Çumra’nın Fethiye Mahallesi’nde yetiştirilen ve kökeni 19. yüzyıla dayanan “sarı içli Tatar karpuzu” yeniden gündeme geldi. Ata tohumu niteliği taşıyan yerel karpuz çeşidinin tescillenmesi ve yeniden yaygınlaştırılması için çağrı yapıldı.
Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Acar, Çumra’nın Fethiye Mahallesi’nde üreticiler Mevlüt Temiz ve Naim Sert ile yaptığı görüşmede, bölgeye özgü sarı içli karpuzun geçmişine dikkat çekti.
Mahalle sakinleri, söz konusu karpuzun 1876 yılında Kırım Savaşı sonrası bölgeye yerleşen aileler tarafından Çumra’ya getirilen tohumlardan üretildiğini ifade etti. Halk arasında “Buz Karpuzu” ve zamanla “Tatar Karpuzu” olarak anılan çeşidin, bölgede uzun yıllardır yetiştirildiği belirtildi.
Dış kabuğunun beyaza yakın rengi nedeniyle “Buz Karpuzu” olarak da bilinen ürünün içinin sarı ve tatlı aromaya sahip olduğu, ayrıca bazı türlerinde çekirdek renginin kırmızı olduğu aktarıldı.
Üreticiler, bu ata tohumunun yalnızca Fethiye Mahallesi’nde değil, Çumra’nın Yörük, dağ ve Türkmen köylerinde de geçmişten bu yana yetiştirildiğini söyledi.

“BIÇAKLA DEĞİL YERE VURARAK KIRARDIK”
Üretici Mevlüt Temiz, çocukluk döneminde karpuzun at arabalarıyla taşındığını, bıçakla kesilmek yerine yere vurularak kırıldığını ve içinin geleneksel yöntemlerle karpuz pekmezi yapımında kullanıldığını anlattı.

“SUSUZ VE İLAÇSIZ ÜRETİM” VURGUSU
Mahalle sakinleri, geçmişte bu karpuzun neredeyse hiç su verilmeden ve minimum müdahaleyle yetiştirildiğini, buna rağmen yüksek verim alındığını ifade etti. Günümüzde ise gübre ve ilaç kullanımına rağmen aynı verimin elde edilemediği dile getirildi.
TESÇİL VE KORUMA ÇAĞRISI
Röportajın sonunda üreticiler, sarı içli Tatar karpuzunun tescillenerek korunmasını ve yeniden yaygınlaştırılmasını talep etti. Çumra Belediye Başkanı Mehmet Aydın öncülüğünde de tescil sürecine yönelik çalışmalar yürütüldüğü belirtildi.
Ata tohumu niteliği taşıyan bu yerel çeşidin, hem tarımsal çeşitlilik hem de kültürel miras açısından önemli bir değer olduğu vurgulanarak gelecek nesillere aktarılması gerektiği ifade edildi.