Konya’nın Sarayönü ilçesine bağlı Bahçesaray, Kurşunlu ve Ladik mahallelerini kapsayan altın madeni projesine ilişkin “ÇED gerekli değildir” kararının iptali istemiyle açılan davalarda bugün iki ayrı dosya kapsamında keşif gerçekleştirildi.
Keşif sırasında davacı köylüler ve avukatları, proje sahasında mahkeme heyeti ile bilirkişilere itirazlarını ve proje dosyasındaki eksiklikleri anlattı. Keşfe davacıların avukatları Nur Hilal Gündüz ve Ecem Çelebi de katılarak mahkeme heyetine dava konusu sahayı gezdirdi. Keşif alanında yoğun güvenlik önlemleri alınırken, çok sayıda köylü de projeye karşı tepkisini dile getirdi.
Konya'nın Sarayönü ilçesine bağlı Kurşunlu Mahallesi'nde planlanan IV. Grup Maden Ocağı projesine ilişkin davada bilirkişi raporu için 45 günlük hazırlık süreci başladı. Mahkeme tarafından görevlendirilen hâkim ile ziraat, maden, jeoloji, orman, çevre, meteoroloji ve harita mühendisliği alanlarından oluşan yedi kişilik bilirkişi heyeti, proje alanında teknik incelemelerde bulundu. Keşif sırasında taraf avukatları Av. Nur Hilal Gündüz başta olmak üzere avukatlar hazır bulundu. Konya 3. İdare Mahkemesi, bilirkişi heyetine teknik raporun hazırlanarak dosyaya sunulması için 45 gün süre verilirken raporun mahkemeye ulaşmasının ardından yargılama, bilirkişi değerlendirmeleri ve dosyadaki diğer deliller doğrultusunda sürdürüleceği ifade edildi.

“Konya’nın tahıl ambarı altın madeniyle anılmamalı”
Anadolu’da Bugün’e özel açıklamalarda bulunan davacı avukatlarından Nur Hilal Gündüz, bölge halkının projeye karşı ortak bir duruş sergilediğini söyledi. Av. Gündüz, “Şu an Sarayönü’nde, Kurşunlu ve Bahçesaray’dayız. Burada altın madeni projesine ilişkin ‘ÇED gerekli değildir’ kararının iptali davasının keşfi yapılıyor. Bütün köy halkı burada toplandı. Halk çok açık bir şekilde köylerinde altın madeni istemediğini söylüyor. Keşfe mahkeme heyeti ve bilirkişiler katılıyor. Ancak bölgede olağanüstü güvenlik önlemleri alınmış durumda. Davacılar ve köy halkı, mahkeme heyeti alana geldiğinde bölgeye girebildi” dedi. Konya Ovası’nın Türkiye’nin en verimli tarım alanlarından biri olduğunu vurgulayan Av. Gündüz, “Konya, Türkiye’nin tahıl ambarı olarak bilinen bir il. Böyle bir bölgenin altın madeni projesiyle gündeme gelmesi gerçekten üzücü. Buradaki insanlar ‘Biz ekinimizi ekmek, çocuklarımızı ve torunlarımızı bu topraklarda doyurmak istiyoruz’ diyor. Köylüler bu projeye kesinlikle geçit vermeyeceklerini ifade ediyor” diye konuştu.

“Bu topraklar bizim yaşamımız, çocuklarımızın geleceğini altın için feda etmeyeceğiz”
Keşif sırasında Anadolu’da Bugün mikrofonuna konuşan yöre halkı, altın madeni projesine karşı olduklarını güçlü ifadelerle dile getirdi. Köylüler, bölgenin yalnızca geçim kaynakları değil, aynı zamanda yaşam alanları ve gelecekleri olduğunu vurguladı. Kurşunlu Mahallesi sakinlerinden Nagihan Hanım , yıllardır tarım ve hayvancılıkla geçimini sağladığını belirterek, köylerini terk etmeyeceklerini söyledi. Gözyaşları içinde konuşan Nagihan Hanım, “Biz köyümüzde köklerimizden, yeşilimizden, meramızdan ayrılmak istemiyoruz. Lütfen bizi köyümüzden koparmayın. Bizim burada mezarlarımız var, geçmişimiz var, anılarımız var. Hayvancılıkla uğraşıyoruz, tarım yapıyoruz, yumurta satarak geçimimizi sağlıyoruz. Ben nereye gideceğim? Hayvanlarımı nereye götüreceğim? Kırk yaşına gelmişim, çocuklarımı bu topraklarda büyüttüm. Onlar da burada doğdu, burada büyüyor. Biz bu köyü kolay kazanmadık. Ölürüz ama Kurşunlu’yu madencilere vermeyiz. Bu toprakları çocuklarımıza bırakmak istiyoruz” dedi.
“Havamız ve suyumuz için sonuna kadar direneceğiz”
Kurşunlu Mahallesi sakinlerinden Hasibe Demir köyün yalnızca yaşadıkları yer değil, vatanın bir parçası olduğunu belirterek, “Ben burada doğdum, burada büyüdüm, burada da ölmek istiyorum. Tek söyleyeceğim şey şu; eğer kendi köyümüzü koruyamazsak ülkemizi nasıl koruyacağız? Biz toprağımıza sahip çıkıyoruz. Bu mücadele sadece bizim değil, gelecek nesillerin de mücadelesi. Çocuklarımızın temiz havada nefes almasını, temiz su içmesini istiyoruz. Bunun için sonuna kadar direneceğiz” ifadelerini kullandı.
“Köyümü seviyorum, kimseye de vermeyiz”
Bir diğer köy sakini Ayşe Ülker doğanın geri dönüşü olmayan şekilde zarar göreceğini savunarak, “Köyümü seviyorum, kimseye de vermeyiz. Altıncıların eli boş kalsın. İnşallah bu projeyi gerçekleştiremezler. Buradaki dağlarımızı, ormanlarımızı, meralarımızı, su kaynaklarımızı tahrip etmesinler. Altın çıkarılır belki ama bozulan doğa bir daha geri gelmez. Biz çocuklarımıza beton değil, yeşil bir doğa bırakmak istiyoruz” diye konuştu.

Yıllardır çiftçilik yaptığını söyleyen başka bir mahalle sakini de, “Bizim burada tarlamız var, ekinimiz var, harmanımız var. Alın terimiz bu topraklarda. Biz bu köyü kimseye vermeyiz. Yıllardır ekip biçiyoruz, üretim yapıyoruz. Konya Ovası’nın bereketiyle geçiniyoruz. Haklı davamızı kazanacağımıza inanıyoruz. Devletimizin de sesimizi duyacağına inanıyoruz” dedi.
“Ata toprakları için sonuna kadar mücadele edeceğiz”
Fadimana Karakele ise atalarından kalan toprakları terk etmeyeceklerini belirterek, “Biz burada doğduk, burada büyüdük. Dedelerimiz, ninelerimiz burada yaşadı. Mezarlığımız burada, geçmişimiz burada, komşularımız burada. Kimse bizi bu topraklardan çıkaramaz. Gerekirse sonuna kadar mücadele edeceğiz. Biz altın değil, toprağımızı, suyumuzu ve yaşamımızı savunuyoruz” ifadelerini kullandı.

Keşif alanında toplanan çok sayıda vatandaş da sık sık “Toprağımıza dokunma”, “Altın değil yaşam istiyoruz” sloganları atarak projeye karşı tepkilerini dile getirdi.