Psikolog Kibar Özcan, depresyonun kişinin yaşamının herhangi bir döneminde travmatik olayların akabinde gelişebileceği gibi yaşamsal anlamda bir evreden geçerken de karşılaşılabilecek bir durum olduğunu aktardı.
Psikolog Özcan, "Bazı vakalarda depresyonu, geçmiş zamanlarda üzüntüsünü bastırmış kişiler yaşamaktadır. Diğer ruhsal hastalıklardan farkını net sınırlarla ayırmak mümkün olmasa da genel olarak çökkün duygu durum, işlevsel kayıplar, yaşam kalitesinin düşmesi, hiçbir şeyden haz alamamak, yeme-içme ya da uyku düzeninde belirgin artmalar ya da azalmalar, sürekli hüzünlü, üzüntülü hissetmek, unutkanlık, cinsel isteksizlik gibi durumlar bu hastalığın belirtileri arasındadır" dedi.
Tanıyı sadece uzmanların koyabileceğini söylen Psikolog Özcan, "Kişinin çevresinin veya kendisinin depresyon tanısı koyması bir anlam ifade etmiyor" diye konuştu.
"ZAYIFLIK DEĞİL, GERÇEK BİR HASTALIK"
Psikolog Özcan, depresyon için risk grubunda olan kişilerden bahsederek, kadınların erkeklere oranla depresyon vakalarında öne çıktığını ifade etti.
Depresyon yaşayan ya da geçirmiş kişilerin sağlıklı ya da sağlıksızlık olarak adlandırılmaması gerektiğini söyleyen Özcan, şunları söyledi:
"Düşük sosyoekonomik düzey, kadın olmak, madde ve alkol kullanımı, ebeveyn kaybı, ayrı yaşamak ya da hayatın sorumluluğunu tek başına alıyor olmak, işsizlik, tıbbi hastalıklar, kişilik yapısı, daha önce depresyon geçirmiş olma, düşük özgüven, kaygı problemleri, taciz ya da tecavüz öyküsü yaşama, stresli ve sorunlu bir yaşam geçirmek depresyona neden olabilecek ya da daha riskli bir grupta olmayı sağlayacak etkenlerdendir.”
Yaşamda başımıza gelen her olay ya da durumda kişinin alması gereken dersler olduğunu söyleyen Özcan, "Unutulmamalıdır ki depresyon bir kişilik zayıflığı değil, gerçek bir hastalıktır" dedi.
"DEPRESYON 100 KİŞİNİN 20'SİNDE GÖRÜLÜYOR"
Psikolog Özcan, depresyon tanısı koyabilmek için, hastanın bazı kriterleri taşıması gerektiğine de değindi.
Depresyonun yaşanan sürece bağlı olarak depresif belirtilerin en az 5 tanesini karşılıyor olması gerektiğini söyleyen Özcan, "Depresyon, tedaviyi başlatan bir uzman tarafından kontrol altına alındığı müddetçe daha erken bir iyileşme hali gözlemlenebilir. Depresyonda belirtiler 2 haftadan fazla sürüyorsa, kişi kendi kendine bu süreci halledemez hale geldiyse muhakkak destek almalıdır. İlaca ve tanıya yalnızca uzman denetiminde karar verilir. Sonraki süreçte ilaç hekim kontrolünde ya kullanılır ya da bırakılır. Depresyon süreci kişinin tek başına yöneteceği bir süreç değildir” diye konuştu.
Psikolog Özcan, “Depresif ruh haliyle hayatımızın bir bölümünde ya da bazı durumlarla karşılaşabiliriz, bu olağandır. Fakat yaşamda herkes depresyon atağı yaşar ya da herkes depresyona yakalanır demek yanlıştır. Depresyon, 100 kişiden 20'sinde rastlanabilecek bir hastalıktır. Burada kişilik özellikleri, cinsiyet faktörleri, yaşam standartları, kültür, eğitim seviyesi gibi birçok belirleyici faktör vardır" dedi.
DEPRESYONA TEKRAR YAKALANMA RİSKİ YÜKSEK!
Depresyon hastalığı geçirmiş bir hastanın iyileşme belirtileri gösterse de bu hastanın tamamen iyileştiğini söylemenin güç olduğunu aktaran Özcan, depresyona tekrar yakalanma riskinin yüksek olduğunu bildirdi.
Özcan, "Yaşanılan bu durumlar geçici iyilik hali olarak adlandırabileceğimiz bir durumdur. Eğer hastalık süresince yaşanan durumlar hastada yeniden anlamlandırılıp devam edilmezse aynı düşünce ve tavır döngüsü içerisine girmesi daha muhtemeldir. Depresyon yineleyici bir hastalıktır" dedi.
Travma durumu ile depresyonun ayrı ayrı ele alınması gerektiğini söyleyen Psikolog Özcan, "Travma ile depresyon aynı anlama gelmez. Depresyon tanısını koyabilmek için pek çok belirtinin hastada görülmesi gerekir. Depresyon nedenleri arasında travma da olabilir fakat travma yaşayan herkes depresyondadır diyemeyiz. Bir de depresyon sonrası iyileştiğini düşünen hasta ‘kapatamadığı yaraları bastırma, olmamış gibi davranma psikolojisi’ içine de girebilir. Bu durum hastanın tamamen iyileştiği anlamına gelmez. İyileşme hali ya da tedaviyi bırakma durumu danışanın tek başına alacağı bir karar değildir. Hastanın kendisini iyi hissediyor olması ya da öyle göstermeye çalışıyor olması yine kendisine verdiği zarardan başka bir şey değildir. Sıkıntıları unutmak insan için mümkün olmasa da asıl önemli nokta unutmadan kabullenerek ve daha doğru bir biçimde kendini önceleyerek, kişinin daha sağlıklı yaşamaya çalışmasıdır" diye konuştu.