Uğur Meleke: Solskjaer’in göreve geldikten sonra yaptığı olumlu hamleler var, bunu kabul etmek gerek. Daha az uzun vuran, geriden daha akılcı çıkmaya çalışan bir takım oldu Beşiktaş. Oxlade, Masuaku, Mario gibi oyuncularda da bir performans artışı var(dı). Ancak aynen Bronckhorst’ta olduğu gibi Solskjaer döneminde de rakipleri önlem almaya başladığında, B planı üretemedi Norveçli Hoca.
Konyaspor önde baskıyla siyah-beyazlıların oyun bağlantısını kesti ve sadece Masuaku’nun ortalarına kaldı Beşiktaş. Üzgünüm ama bir Giovanni van Solskjaer devam filmine benzedi bu iş.
Güntekin Onay: Beşiktaş'ın oyuncu grubu son derece vurdumduymaz ve gamsız. Öyle ki Gabriel Paulista’ya ayak kırıcı bir faul var, Beşiktaşlı oyuncuların hiçbirisi ne hakeme ne rakibe tepki göstermeyecek kadar gamsız. Aslında bu Beşiktaş’ın durumunu çok güzel özetliyor. Hırslı, isyankar, savaşçı bir oyuncu kadrosu ne yazık ki yok.
Beşiktaş’ın kalite problemi abartıldığı gibi değil ama oyuncu grubunun sahaya yüreğini koymaması ve karakter sorunu ortaya böyle sonuçlar çıkartıyor. Beşiktaş’ın Josef de Souza, Atiba, Fabian Ernst hatta Tosic gibi yürekli oyuncuları yok. Sorun burada. Solskjaer de bu oyuncu grubunu hizaya getirecek bir teknik adam profili değil.
Fırat Aydınus: Beşiktaş'ın Gaziantep karşısında 10 kişi kalmış rakibinden gol yiyerek evinde mağlup olması, yine 27. dakikada 10 kişi kalmış Konyaspor karşısında geriye düşmesi ve akabinde 64’te 9 kişi kalmış rakibi karşısında gol bulamayıp, mağlup olması sadece teknik adam veya futbolcu bazında açıklanabilecek bir durum değil.
Son yıllarda her teknik adam değişikliğinde yaşanan birkaç haftalık dokunuşun sonrası Beşiktaş’ın tekrardan aynı döngü içine girmesi sorunun çok daha geniş kapsamlı ve derin olduğunun göstergesi.