Konya
Açık
21°
Aksaray
Açık
19°
Karaman
Açık
21°
Fatih Talayhan profil resmi
anadoludabugun.com.tr Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
[email protected]
Tüm Yazıları

Bu sevda bitmez

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Türkiye’de en güçlü sevda nedir diye sorsalar, çoğu insan aşkı, parayı ya da futbolu söylemez.

Bence bu ülkedeki en büyük sevda, koltuk sevdasıdır.

Bir insanın sizi gerçekten sevdiğinden bile yüzde 100 emin olamazsınız. Karşınızdakinin sevincinizle sevindiğinden, üzüntünüzle üzüldüğünden bile şüphe edersiniz. Ama konu makam olunca bazı insanların sevgisinden hiç kuşku duyulmuyor. Öyle bir bağlılık ki bu, yıllar geçiyor, şartlar değişiyor, yaş ilerliyor ama o koltuk bir türlü bırakılamıyor.

Şimdi benim anlamadığım şu: Bu memlekette yasa var, kanun var, nizam var. Belli bir yaştan sonra ev alıp satarken bile akıl sağlığı raporu isteniyor. Yani sistem diyor ki: “Bu insan verdiği kararın farkında mı?”

Peki aynı hassasiyet neden ülke yönetirken, kurum yönetirken vesaire, neden gösterilmiyor?

İnsan bazen hayret ediyor. Ayakta durmakta zorlanan, iki cümleyi toparlayamayan insanlar hala makamlarda oturuyor. Oysa makamların hemen hepsi sadece yetki değil; enerji, refleks, dirayet ve temsil gücü de ister.

Çünkü makam dediğin şey sadece oturulacak bir sandalye değildir. Gerektiğinde yük taşıyabilmek, karar verebilmek, sorumluluk alabilmektir. Ama bizde belki de yüzyıllardır koltuk görev olmaktan çıkmış, kimlik haline gelmiş vaziyette. Öyle ki bırakamıyorlar.

Bu nedir arkadaş? Koltuk değil de sanki Yüzüklerin Efendisi’ndeki yüzük…

Koltuğu volkanik dağdan aşağı atsan arkasından atlayacak insanlar var.

Üstelik mesele sadece siyaset de değil. Her yerde aynı manzara. Bir makam ele geçirildi mi artık ömür boyu kullanım hakkı alınmış gibi davranılıyor.

Sonra dönüp gençlere nutuk atılıyor, “Fatih, İstanbul’u fethettiğinde senin yaşındaydı” diye. İyi güzel de, kimse Akşemseddin olmayı kabul etmiyor. Ne yol gösteren var ne de yoldan çekilen var…

Bu ülkede gençlerden başarı bekleniyor ama yetki verilmiyor. Tecrübe aktarılmıyor, alan açılmıyor. Herkes değişim istiyor ama kimse kendi koltuğundan vazgeçmek istemiyor. İşin en ironik tarafı ise şu, sorsanız hepsi demokrasi savunucusu...

Bir de son yılların sihirli kelimesi var: “İstikrar.”

Ne zaman değişim konuşulsa hemen o kelime çıkar ortaya. “İstikrar” denildiğinde “Falanca kişi koltuğuna yapışsın” şeklinde algı oluşuyor. Halbuki istikrar bu değil. Kurulan sistem doğruysa ve işlemeye devam edersen istikrarı korumuş oluyorsun zaten. Yani istikrar için kişiler değil sistem önemli.

Demokrasi sadece seçmek, seçilmek olmamalı, gerçek bir demokrasi sevdalısıysan, ülkeni ve milletini seviyorsan “Vakit tamam, artık bayrağı devredelim” deyip bırakman da icap eder bence...

Esenlikler...

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız