Tarihte büyük medeniyetlerin yaşadığı Anadolu coğrafyası, farklı dönemlere ait kalıntılara ev sahipliği yapıyor. İhtişamını binlerce yıldır koruyan antik kentler, ibadethaneler, tiyatrolar, kule ve kaleler, saraylar, çarşılar, anıtlar ve manastırlarla Anadolu, bir açık hava müzesi niteliği taşıyor. Ölülerin muhafazası amacıyla taş ve mermer gibi çeşitli madenler oyularak yapılan lahitlerin geçmişi, Antik Çağ'a kadar uzanıyor.
Sandık şeklindeki bu mezarların üzerinde ölünün kabartma heykeli ile süslemeler bulunuyor. Sanatsal motiflerle süslenen lahitlerde siyasi ve dini anlatılar tasvir ediliyor. Lahitler, bu yönleriyle yapıldıkları döneme ait bilgiler de içeriyor. Türkiye'nin çeşitli kentlerindeki müzeler, özgün hali korunmuş dünyaca ünlü lahit örneklerine ev sahipliği yapıyor. Tarihin ve sanatın ölümsüz detaylarını taşıyan lahitlerden Sidamara, İstanbul'da 121 yıldır sergileniyor.
Konya-Ereğli Karaman yolundaki Ambar köyünde bulunan ve bugün İstanbul Arkeoloji Müzelerinde görülebilen eserin geçmişi milattan sonra 2-3. yüzyıla dayanıyor. Lahit, 32 ton ile dünyanın en ağır lahdi olarak biliniyor. Konya Arkeoloji Müzesi'ndeki Herakles Lahdi, 1958'de bir inşaat yapımı esnasında bulundu.
Anadolu'da şimdiye kadar bulunmuş, yüksek kabartma tekniğinde yapılan Herakles lahitlerinin en iyi örneği olarak gösterilen lahdin, Pappa Antik Kenti ileri gelenlerinden birine ait olduğu tahmin ediliyor. Lahdin sandukasının dar yüzünde ölen kişi, diğer üç yüzünde ise Herakles'i anlatan mitolojik hikayeler betimlenmiş.
(Konya Haber)