. insanın başına her şey gelebiliyor ama kalkıp yoldaki o taşı çekip yürümeye devam etsinler."
"YETKİLİLERE SESİMİZİ DUYURMAK İSTİYORUZ"
Yeloğlu, görme engellilere karşı bir önyargı olduğuna vurgu yaparak, "Geçmişte görme engellilere yönelik bir tiyatro kulübümüz vardı, eleman eksikliğinden dolayı kulübümüz dağılmak zorunda kaldı. Bizler de buradan yetkililere sesimizi duyurmak istiyoruz, görmüyor olabiliriz ama bizlerin de kendine ait yetenekleri var. Mesela ben tiyatroyla alakalı bir şeyler yazmayı çok seviyorum; mizah olsun, kara mizah olsun. Görme engelli denilince dışarıda bir algı var, bu algının kırılmasını çok istiyorum. İnsanlar ön yargıyla lütfen bize yaklaşmasınlar. Vatandaşların önce bizi tanımalarını rica ediyorum" ifadelerini kullandı.