Açık Kapı
“Kapını herkese aç ama sadece sevdiklerin içeri girebilsin.”
Anlaşılmayan bir cümle değil aslında. Bazen neden mutsuz olduğunu bile anlamazsın. Dışarıya kendini kapattığında mutsuz olursun. Belki de kapını herkese açmışsındır. İki durumda da mutsuzluk vardır. Kapı da filtreleme yapmadan veya yargılamadan herkesi içeri aldığında evin dağılmış, duvarların hasar görmüş belki pencerelerin kırılmıştır.
İçeridekilere de kızamazsın, onları içeri alan da sensindir. Sınırların kalmamış tüm alanların istila edilmiştir. Seni üzmekten korkmayan insanlar yetiştirirsin orda. Ne yaparlarsa yapsınlar içerdedirler sonuçta seni kırmaktan veya üzmekten çekinmezler.
Diğer seçenek de herkesi dışarda bırakıp kapıyı kapatmak ama dışarıya kendini kapattığında da mutsuz olursun.
Aslında kapını kapatmanın birçok sebebi vardır. Kırıldığın duyguların. Yaşadığın haksızlıklar vs.
Ama içeride yalnız olduğun için mutsuz olursun.
Sana destek olacak yanında olacak insanları da dışarıda bırakmışsındır. Sonra nedenlerin başlar. Neden böyle oldu? Neden kimse yok? Neden mutsuzum?
Aslında sebebi sensin...
O kapıyı kapatan sensin ama öyle bir yere gider ki kapının varlığını bile hatırlamazsın. Dışarıya kapattığın kapıyı unutursun. İçerideki yalnızlığınla kalırsın.
E bu kapıya ne olacak? Burada başta yazdığım cümleyi tekrar oku.
Kapı herkese açılacak ama öyle sınırların olacak ki sadece sevdiklerin içeri girebilecek.
Kendi sınırlarını belirlediğinde ortada kapıda olmayacak. Kendini kendinden bile koruyabilecek seviyeye geleceksin. “Bir şey olmaz” diye her önüne gelen geçemeyecek o sınırdan. Geçenler de neden geçtiklerinin farkında olacak.
İçeride kalanları gururlandıracak dışarıda olanlar saygı gösterebilecek duruma getireceksin. Biraz sert mi oldu?
Aslında olması gereken bu bence yani, naçizane fikrimdir.