CHP’nin İçindeki Truva
Orta Anadolu topraklarında Kurban Bayramı’nın hâlâ güçlü bir iç dinamikle yaşatıldığına inananlardanım.
Kendine özgü bir ruhu, kendine özgü bir anlayışı vardır.
Sabahın ilk ışıklarıyla camide bayram namazı…
Ardından kurban telaşı…
Çoluk çocuk, büyük küçük bir araya gelen aileler…
İşte Orta Anadolu’nun bayramı biraz da budur.
Bayram tatili olsa bile o ritüel tamamlanmadan insanlar yola çıkmaz. Çünkü burada esas olan kaçamak tatiller değil, birlikteliktir. Çocuğun da beklediği odur, dedenin de ninenin de…
Rabbim; çocuklarımıza, ailelerimize kurbanın bir teslimiyet, paylaşmak ve yakınlaşmak olduğunu öğreten bu toplumsal ruhu bizlerden eksik etmesin diyelim.
Kurban Bayramı’na girerken Türkiye siyasetinde ise oldukça sıcak gelişmeler yaşandı. Ana muhalefet partisi CHP’de konuşulan “butlan” tartışmaları siyasetin gündemini bir anda değiştirdi. Açıkçası şaşkınlık verici olduğu kadar, “bundan sonra ne olacak?” sorusunu da beraberinde getiren bir süreç yaşanıyor.
Sanırım CHP tarihinde ilk kez; TOMA’larla, kolluk kuvvetleriyle, parti binasına girmeye çalışan CHP’liler ve içeriden çıkmak istemeyen CHP’liler gibi çok ilginç görüntüler oluştu.
İnanılır gibi değil…
Ama bence artık şuna inanmak gerekiyor:
“Bu kadar da olmaz” dediğimiz ne varsa oluyor ve olmaya da devam edecek.
Acaba CHP’nin içindeki Truva atı Kemal Kılıçdaroğlu muydu?
2023 seçimlerinde adaylık sürecini zorlayan irade ile bugün geri dönüş ihtimalini hazırlayan yapı aynı mıydı?
Asıl tartışılması gereken konulardan biri de bu bence.
Benim öngörüm şu:
Kılıçdaroğlu cephesi, yasa ve anayasa vurgusuyla süreci mümkün olduğunca uzatmaya çalışacaktır. Yaklaşık bir yılı aşabilecek bir bekleme süreci bile olabilir. Bu süreçte parti içerisindeki delegasyon yapısının yeniden şekillendirilmesi ve daha sadık bir yapı kurulması hedeflenebilir.
Sonrası mı?
Sonrası yeniden genel kurul ve yeniden genel başkanlık yarışı…
Kemal Bey’in rotası bana göre belli.
Peki ya rotası belirsiz olanlar?
Özgür Özel’in yarın Kemal Bey’le el sıkışıp yola devam etmeyeceğini de kimse kesin olarak söyleyemez. “Olmaz” demeyin… Siyaset, dün imkânsız denilenlerin bugün mümkün olduğu bir alan hâline geldi.
Adı Özgür ama kendi özgürlüğünü bulamayan Özgür Özel, bu büyük siyasi yapı ile nasıl mücadele edecek?
“A, B, C planlarımız var” deniyordu.
Peki plan neydi?
Yağmur altında yürüyüş yapmak mı?
Siyasette unutulmak çok hızlı olur. “Milletin sinesine döneceğiz” söylemi tek başına yetmez. Görünmediğiniz anda yavaş yavaş yok olursunuz.
Yeni parti mi kurulacak?
Finans bulunabilecek mi?
Seçime girilebilecek mi?
Başka bir partiye mi geçilecek?
Bugün sol siyasette gidilebilecek alan zaten oldukça daralmış durumda.
Bana göre İmamoğlu ve Özgür Özel’in “yenilikçi CHP” çıkışı; koltuğu bırakmak istemeyen iç hegemonya ile başarıyı paylaşmak istemeyen siyasi iktidar arasında sıkışıp kaldı. Daha tam başlamadan yıprandı diyebiliriz.
Gürsel Tekin’le başlayan süreç aslında bu gelişmelerin fragmanıydı. Sayın Özel ve ekibi bunu ya hafife aldı ya da farklı bir çıkış yolu üretemedi.
Kaleyi içeriden çökertecek bir siyasi hazırlığın bu kadar güçlü olacağını sanırım onlar da öngöremedi.
Bundan sonrası mı?
Sadece CHP için değil, tüm muhalefet açısından bir silkelenme dönemi gerekiyor. Ama siyaset dediğimiz alan; makamın, unvanın ve menfaatin çoğu zaman ideallerin önüne geçtiği bir yer hâline geldi maalesef.
“Vatan, millet, Sakarya” söylemleri artık birçok kişinin dilinde var ama gönlünde ne kadar var, işte orası tartışılır.
Çünkü insanların vazgeçemediği tek şey güç…
Ama insanoğlu bir gün şunu da anlayacak:
Gücün de tükenebilen bir şey olduğunu…
Sizleri sırrın sahibi Rabbime emanet ediyorum.